18 Ekim 2014 Cumartesi

TARİHİ DEĞİŞTİREN LİDERLER-KRAL ŞARLMAN

KRAL ŞARLMAN

Kral Şarlman

Batı Avrupa’daki Hıristiyanlar’ın yaşadığı toprakları ilk kez birleştirmeyi başaran Frank Kralı Şarlman (742-814) Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu’nun da ilk hükümdarıydı . Batı Avrupa’nın siyasal, dinsel ve kültürel yapısını önemli ölçüde etkileyen güçlü bir yönetici ve cesur bir savaşçı olarak ortaçağ boyunca birçok Avrupa ülkesinin edebiyatına girmiştir.
Şarlman, Frank Kralı III. Pepin’in (Kısa) büyük oğlu, İspanya üzerinden Avrupa’ya giren Arap ordularını Poitiers’de (Puvatya) durduran Franklar’ın komutanı Charles Martel’in ise torunuydu. O da babası ve dedesi gibi büyük bir fatih olduğunu kanıtladı. Başlangıçta, bugün Almanya topraklarında, Ren Irmağı kıyısında yer alanFrank Krallığı’nın sınırla-nnı batıda Atlas Okyanusu’ndan doğuda Elbe Irmağı’na, kuzeyde Danimarka’dan güneyde Akdeniz kıyılarına kadar genişletti.
şarlmanŞarlman daha 12 yaşındayken, Frank Krallığı’nı ziyaret eden Papa III. Stephanus tarafından kardeşi Carloman’la birlikte kral olarak kutsanmıştı. 768′de III. Pepin ölünce krallık Frank geleneklerine göre iki oğul arasında paylaştınldı. İki kardeş arasında başlayan taht kavgası, Carloman’ın 771′de ölümü üzerine Şarlman’ın üstünlüğüyle sonuçlandı.
Şarlman tahta çıkınca ilk olarak Papa I. Hadrianus’la ilişkisini pekiştirdi. Sonra Lom-bardiya’nın başkenti Pavia’yı ele geçirerek Lombardiya Krallığı’nın tümünü egemenliği altına aldı. Hükümdarlığı süresince imparatorluğu adına kazandığı en önemli başarılardan biri, 30 yıllık uzun bir mücadelenin ardından Saksonlar’a son derece kanlı bir biçimde boyun eğdirip Hıristiyanlık’ı benim-setmesiydi. 782′de 4.500 Sakson’un ölümüyle sonuçlanan kitle kıyımı ve ardından Hıristiyanlık’ı kabul ettirmek için görülmemiş şiddet yöntemlerine başvurması Şarlman’ın en yakın yardımcilantarafından bile eleştirilmesine neden oldu. İmparatorluk topraklarını genişletmeyi sürdüren Şarlman, Tuna boylarındaki Slav ve Avar devletlerini de topraklarına kattı. 799′da kişisel düşmanlarının saldırısından kaçarak kendisine sığınan Papa III. Leo’yu koruması altına aldı. Bir yıl sonra papayı Roma’da ziyaret etti. Papa Noel ayininde Şarlman’a taç giydirerek onu Kutsal Roma-Germen imparatoru ilanetti (800). Ardından Bizans İmparatoru I. Mikhael, Şarlman’ı imparator olarak tanıdığını bildirdi. Bu olay Şarlman’ın papalık üzerindeki denetiminin yasal bir nitelik kazanmasını, papalık kurumunun Bizans İmparatorluğu’ndan uzaklaşarak Franklar’la yakınlaşmasını sağladı.
şarlman2Şarlman bir yandan imparatorluğunun siyasal gücünü artırmaya çalışırken, bir yandan da ülkesinin kültürel birikimini zenginleştirmeye çabaladı. Bu amaçla Aachen’da (Fransızca Aix-la-Chapelle) yaptırdığı sarayına Avrupa’ nın birçok ülkesinden aydın ve sanatçılarıtopladı. Bir saray kitaplığı ile şövalyelerin eğitimi için bir akademi kurdu. Hıristiyanlık’ın yaygınlaşmasını sağlamak amacıyla çok sayıda kilise ve manastır yaptırdı, eski elyazması bilim ve din kitaplarıyla înciVi yeniden yazdırarak çoğaltılmalarını sağladı.
813′te Aachen’da oğlu I. Ludvvig’e (Sofu) taç giydiren Şarlman, kısa bir süre sonra öldü.

