17 Ekim 2014 Cuma

MISIR MİTOLOJİSİNDE FİRAVUNLAR-TUTANKAMON

TUTANKAMON

Tutanchamun_Maske[1]

Tutankamon ya da daha bilinen adıyla Kral Tut, hayatı boyunca belirgin bir başarı göstermemiş bir firavundu. Mısır’ın sınırlarını genişletmedi ya da kendinden önceki birçok firavun gibi zaferler kazanmadı ancak, bugün en çok bilinen ve de muhtemelen en ünlü firavundur. Peki, neden bu kadar ünlü? Cevap, mezarının ve detaylı hazinesinin keşfinde gizlidir.
Kral Tut’un mezarının keşfi 19.yy’da çok büyük bir keşifti. Howard Carter tarafından 4 Kasım 1922’de Krallar Vadisi’nde bulundu. O kadar olağanüstü bi şeydi ki dünya çapında yankı bulmuştu. Kral Tut’un mezarının keşfine kadar bütün kraliyet mezarlarının hazine avcıları tarafından yağmalandığı düşünülmekteydi.
347px-Tut_coffinette[1]İlk kez bir mezar neredeyse hiç dokunulmamış ve hısızlardan korunmuş bir şekilde binlerce yıl sonra bulunuyordu. Mezar, birçok insanın ancak rüyasında görebileceği Kral Tut’un hayatına ışık tutan görkemli bir hayat tarzını gözler önüne sermekteydi.
Tutankamon’un hayatı hakkında az şey bilinmesine rağmen dokuz gibi çok genç bir yaşta tahta çıktığını bilmekteyiz. Tut tahta çıktığı sıralarda babasının yeni bir din yaratma tutkusu nedeniyle Mısır çalkantılı günler geçirmekteydi. Akhenaton olarak bilinen babası, inanç sistemini ve kendisinden önce süre gelmiş binlerce yıllık alışkanlıkları değiştirmişti. Bu değişim birçok vatandaşı ve rahibi kızdırmıştı. Tutankamon’a ise yönetmek için kaos ve öfke içinde bir Mısır kalmıştı.
Tutankamon’un doğumda aldığı isim aslında  “Aten’in Yaşayan Sureti” anlamına gelen “Tutankaton” idi. Babası hala gizemini koruyarak Akenaton olarak bilinir ancak bazı deliller III. Amenhotep’i işaret etmektedir. Annesi de aynı ölçüde gizemli olsa da Kiya olarak bilinmektedir.
Tutankamon’un güzel bir çocukluk geçirmiş olduğu düşünülmektedir. Gençlik yıllarını muhtemelen avlanarak, yüzerek ve dersEgypt.KV62.01[2] çalışarak geçirmiştir. Mezarının bize söylediklerine göre satranca benzeyen oyunları sevmekteydi. Birçok çocuk gibi politikayı sevimsiz bulmakta ve bu yüzden de açık alan eğlencelerini sevmekteydi. Çocuk olmanın doğallıyla babasının öğretileri ve politikasıyla pek ilgilenmemişti. Mezarında bulunan koltuk değneklerine bakılırsa oldukça sorunlu bir çocuktu.
Babasının ölümünden sonra Tutankhaton tahta geçti. Nefetiti ve Akenaton’un kızı, kendi üvey kardeşi Ankhsenpaton ile evlendirildi. Tahta geçtikten sonra babasının tek tanrılı güneşe yani Aton’a tapılan yeni dinini destekledi. Birkaç yıl sonra Tutankhaton Akhenaton tarafından yasaklanmış çok tanrı inancını geri getirdi. Hemen ardından da ismini
Tutankamon, karsının ismini ise Ankhesenamon olarak değiştirdi. Adları Amon’a karşı olan inançları sayesinde değiştirildi ve bu da muhtemelen eski Mısır’ı özleyen rahiplerin öfkesini dindirmişti. Sonradan ise babasının kurduğu başkent Amarna’yı Teb ve Memfis’teki yeni başkente taşıdılar. Bu hareket muhtemelen yüksek bir mevkiye sahip olan danışmanları Ay tarafından Mısırlılara ve rahiplere her şeyin eski haline döndüğünü göstermenin bir yolu olduğunu önermişti.
arts-graphics-2007_1181683a[1]Eski inançları yerine gelince ve başkent taşınınca Kral Tut, Amon’a olan inancını göstermek için görkemli şölenler düzenledi. Tutankamon eski tanrılı din yerine geldiğinde sadece bir çocuktu, fakat bu küçük yaştaki bir çocuk bu kadar büyük kararları alabilir miydi?
Dışarıdan bakıldığında belli olmasa da bir danışmanı vardı. Muhtemelen büyük kararları Ay aldırıyordu. Ay ve Hermhab tahtın arkasındaki asıl kişilerdi. Eski tanrılıların yerine gelmesi ve Kral Tut’un adının değişmesinin nedeni bu olabilir miydi? Belli ki Akenaton ardında zavallı bir ülke bırakmıştı.
Kral Tut’un onuncu hükümdarlık yılında, Mısırlılar Hititlilerle savaşa girmişti. Bu karşılaşma sırasında Tutankamon birdin öldü. Nasıl öldüğü bir muamma olarak kaldı, ancak öldürüldüğünden şüphelenilmektedir. Kral Tut ardında erkek bir varis bırakmadı ve doğan çocuklarda zaten ölü doğmuştu. Tutankamon 18 ya da 19 yaşında öldü. Akenaton’un sarayında yüksek mevkili olan Ay, firavun olarak tahtta hak iddia etti. Ay, ülkeyi sadece dört yıl yönetebildi ve tahta çıktıktan kısa bir süre sonra da öldü.
face_reconstruction[1]

