9 Ekim 2014 Perşembe

Şemsettin Sami

Şemsettin Sami


1850’de Güney Arnavutluk’ta doğan Şemsettin Sami, ortaöğrenimini bugünkü Yunanistan sınırları içinde kalan Yanya’da tamamladı. Eski ve yeni Yunanca, Fransızca ve İtalyancanın yanı sıra Türkçe, Arapça ve Farsça öğrendi. Aile geleneği doğrultusunda Bektaşi tekkesine devam etti. 1871 ‘de İstanbul’a geldi. Matbuat Kalemi’nde memur olarak göreve başladı. Memurluk yaparken bir yandan da ilk telif eseri olan Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat adlı romanını 1872-1873 yıllarında parça parça yayımladı.

Ebüzziya Tevfik’in çıkardığı Sirac ve Hadika gazetelerinde çalıştı. Vatan Yahut Silistre eserinin etkisiyle meydana gelen olaylar esnasında bu gazete Yeni Osmanlılar lehine neşriyatta bulunduğu için kapatıldı. 

1874’te Fransızcadan çevirdiği İhtiyar Onbaşı adlı trajedisinin sahnede kazandığı başarı üzerine, Arnavut sorunlarını ele alan Besa adlı oyunu Gedikpaşa Tiyatrosu’nda sahnelendi. 1874’te vilayet gazetesini yönetmek üzere Trablusgarp’a gitti. Dokuz ay orada kaldı. Bu görevinden önce bir İtalya seyahati yaptı. İstanbul’a döndükten sonra, 1876’da Mihran Efendi Nakkaşyan’la ile birlikte Sabah gazetesini yayımlamaya başladı. Bu gazete kısa zamanda büyük bir popülerlik kazanarak Türk basınında o zamana kadar görülmemiş bir tiraja kavuştu.

1877’de bir süre Rodos Valisi Sava Paşa’nın mühürdarlığı görevinde bulundu. Dönüşünde, daha önce Sabah’ta yazdığı “Şundan Bundan” başlıklı köşesini Tercüman-ı Şark gazetesinde sürdürdü. 1880’te Abdülhamit’in isteği üzerine saraya alınarak mabeynde kurulan Teftiş-i Askeri Komisyonu’nun kâtipliğine getirildi. Ölümüne kadar koruduğu bu görev, onun ekonomik rahatlığa kavuşarak kitapları üzerinde çalışmasına imkân sağladı.

Edebî Kişiliği

Osmanlıcılığın en önemli temsilcilerinden biri olan sanatçı, aslen Arnavut olduğu ve Arnavut sorunlarıyla yakından ilgilendiği halde, Osmanlı devletinin modernleşerek güçlenmesini savunmuş, bunun için imparatorluğun ortak dili olan Türkçenin önemini vurgulamıştır. Türkçeyi incelemek, modernize etmek, geliştirmek ve öğretmek amacıyla çalışmalarda bulunmuştur. Kamus-ı Türkî adlı sözlük, Osmanlı Türkçesini Arapça, Farsça ve Türkçeden oluşan bir karma sayan eski zihniyetten, bağımsız ve bütünlüklü bir dil olarak gören yeni anlayışa geçişte kilit bir eserdir.

Arapça ve Farsça kelimeler, eski sözlüklerdeki gibi gelişigüzel aktarılmamış, bu kelimelerin güncel yazı dilinde kullanılma ve yaşayan bir unsur olma özelliklerine dikkat edilmiştir. Arapça ve Farsça sözcüklerin özgün anlamları değil, (geleneksel bakışta “bozuk” sayılsa da) güncel Türkçe kullanımdaki anlamları verilmiştir. Batı dillerinden alınan yeni kelimelere yer vermeye özen gösterilmiştir. En önemlisi, dilin bel kemiğini oluşturan “Türkçe” unsurunun yapısı ve etimolojisi üzerinde dikkatle durulmuştur.