şarlman2Kral Şarlman Hayatı

(Karl I.Grosse) Frank ve Lombard kralıdır. Kutsal Roma Germen İmparatorluğunun kurucusu olarak kabul edilir.
Şarlman’ın babası Frankların kralıydı. Öldüğünde krallığın topraklarını iki oğlu arasında paylaştırdı. Şarlman kardeşinin ölümüyle krallığın tek hakimi oldu.Ayrıca Lombardiya ve Saksonya’yı da kattı. Batıda Endülüslerle, doğuda ise Avar ve Macarlar’la çarpışarak ülkesinin sınırlarını genişletmiştir.
Şarlman 800 yılının noel günü Papa III. Leon tarafından Roma İmparatoru ilan edilmiştir. Alman kültür tarihi esas itibariyle Fransızların Charlemange, Almanların ‘Büyük Karl’ adıyla andıkları I.Karl ile başlar. Büyük Karl kırk altı yıl süresince imparatorluğu yönetti. Karl, devletin sınırlarını genişleterek bütün Cermen boylarını kendi egemenliği altında toplama çabası içindeydi, ancak bu gerçekleştirilmesi o kadar da kolay bir plan değildi, çünkü imparatorluğun güneyinde Araplar ve kuzeyinde de Hristiyanlığı henüz benimsememiş olan Saksonya vardı. Bu iki güç impraratorluğunun sınırlarını genişletmek için fırsat kollayan Karl’ı zorlayan bir etkendir. Devlet yaklaşık otuz yıl boyunca fetih politikasını izledi.Saksonya ile yaptığı savaşlardan ancak 804 yılında zafer elde etti.Savaş ve fetih politikasının sebeplerini antik çağın kilise öğreticisi olan Kuzey Afrikalı Piskopos Augustinus’un önemli bir eserine dayandırmaktaydı.Ona göre iki dünya vardı:Tanrı yurttaşları topluluğu(De civitate Dei:Über den Gottesstaat).İkincisi ise şeytanın dünyası idi(civitas diaboli).İnsanlık tarihi Augustinus’un bu düşüncelerinden yola çıktılar,fakat farklı yorumlarda bulunarak “aydınlığın çocukları” ile “karanlığın çocukları” arasında sıkı bir mücadele başlattı.Aydınlığın çocukları ebedi selamete ulaşacak,diğerleri de sonsuz lanetle yaşayacaklardı.Bu düşünceye göre de bir hükümdarın asıl görevi yeryüzünde tanrı devleti kurmak onu genişletmekti.Böyle bir devletin de dini merkezi Roma ve onun lideri papa idi.Karl da bu düşüncelerden yola çıkarak kafirlerle savaşıyor ve onları bir hıristiyan hükümdarın egemenliği altına almayı tanrının kendisine verdiği bir görev olarak düşünüyordu.Kendince tanrı devletini oluşturuyordu.Saksonya’nın Hıristiyanlaştırılmasılya birlikte bu bölgede manastırlar kurularak Hıristiyanlığın merkezleri oluşturuldu. Karl’ın zamanına kadar yazı dili olarak insanlar sadece Latince kullanıyorlardı.Papazlar Büyük Karl’ın emriyle Almanca Gramer kitabı hazırladı.Latinceki örnekler göz önünde bulundurularak Almanca yazı biçimiyle kahramanlık destanları yazıldı. Büyük Karl,imparatorluğunu doğuya ve güneye kadar genişletti.İtalya’da Langobardlara karşı savaşan papayı destekledi.Bu zaferden sonra Roma’da kendisine 800 yılında papaya taç giydirtti.Böylelikle Roma imparatorlarının halefi oldu.
şarlman3Kutsal Roma Germen İmparatorluğu, 843 yılında Verdun Anlaşması ile Almanya, İtalya ve Burgonya’da kurulan ve 1806 yılında Napolyon Savaşları ile yıkılan Orta Avrupa’da 963 yıl hüküm sürmüş olan bir imparatorluktur. Bu imparatorluk en geniş sınırlarına ulaştığında Almanya, İsviçre, Lihtenştayn, Lüksemburg, Çek Cumhuriyeti, Slovenya, Avusturya, Hırvatistan, Belçika, Hollanda’nın tamamını ve Polonya, Fransa ile İtalya’nın bir kısmını kapsıyordu. İmparatorluk çöküş dönemine girdiğinde Voltaire “Kutsal Roma İmparatorluğu artık ne kutsaldır, ne Romalıdır, ne de imparatorluktur.” demiştir.
Kutsal Roma Germen İmparatorluğu’nun yöneticilerinin hepsi Almandı. Bütün Kutsal Roma İmparatorları katolikti. Ama soylu aileler ve üst seviyelerdeki devlet görevlilerinin çoğu Almanca konuşmayan ırklara mensuptu. Ülkede sadece Almanca değil Slav dilleri, Fransızca, Flemenkçe ve İtalyanca da konuşuluyordu. Büyük sayılarda dini azınlık gruplar bulunmaktaydı. Bunlar; Yahudiler ve Ortodokslardı. Ayrıca imparatorluk Protestanlığın ortaya çıktığı ülkedir.
