2 Ekim 2014 Perşembe

“Süper Venüs” keşfedildi

“Süper Venüs” keşfedildi
Güneş Sistemi dışındaki gezegenleri aramamıza bizi teşvik eden etkenlerden biri, açıkça, Dünya’ya benzer özelliklere sahip yabancı gezegenler bulma arzusudur. Yakın zamanda bizden 16 ışık yılı ötede bulunan bir yıldız etrafında dönen yeni bir gezegen keşfedildi. Astronomlar bu gezegeni “yerleşilebilir” ve “süper-dünya” sıfatlarıyla tanımlasalar da gerçek bundan daha farklı.
Gliese 832c bir kızıl cüce yıldızın etrafında yörüngede bulunuyor ve New South Wales Üniversitesi’nde çalışan Robert Wittenmyer’ın yönettiği uluslararası Anglo-Avustralya Gezegen Araştırma ekibi tarafından keşfedildi. Bu keşif hakkında yazılan makale Astrophysical Journal’da yayımladı.
Kızıl cüce yıldızlar, küçük, soluk yıldızlardır. Bunlar bizim Güneş’imizden daha az enerji üretirler. Bu nedenle kızıl cüce etrafında dönen bir gezegenin yüzeyinde sıvı halde su bulundurabilmesi için yörüngesinin yıldıza çok daha yakın olması gerekir. Söz konusu Gliese 832 olduğunda, sahip olduğu “yerleşilebilir” alan oldukça küçük. Gliese 832, 36 günlük bir yörüngesel periyoda sahip. Dünya’dan 5 kat daha fazla kütleye sahip olduğu ve kayasal bir yüzeye sahip olma olasılığı yüksek olduğu için bu gezegen “yerleşilebilir” olarak niteleniyor. Gerçekten de, Gliese 832c bilinen gezegenler arasında Dünya Benzerlik Endeksi sıralamasına göre üçüncü sırada bulunuyor.
Bunlara rağmen mavi gökyüzünün, okyanusların ve bereketli yabancı ormanların hayallerini kurmayın – bu dünya büyük ihtimalle herhangi bir yaşam belirtisini boğacaktır (bizim tanıdığımız şekliyle ‘yaşamı’ elbette).
“Gezegenin kütlesine bakılırsa, görünüşe göre devasa bir atmosfer bulundurması olası, bu da gezegeni konuk sevmez yapacaktır,” diyor ortak araştırmacı Chris Tinney, kendisi de New South Wales Üniversitesi’nden. “Daha yoğun bir atmosfer ısıyı hapsedecektir ve gezegeni bir süper-Venüs yapacaktır. Bu ise yaşam için fazla sıcak bir ortamdır.”
Tıpkı Venüs gibi, Gliese 832c’de kontrolden çıkmış bir sera etkisi nedeniyle aşırı ısınmaya maruz kalıyor. Bu durumda, gezegenin yörüngesel konumu suyun yüzeyde sıvı halde bulunmasına izin verse de, bu sera etkisi ve yıldızdan gelen morötesi ışınlar suyu moleküler düzeyde parçalayacaklardır.
Elbette astronomların Gliese 832c’nin atmosferinde hangi kimyasalların bulunduğuna dair bir fikirleri yok. Bir kere, bu gezegenin kendisi etrafında döndüğü yıldız üzerine uyguladığı kütle çekimsel etkisi sayesinde keşfedildi. Bu nedenle atmosferi hakkında bir bilgimiz yok (eğer atmosferi varsa tabii). Suya sahip olup olmadığını da bilmiyoruz. Kesin hız hesapları ile saptanabilen bu kütle çekimsel etki, Avustralya’daki  Anglo-Avusturya Teleskopu (AAT) ve Şile’de bulunan diğer iki teleskobun verilerinin birleştirilmesiyle ortaya çıkarıldı.
2009 yılında aynı araştırma takımı Gliese 832 yıldızı etrafında dolanan başka bir gezegen keşfettiler. Tıpkı Jüpiter gibi bir gaz devi olduğu düşünülen bu gezegen, Gliese 832b, yıldız etrafında dönüşünü 9 yılda tamamlıyor. İşte tam bu nedenle astronomlar bu sistemin bizim Güneş Sistemi’miz gibi çok gezegenli bir sistemi temsil ettiğini düşünüyorlar. Tek fark Gliese 832 yıldızının oluşturduğu sistemin daha sıkışık olması. Gelecekte de bu sisteme ilişkin daha fazla gezegenin keşfedilmesi bekleniyor.
“Dışta bulunan bu dev gezegen ve içte bulunan bu olası kayasal gezegen bizim Güneş Sistemi’mizin küçük bir kopyasına benziyor,” diyerek ekliyor Tinney.
Sonuç olarak Gliese 832c’nin Dünya-benzeri olduğu şeklindeki manşetlere aldanmayın – kendisi büyük olasılıkla Venüs-benzeri ve biz Dünyalı yaşam formlarına oldukça yabancı bir gezegen.

Share:

0 yorum:

Yorum Gönder