Aradığınızı Bulacaksınız...

Patronunuzu dövebileceğiniz festival: Takanakuy

Patronunuzu dövebileceğiniz festival: Takanakuy


Peru’nun And Dağları bölgesinde yaşayan Santo Tomás şehrinde çok farklı bir festivali var. Adı Takanakuy (Taky Unkuy).  Bütün yıl boyunca kasabanın sakinleri arasında yaşanan anlaşmazlıklar ve içlerinde biriken öfkeler bu ‘toplu dövüş’ festivalinde yumruklar ve tekmeler şeklinde ortaya dökülüyor. Festivale katılmak isteyenler için maske takmak zorunlu olduğu için sizi işten çıkaran patronunuzu da dövebiliyorsunuz, kiranızı arttıran ev sahibinizi de. Tabii hedeflediğiniz insanları o karmaşada denk getirebilirseniz.
Takanakuy festivali, Güney Peru’daki 77.000 nüfuslu Chumbivilcas bölgesine ait bir gelenek. Bölgenin başkenti Santo Tomás ise en yakın şehirden araba ile 10 saat uzaklıkta bir mesafede bulunuyor. Çeşitli ulaşım zorlukları ve doğal şartlar sebebi ile bu alan, ülkenin en yoksul bölgelerinden biri olarak kalmış. Burada yaşayan gençlerin birçoğu 16 yaşına geldiklerinde altın madenlerinde çalışmak için evlerini terk ediyorlar genellikle.
Bölgeye ulaşımın bu kadar zor olmasının bir başka ilginç getirisi de var: Bölgede düzeni sağlamak ile görevli her hangi bir polis, askeri varlık ya da hükümet hizmetleri bulunmuyor. Dağlarda modern hayatın lükslerinden uzakta yaşayan ve İspanyolca yerine Quechua dilini konuşmayı tercih eden bölge insanları uzun yıllar boyunca diğer bölgelerde yaşayan Perulular ve turistler tarafından ‘tehlikeli’ olarak görülüyordu. Fakat Takanakuy adı verilen bu farklı gelenek bölgede çekilen belgeseller sayesinde dünyada çok bilinir hale geldiğinden belli özellikle festival zamanına denk gelen Noel tatili döneminde bölgeye yoğun bir turist akımı oluyor. Gerçi bunda şaşırılacak bir şey yok. Kim yeni yıla evde mandalina soyup Acun Ilıcalı şovlarını izleyerek girmek ister ki elde böyle güzel bir alternatif varken.
Festival öncesinde yapılanlar belki festivalin kendisinden daha eğlenceli. Bütün kasaba sanki toplu bir bar kavgasına hazırlanır gibi bir hafta boyunca sokaklarda geleneksel müzikleri eşliğinde içerek dans ediyor. Kasabanın sokaklarında yürüyen bu sarhoş kalabalık hâlâ evlerinde olanları da dışarı çağırıyor. Uzun yıllar önce festivalde toprağınıza sahip olan ağayı da dövebilme ihtimaliniz olduğu için geleneksel maskeler ile yüzünüzü gizlemenin yanı sıra çok ince bir ton ile konuşarak sesinizi gizlemeniz de çok önemli. Yani aşağı yukarı ortaya çıkan manzara şu: Birbirlerinin ağzını-burnunu kırarken serçe gibi civikleyen bir kasaba dolusu insan.
Festivalin Noel dönemine denk gelmesi ise tesadüf değil. Amaç, bütün yıl arkadaşlar, aile üyeleri, kasaba sakinleri arasında birikmiş her türlü öfkeyi ortaya dökerek yeni yıla taze bir başlangıç ile giriş yapmak. Katılımda herhangi bir cinsiyet ya da yaş sınırlaması yok. Yaşlılar, kadınlar, çocuklar… Kasabada yaşayan herkes festivale dâhil oluyor. Elbette festivalin güncel yorumu biraz daha kontrollü. Bütün kasaba halkı aynı alanda toplanıyor ve bire bir yapılan dövüşler ile herkes kiminle derdi varsa onunla ringe çıkıyor. Sarılma ile başlayan dövüşler tekrar sarılmalar ile bitiyor.
Bu dövüş karnavalının tam olarak ne zaman bir gelenek haline geldiği bilinmemek ile birlikte isminin İspanyol istilacılara ayak direyebilen son İnka kralı olan Tupac Amaru’dan geldiği biliniyor. Tupac Amaru, bütün Güney Amerika’da – özellikle de yerel kabileler arasında – direniş ve bağımsızlık kavramlarının en önemli sembollerinden biri. Festivalin de zamanında bütün kıtada fırtına gibi esen İspanyol koloniyalizmine bir tepki olarak ortaya çıktığı tahmin ediliyor.
Bilmiyorum, belki bu geleneği ‘şiddet yanlısı’ ya da ‘barbar’ olarak etiketlemek de mümkündür ama fikir bana o kadar kötü gelmedi açıkçası. Memlekette adalet kavramını toptan kaybettiğimiz şu günlerde fena mı olurdu maskeleri suratımıza geçirip bir güzel birbirimizin ağzını-burnunu kırsak! Yeni yıl yaklaşıyor, bilginize. Ben şahsen ortaokulda benim vatkalı ceketim ile bütün sınıfın ortasında dalga geçen bazı ‘arkadaşlarımdan’ başlayarak çetelesini tuttuğum bir gurup insanı “Şok kampayna: Yılbaşında ucuza Peru turu!” ayağına bu festivale götürmeyi planlıyorum. “Dans edip içeceğiz, çok eğleneceğiz” diye kandıracağım hepsini. Jet Li filmleri izleyerek idmanıma başladım bile. Yılların intikamını tek seferde alıp yeni yıla pamuk gibi rahatlamış bir şekilde başlamayı planlıyorum. Ama aramızda kalsın ha, kimse Melih Başgan’a bu festivalden bahsetmesin. Duyduğu anda Ankara Adliyesi’ni yıktırdığı gibi yerinde kalan boş alanda milleti dövüştürmeye başlar. Aman diyeyim. 
Share on Google Plus

About İbrahim Can Gezer

This is a short description in the author block about the author. You edit it by entering text in the "Biographical Info" field in the user admin panel.
    Blogger Comment

0 yorum:

Yorum Gönder