Büyük Otto’nun 2 Şubat 962′de taç giymesinden sonra, bu imparatorluk Batı Roma İmparatorluğu’nun mirasını resmen devralmış oluyordu; “Romanorum İmperium” terimi ancak Konrad II döneminde kullanılmaya başlandı. şarlman4Friedrich I, imparatorluk unvanının Sancta Ecclesia karşısındaki kutsal niteliğini vurgulamak amacıyla “Sacrum İmperium” kavramını getirdiyse de (Besançon diyeti,1157), bu terim krallık belgelerine ancak 1254′te girdi. Nihayet, “Nationis Germanicae” nitelemesi, Almanların imparatorluk üzerindeki ulusal haklarını belirtmek için 15. yüzyılda kondu, ama tam anlamıyla 17. yüzyılda yaygınlık kazandı. Cermenler hakkındaki ilk bilgilerimiz bize bir Roma tarihçisi olan Publius Cornelius Tacitus tarafından verilmiştir. Tacitus yazdığı Germania adlı eserde Germenlerin yaşayış biçimlerine ve Avrupa’daki nerede yaşadıklarına dair zengin bilgiler vermektedir.
Bugünkü Almanların dedeleri olan Germenler, bundan 2000 yıl önce Ren Nehrinin batısında yaşıyordu. Germenler, savaşçı ve barbar bir kavimdi. Genellikle avcılık ve basit ziraatla geçinirlerdi. O çağda Romalılar Orta Avrupa’ya düzenli ordular göndererek buraları istila etmek istiyorlardı. Germenler Romalıların bu istila hareketlerini durdurabilmek için onlarla bir çok savaşlar yaptılar ve Romalıları yenerek Orta Avrupa’yı almalarını önlediler. şarlmanDaha sonra Romalılar zayıflamaya yüz tutunca, Germen kabileleri sel gibi Roma’ya akmaya başladılar. Bunun bir sebebi de Hunların Avrupa’ya yayılmaya başlamalarıdır. Roma İmparatorluğu topraklarını işgal eden Germen kabileleleri Romalıların geleneklerini, kültürlerini ve hatta dinlerini benimsediler. Yalnız Ren ile Elbe nehirleri arasına yerleşmiş olan asıl Germenler kendi dillerini geleneklerini koruyabildiler. Büyük Karl (Şarlman) zamanında Saksonlar, Büyük Karl’ın 800 yılında papa tarafından Roma İmparatoru ilan edilmesiyle zorla Hıristiyan yapıldılar.
Cermenler, Kavimler Göçü sonucu İ.S.6.yy.’a kadar Almanya’nın ilk sakinleri olan Keltlerle, Ortaçağ boyunca da Doğu Almanya’daki Slavlar ile karışarak Alman halkını oluşturmuşlardır. 476’ da Batı Roma İmparatorluğu yıkıldığında Ren’in batısındaki Germen toplulukları arasında siyasal bir birlik yoktu. Ama bu Germen kabileleri ortak bir dilin lehçelerini konuşuyor,aynı siyasal ve toplumsal geleneği paylaşıyorlardı. Yüzyıllarca Roma dünyasıyla ilişki içinde yaşamaları geleneklerini etkilemişti.
İmparatorluğa bağlı kabilelerde güçlü askeri yapılı, başında kral ya da dük denen bir komutanın yer aldığı toplumsal örgütlenme ortaya çkmış,bu yapı imparatorluk sınırlarının dışındaki Germen kabileleri arasında da yaygınlaşmıştı. Benzer biçimde İtalya’daki Ostrogot kralları da Alpler’in kuzeyinde kalan Germen topraklarının büyük bölümünü etkileri altına almıştı. Romalılaşmış Galya ve Batı Almanya’da yerleşmiş bulunan Franklar Ostrogotların liderliğini tanımayarak krallıklarını doğuya doğru genişletmeye başladılar. Clovis’in Otodoks Hıristiyanlığı benimsemesi hem doğudaki hem de güneydeki Vizigotlara açıkça meydan okuyan bir tutumu yansıtıyordu.
şarlman5Clovis ve ardılları, özellikle de I.Theodebert daha sonra Almanya’yı oluşturacak toprakların büyük bölümü üzerinde Frank denetimini kurmayı başardı; Orta Almanya’daki Thüringlilerle güneydeki Alman ve Bavyeralılar gibi çeşitli topluluklara üstünlük sağladı.Bu toplulukları yöneten yerel dükler Frank kralını temsil ediyor, ama merkezi iktidarın iç savaş ve çekişmelerle zayıfladığı dönemlerde büyük ölçüde özerk davranabiliyorlardı. Örneğin İtalya’daki Lombard kraliyet ailesiyle yakın akraba olan Bavyeralı yöneticiler 8. yüzyıla gelindiğinde krallar kadar başına buyruktu. Kuzey’de Frizler ve Saksonlar 8. yüzyılın başlarına kadar Frank denetiminin dışında kaldılar; siyasal ve toplumsal yapılarını korudukları gibi, genellikle Hıristiyanlığı da benimsediler. Frank bölgesinde ise Hıristiyanlık İrlandalı misyonerlerin, Alpler’de yerli Raetialıların ve manastır kuruluşlarını destekleyen Frank soylularının etkisiyle yaygınlaştı.
Share:

0 yorum:

Yorum Gönder