TUTANKAMON’UN LANETİ

1923 yılında iki İngiliz arkeolog Howard Carter ve onun hamisi Lord Carnarvon 3000 yıl önce ölmüş 18.sülale firavunu Tutankamon’un defin odasını açtılar. Carnarvon’un ani ölümü firavunların lanetleri mitinin oluşmasına neden oldu

Firavunun İntikamı

Ne yazık ki, Lord Carnarvon bu keşfin başarısının keyfini süremedi. 26 Şubat 1923’te biraz dinlenmek için Asuan’a gitti. Orada bir sivrisinek tarafından yüzünden ısırıldı ve tıraş olurken bu yarayı kesti. Sonrasında yara iltihap kaptı ve bu da ateşe neden oldu. Carnarvon Kahire’ye getirildi ve burada tamamen iyileştikten sonra 5 Nisan’da zatürreeden öldü.
Lord Carnarvon hayatı boyunca sağlık sorunları yaşamıştı ve antibiyotikler kullanıyordu. Yani bugün bile ölümü kolayca açıklanabilir. Fakat insanlar hep daha kötü bir nedene bağlamayı severler – firavunların laneti gibi. İddia edilene göre Lord Carnarvon mezarı koruyan çakal başlı tanrı Anubis tarafından bir lanete uğramıştı.

Lanet Koca Bir YalanBust of Tutankhamun

Kral Tut’un laneti için söylenen her şeye rağmen, mumyanın açılışında orada bulunan 10 kişiden hiçbiri lanetlenmedi. Howard Carter’ın kendisi 30 yılı aşkın bir süre Krallar Vadisi’nde çalıştı ve bir on yılını da mezarın içindeki kraliyet hazinelerini çıkarmak için harcamıştı. Carter 64 yaşında, aralarında Lady Evelyn Herbert (sonra Beauchamp oldu) 1980 yılında, kazı fotoğrafçısı prof. Percy A. Newberry 1949 yılında 80 yaşında, mezarın yazıtları üzerine çalışan Sör Alan H.Gardiner ise 1963’te 84 yaşında öldü. Ayrıca Kral Tut’un otopsisini yürüten prof. Douglas Derry 1969 yılında 87 yaşında iken ölmüştür. Bütün bu hayatta kalanlardan Lord Carnarvon’un kızı Lady Evelyn Herbert kralın mezarını ziyaret eden ilk kadındı. Mezara giren ikinci kadın ise oğlu Prens Andrew ile gelen Norveç kraliçesi idi. Çok yıllar sonra Prof. Zahi Hawass ve prof. Mervat Shafik sağlık ekiplerinin eşliğinde mezardan içeri 16 basamağı indiler, prof. Mervat dar bir koridordan ilerledi, defin odasına gelmeden önce bekleme odasından geçti ve burada 3000 yıl önce gömülmüş altından kralın mumyasıyla karşılaştı.
Share:

0 yorum:

Yorum Gönder