Şemsettin Sami, dilin sadeleşmesini ve Türkçeleşmesini savunmuş, bunun için gerekirse Türkçenin en eski kaynaklarına ve Doğu Türkçesine (Çağatayca) başvurulmasını önermiştir. Türk harfleriyle yazılan ilk Türkçe roman olan Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat’ın (1872), ilk Türkçe ansiklopedi olan Kamus-ül Alam’ın (1889-1898) ve modern anlamdaki ilk geniş kapsamlı Türkçe sözlük olan Kamus-ı Türkî’nin (1901) yazarıdır. Ayrıca Kamus-ı Fransevî adlı Fransızca ve Kamus-ı Arabî adlı Arapça sözlükleri kaleme almıştır. Yazar sözlük çalışmalarından dolayı II. Abdülhamit tarafından İftihar Madalyası’na layık görülmüştür. Kutadgu Bilig ve Orhun Abideleri’nin izahlı çevirilerini hazırlayan Şemsettin Sami, bu eserler üzerinde çalışan ilk Osmanlı araştırmacısı olur. Yazarın ayrıca Arnavutça bir gramer kitabı da vardır. Sanatçı ayrıca Daniel Defoe’dan Robinson Crusoe ve Victor Hugo’dan Sefiller romanlarını Türkçeye çevirmiştir.

Kısaca özetleyecek olursak;

Dil, sözlük, ansiklopedi ve çeviri alanlarında yaptığı çalışmalarla tanınmıştır.

Dilci olarak üne kavuşan yazar, romanı ve tiyatrolarıyla bu türlerin gelişmesine katkıda bulunmasına rağmen, Türk edebiyatında tiyatro ve roman yazarı olarak tanınmaz.

Türk dilinin sadeleşmesi yolunda önemli çabaları olan yazarın, dilin nasıl sadeleştirilebileceği konusundaki düşünceleri kendisinden sonrakiler tarafından örnek alınmıştır.

Orhun Yazıtları ve Kutadgu Bilig üzerinde çalışmalar yapmıştır. Bu eserleri Türkiye Türkçesine çevirmiştir.

Türk edebiyatında ilk yerli roman olan Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat’ı yazmıştır. 1872’de yazılan bu roman türünün ilk örneği olmasının ötesinde edebiyat değeri taşımaz.

Sabah ve Tercüman-ı Şark adlı gazeteleri çıkarmıştır. Ayrıca Aile ve Hafta dergilerini çıkarmıştır.

Robinson Crusoe ve Sefiller adlı çevirileriyle roman türünün ünlü örneklerini tanıtmıştır.

Eserleri:

  • Roman: Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat
  • Sözlük: Kamus-ı Türkî (ilk Türkçe sözlük), Kamus-ı Arabî, Kamus-ı Fransevî
  • Ansiklopedi: Kamusü’l Âlâm
  • Tiyatro: Seydi Yahya, Besa yahut Ahdevefa, Gave
  • Çeviri: Sefiller, Robinson Crusoe

Şemsettin Sami Eser Özetleri

Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat: Edebiyatımızda ilk yerli romandır. Babasının, kendisi küçükken ölmesi üzerine, annesi tarafından büyütülen Talat’ın hallerinde bazı değişiklikler görülür. Annesi, evde bulunan Sudanlı bir kadının çocuğu evlendirme teklifine karşı, bu değişikliğin işe yaramayacağını ve evlilikle ilgisi olmadığı kanaatini besler. Halbuki Talat, Fitnat ismindeki genç kızı evinin penceresinden görmüş, onunla görüşebilmek için kadın elbiseleri giyerek onun yanına kadar sokulmuştur. Fakat kızı, üvey babası bir zengin adamla evlendirmek ister. Tesadüfen, kızın evlendiği adam vaktiyle kızın annesini terk eden babası çıkar ve Fitnat’ın babası, bu olayı sevgilisinden ayrılmanın üzüntüsüyle Fitnat’ın kendini vurmasıyla öğrenir. Kızın ölümü üzerine Talat da kendisini öldürür.
Share:

0 yorum:

Yorum Gönder