Aradığınızı Bulacaksınız...

Uykumuza ne oldu?

Uykumuza ne oldu?
Uyku; her canlının sahip olduğu en temel biyolojik davranışlardan biridir. Bazı canlılar karanlıkta uykuya dalarken, bazı canlılar ise aydınlıkta uykuya dalarlar. Bazen bir saniye uyuyabilen canlıların varlığını öğrenebilir, bazense aylarca uykuda geçiren canlıların olduğunu duyarsınız. Her gece yaptığımız bu temel davranışın aslında ne olduğunu, niçin yaptığımızı çoğunlukla uyku ile ilgili problemlerimiz baş göstermeye başlamayana kadar düşünmeyiz. Problemlerimiz ile birlikte neden uyuyamadığımız veya neden hep uyumak istediğimizi, uyanık kalamadığımızı sorgulamaya başlarız. Bu hususları uzun yıllardır uyku nörobilimcileri de merak etmekte, sorgulamakta ve cevaplar alabilmek için çalışmalar yapmaktadır.
Ortalama bir insan ömrünün %36’sını uykuda geçirmektedir. Bu 90 yıllık bir ömrünüz var ise 32 yılını uykuda geçireceğiniz anlamına gelir. Bu kadar süreyi neden uykuda geçiriyoruz sorusu araştırmacıların yıllardır ilgisini en üst seviyede çekmektedir. Uyku halen bir çok gizemi içinde barındırsa da yapılan çalışmalar sonucunda neden uyuduğumuzun bazı nedenleri gün yüzüne çıkmış durumdadır. Öncelikle, uykunun organizmanın yenilenmesi için vazgeçilemez bir yaşam parçası olduğu sadece uyku sırasında beyinde aktivite kazanan genlerin sayesinde metabolik temizliğin yapıldığı gerçeği ile ortaya konulmuştur. İkinci bir teoride ise uykunun, organizmaların enerji tasarrufu ile birebir ilgili olduğu yönündedir. Vucudun günlük enerjisini sağlayabilmesi için uyku süreci içerisinde kendini şarj ettiği düşünülüyor. Üçüncü en önemli neden ise beyin işleme ve hafıza sistemlerinin güçlendirilmesi olarak düşünülüyor ki bu uykunun hafıza ve öğrenme gibi bilinçsel faaliyetlerdeki önemini ortaya çıkaran bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor.1
İnsanlar karanlıkta uykuya dalan canlılar grubunda yer almaktadır. Bundan yüzyıllar yıl öncesinde Thomas Edison'ın ampülü bulmadan önceki zamanlardaki insanlar; güneşin ışıkları ile uyanır, batması ile de uykuya dalarlardı. Günümüzde aydınlatma sistemleri ve teknolojileri ile karanlığın hükümdarlığına son vermiş insanoğlu gelişen teknolojilerle inşaa ettiği hiç uyumayan metropollerde normalde sağlıklı bir uyku için gerekli olan en önemli faktör karanlığı artık dilediği gibi kontrol altına alabiliyor. Bu gelişme uyku alışkanlıklarımızın değişmesine neden olmuş ve bizleri sağlıklı bir uykuyu arar hale getirmiştir. Evet, yanlış okumadığınız uyku kazanılabilen ve değiştirilebilen bir alışkanlıktır. Bu konuda beynimizin değişen sinyalleri işleyip uykuyu bu uyarıcalara göre  adapte ettiği son çalışmalarda ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte internet teknolojileri, sohbetler, modern insanın iş yükünü karanlığa taşıması, gece uzun daha çalışırım anlayışlarının oluşması bu en önemli yaşam davranışı olan uykunun haklarını gasp etmiş ve uykuyu bizlere küstürmüştür.  Halbuki uyku engellenmemesi ve ondan kaçınılmaması gereken en önemli sağlık parametrelerimizden biridir. Bugün hiç kimse kan dolaşımımı engelleyeyim diye düşünmez ama söz konusu uyku olunca sanki vakit kaybımış gibi çoğunluğumuz onu engellemek için kafein, kahve, sigara ile uyarıcalar gönderip bu en önemli hayati davranışımızı sekteye uğratmaktan hiç çekinmeyiz. Veriler gösteriyor ki gençlik çağında bulunan bir bireyin ortalama 8 saatlik bir uykuya ihtiyacı bulunmaktadır.  Bundan 100 yıl önce yetişkinlik öncesi insanlar yaklaşık 9 saatlik uyku uyurken bu süre günümüzde 6,5 hatta 5 saate düşmüş durumda, üstelik düzenli olarak da değil.  Bu bir genç için beynin kendi ihtiyacını karşılaması adına yeterli olamayacak düzeyde bir süre. Sonuç olarak tüm bu engellemeler, gün içerisinde halsizlik, uykusuzluk, dikkatsizlik, hafıza kaybı problemlerine neden olmaktadır. Yapılan gözlemlerde Amerika’da her yıl otobanda 100.000’den fazla kazanın uykusuzluğa bağlı dikkatsizlikten kaynaklandığı ortaya çıkmıştır.
Yakın zamanda yapılan bir çalışmada, beyinde uykudan sorumlu bölgelerin ve hücrelerin varlığına rastlanıldı dahası bu sistemlerin nasıl uyku oluşturduğu da çözüldü.2 Kahve, sigara gibi kafein ve nikotin içeren ürünlerin uykuyu tetikleyen molekülleri beyinde engellediği ve beynin uyanık kalmasını sağladıkları ortaya çıktı. Doğal olarak beyin bir kez bu maddelere alıştırıldı mı beyine her gelen uyku ve yorgunluk mesajında kendinizi iyi hissedebilmek adına  refleksel olarak bu ürünleri tüketme isteği oluşuyor. Bu bir süre sizin kendinizi iyi hissetmenizi sağlasa da sonuç olarak bu da uykusuzluğunuzun giderek kronik hale gelmesine neden oluyor. Bu durumdan çıkabilmek için de uyku ilaçlarına, alkole başvuruluyor ve bu, bireyleri doğal uyku kalitesinden uzak ne kadar uyulursa uyunsun halsiz hissedeceği bir sürece itiyor. Halbuki bu maddelerin oluşturduğu uyku asla doğal bir uykunun yerini tutamaz.
Bireysel ve toplumsal stresler, internet ve iletişim teknolojileri, modern insanı bekleyen onlarca iş yükü derken farkında olmadan sağlıklı bir hayat için vazgeçilmez olan uykumuzu kaybetmeye veya kalitesizleşen bir uyku çemberine düşmeye başlıyoruz. Son zamanlara araştırmacılar tarafından yapılan çalışmalar gösteriyor ki uyku alışkanlıklarını düzensizleştiren bireylerde konsantrasyon ve dikkat eksikliği, sağlıklı düşünememe gibi bilinçsel problemlerin yanında bağışıklık sistemlerinin zayıflaması, obezite, diyabet, kalp ve damar hastalıkları hatta kanser risklerinin arttığı görülmüştür. Araştırmacılar modern çağ insanının tüm problemlerinin altında uykusuzluğun ve uyku alışkanlıklarının düzensizleştirilmesinin önemli rol oynadığını düşünmekteler.
Tsukuba Üniversitesi Uluslararası bütünleştirici uyku tıbbı enstitüsünün (WPI-IIIS) ev sahipliği yaptığı seminerde konuşma yapan Kanada Dalhousie Üniversitesi'nden Dr. Kazue Semba uykusuzluğun günümüzde gittikçe kronikleşmeye başladığını ve bu gerçeğin kendilerini kronik uykusuzluk problemlerini anlamak için fare deneyleri dizayn etmeye ittiğinden bahsetti. Farelerin gündüz uyuyup, gece uyanık olan canlılar olması sebebi ile deneyleri bu gerçeğe uygun gerçekleştiren Dr. Semba ve ekibi bir takım stres faktörleri ile uzun süre fareleri uykusuz bırakarak onların belli bir süre sonra kronik uykusuzluk problemi oluşturmasını sağladılar. Farelerin tekrar uyku düzenini sağlamak için yapılan müdahalelerde fareler her ne kadar uykuya dalıp uyku sürelerinin uzatmaları sağlansa da uyku kalitesinin maalesef eski düzeye gelmediğini gözlemleniyor.3,4 Yaptıkları çalışmalardauykusuzluğu alışkanlık haline getirmiş bireylerin uyumayı başarsalar da uzun bir süre eski uyku kalitelerini yakalayamadıklarını gösteriyor. Bununla birlikte halk arasında pinikleme olarak da bilinen mikro uykunun beyindeki sinir proteinlerinin etkileşiminin doğal bir sonucu olduğu da düşünülmektedir. Ayrıca sağlıklı bir uyku için uyulunan yerin de etkisi vardır. Genel olarak yeterince karanlık, serin ve iyi bir yatağın uyku kalitesini artırıcı etki yaptığı gözlemlenmiştir. Dikkat edilmesi gereken husus ise çok uzun saatleri uykuda geçirmek kaliteli bir uyku anlamına gelmediği gibi negatif etkiler doğuracak bir sürece sizi götürebilir.
Sonuç olarak, Uyku en az kan dolaşımımız kadar ihtiyaç duyduğumuz sağlıklı yaşam faktörlerimizden biridir. Sağlıklı uyku beyne öğretilen bir adaptasyon ve alışkanlıktır. Uykunuzu hafife almayın eğer uyuma ihtiyacınız varsa uyuyun, onu engellemeye çalışmayın zira uykuyu engelleyerek yaptıklarınızı sonra da yapabilirsiniz fakat uyku alışkanlığınızı bozup onu kendinize küstürürseniz bir daha onu çok ararsınız.

