2 Ekim 2014 Perşembe

WHO, ölümcül bakteriler için alarm verdi

WHO, ölümcül bakteriler için alarm verdi

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), antibiyotiğe karşı dirençli bakterilerin kâbus gibi bir gelecek getirebileceği yolunda uyarıda bulundu, görünüşte basit olan kesikler ölümcül hale geliyor ve şu anda rutin işlemler bile gerçekleştirilmesi çok riskli bir hal alıyor. Sorun üzerine ilk küresel raporun yayınlanması sonucunda WHO ortaya çıkan direncin ve yeni antibiyotiklerin geliştirilmesinin durdurulması amacıyla daha büyük gayret gösterilmesi çağrısında bulundu.
WHO'nun sağlık güvenliği konusundaki müdür yardımcısı olan Keiji Fukuda, şöyle diyor: “acil, koordine bir kampanya olmadan, dünya antibiyotik sonrası bir döneme doğru ilerliyor; onlarca yıldır tedavi edilebilen yaygın enfeksiyonlar ve küçük yaralanmalar ölümcül olabilir. Etkili antibiyotikler bizlerin daha uzun, daha sağlıklı bir şekilde yaşamızı sağladı ve modern tıptan fayda görmemize yardımcı oldu. Enfeksiyonları önlemek için gayretlerimizi artırmak amacıyla belirgin girişimlerde bulunmazsak ve antibiyotikleri üretme, reçete etme ve kullanma biçimimizi değiştirmezsek, dünya bu küresel ve toplumsal sağlık araçlarından daha fazlasını kaybedecek ve sonuçlar çok yıkıcı olacak”.
Rapor yaygın, ciddi hastalıklardan sorumlu olan yedi adet bakteride antibiyotik direnci üzerine odaklanmış. Direnç en fazla Klebsiella pneumoniae bakterisinde bulunuyor, bu bakteri hastanelerden alınan zatürree gibi enfeksiyonlara yol açan yaygın bir bağırsak florası bakterisidir ve çoğunlukla yeni doğanlar ve yoğun bakım biriminde yatan hastaları hedef alır. K. pneumoniae bakterisiyle karşılaşmış kimselerin yarısından fazlası için antibiyotik olarak son çare olan carbapenem'in, WHO tarafından yapılan araştırmaya göre dünya üzerindeki altı bölgenin hepsinde bulunan bazı ülkelerde işe yaramadığı ifade edilmiştir.
Laura Piddock, Birleşik Krallık'taki Birmingham Üniversitesi'nde mikrobiyolog olarak çalışmakta olup, bu sonuçların yürütücüsü olduğu Antibiotic Action kampanyasının neden önemli olduğunu ortaya koyduğunu söylüyor. Kullanılan her bir antibiyotiğe karşı hemen bir direnç gelişiyor diyen Piddock, sözlerine şöyle devam ediyor: “Küçük bir molekül, yaygın antibiyotik veya bakteriyofaj olması mühim değil. Bakteriler çok hızlı üredikleri için bu her zaman gerçekleşecek bir durum”.
WHO'nun tavsiyeleri, bu üreme hızını yavaşlatacak biçimde, yalnızca gerçekten ihtiyaç duyulduğu zaman antibiyotiklerin kullanılması üzerine önlemler alarak ve Piddock tarafından da ciddi destek gören davranışlar geliştirmek üzerine kurulu. Piddock, antibiyotikler gibi ucuz, kısa süreli kullanılan ilaçlar için sınırlı kâr elde etme fırsatının, pek çok farmasötik şirketin bunları üretmemesi anlamına geldiğini söylese de "borular henüz tam olarak kurumuş değil" benzetmesini yapıyor.
Piddock'a göre Nisan 2014'te yayınlanmış bir çalışmada en az 39 antibakteriyel bileşiğin klinik çalışmalara girdiği görülüyor. Bunların yirmi beşi Faz II veya III klinik deneylerde kullanılıyor, üçü ise ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından onay bekliyor.
Yaygın bir düşmana karşı beraber çalışmak
GSK'nin polipeptid deformilaz inhibitörü GSK1322322 gibi ilaçlar, “dikkatli iyimserlik” yaratan klinik deneylerde görülüyor.
İlaç devi GlaxoSmithKline, antibiyotik geliştirmeye önem veriyor ve Faz II deneylerde iki, Faz III'te ise bir antimikrobiyal ilacı var. Bir sözcü, “Antibiyotik direnci, çözmek için taraflardan biri olduğumuz bir sorun, ancak hiç bir şirket bunu kendi başına yürütemez” diyor. “Antibiyotik araştırmaları, açık fikirlilikle bilgi paylaşımı üzerinden yürümesi gerektiğine inandığımız bir alan ve devlet-özel sektör işbirliklerinin faydalı olacağına inanıyoruz”.
Kraliyet Kimya Derneği (RSC), antibiyotik araştırmaları için bir yol olarak devlet-özel sektör işbirliklerine destek veriyor ve çapraz disiplinlerin bulunduğu araştırmalara ödenek sağlamayı artırmasını Birleşik Krallık hükümetinden istiyor. “WHO raporunda özetlenen halk sağlığı acil durumundan kaçınmak için bütün antimikrobiyal araştırma topluluğu beraber çalışmalı ve yeni antibiyotik araştırmalarını canlandırmalıdır” diyen James Hutchinson, RSC'nin yaşam bilimleri alanındaki kıdemli program müdürüdür. RSC'nin katıldığı ve 2013 yılında gerçekleştirilen bir ankette Birleşik Krallık nüfusunun %63'ü antibiyotik araştırmalarının devlet ve özel ödenekleri birleştirilerek desteklenmesi gerektiği ortaya çıktı.
Piddock, sıklıkla göz ardı edilen unsurlar üzerine bütün antibiyotik geliştiricilerinin odaklanması şart olan önemli bir alana işaret etti. Geliştirilen bu bileşikler, direncin gelişmesini en aza indirecek dozlama stratejilerini mi kullanıyor? Bu soruya bildiğim kadarı ile henüz yanıt verilmedi. Şu anda dozlama stratejileri zehirlilikten kaçınmak ve en yüksek etkinliğe ulaşmak için yapılıyor. Hepimiz, doz çalışmalarını direnç gelişmesini en aza indirgemek için tavsiye ediyoruz”.
Antibiyotiklere karşı gelişen direnç, dünya çapında hızla bir sorun haline geliyor © WHO

Share:

0 yorum:

Yorum Gönder