Referanslar:
1: TedTalks
2: Lazarus M, Shen HY, Cherasse Y et all. “Arousal effect of caffeine depends on adenosine A2A receptors in the shell of the nucleus accumbens”. J Neurosci. 2011 Jul 6;31(27):10067-75. doi: 10.1523/JNEUROSCI.6730-10.2011.
3: Deurveilher, Samuel; Ryan, Nathan; Burns, Joan; et al. “Social and environmental contexts modulate sleep deprivation-induced c-Fos activation in rats” BEHAVIOURAL BRAIN RESEARCH, Volume: 256   Pages: 238-249   Published: NOV 1 2013
4: Briggs, C. L.; Hirasawa, M.; Semba, K. “ASTROCYTIC GLT-1 APPOSITION ON SLEEP/WAKE-PROMOTING FOREBRAIN NEURONS IS REDUCED FOLLOWING ACUTE SLEEP DEPRIVATION IN RATS” Annual Meeting of the Associated-Professional-Sleep-Societies (APSS) Location: Boston, MA Date: JUN 09-13, 2012
Share on Google Plus

About İbrahim Can Gezer

This is a short description in the author block about the author. You edit it by entering text in the "Biographical Info" field in the user admin panel.
    Blogger Comment

0 yorum:

Yorum Gönder