Aradığınızı Bulacaksınız...

Jean Christophe Grange

Jean Christophe Grange

15 Temmuz 1961 yılında Fransa’da dünyaya gelen Jean C. Grange üniversite eğitiminin ardından serbest gazeteci olarak çeşitli haber ajansları ve gazeteler için çalışmış bir yandan da kısa öyküler yazmıştır. "Paris-Match" dergisi için gezi-macera röportajları, "Figaro Magazine" için bilimsel röportajlar hazırlamış ve Fransa’da gazeteci olarak hatırı sayılır bir üne kavuşmuştur.
Gazete ve dergiler için yazarken, leyleklerin göçü üzerine bir yazı dizisi kaleme almiş, bu yazı dizisinden aldığı ilhamla ilk romanı "Leyleklerin Uçuşu"nu (Le vol des cigognes) 1994’te yayımlamıştır. Grange, kitabın gördüğü ilgi üzerine yapım şirketlerinden aldığı teklife onay vermiş ve Leyleklerin Uçuşu sekiz bölümlük TV dizisi olarak çekilmiştir. Romanın kahramanı Louis Antioche'un kayıp leyleklerin sırrını çözmek için çıktığı macera dolu yolculuğu polisiye ve gerilim-korku ekseninde kaleme alan Grange, keskin yazım stili ve vurucu ifadeleriyle kısa sürede okuyucunun takdirini kazanmıştır.
2000’de ikinci kitabı Kızıl Nehirler (Les Rivieres pourpres) kitapçılarda yerini almaya başladıktan çok kısa bir süre içinde büyük bir ilgiyle karşılanmıştır. Grange’ın adını tüm dünyada duyuracak olan roman, Le Figaro tarafından Kuzuların Sessizliği'nden bu yana yazılmış en iyi gerilim romanı." şeklinde yorumlanmış, sadece Fransa’da 450.000 satarak olağanüstü bir başarı elde etmiştir. Toplam 20 dile çevrilen ve çağdaş Fransız edebiyatının çıtasını tüm dünyada yükselten roman, senarist, oyuncu ve yönetmen olan Mathieu Kassovitz’un da büyük ilgisini çekmiştir. Kassovitz tarafından sinemaya uyarlanan filmde, ünlü aktörler Jean Reno ve Vincent Cassel kamera karşısına geçmiştir. Filmin elde ettiği gişe başarısı kitabın önüne geçmese de, Grange, henüz ikinci kitabıyla, bir yazar olarak son derece popüler olmuştur.
Grange, 2000 yılının eylül ayında Taş Meclisi (Le Concile de pierre), isimli kitabını yayınlamıştır. Ülkesi Fransa’da yine çok kısa bir süre içinde 150.000 satarak bestseller kitaplar arasına giren Taş Meclisi’nde Grange, Türk ve Moğol Şamanların mirasçıları arasındaki savaşı anlatmıştır. Mucizevi tedaviler, ani ölümler, bilimsel referanslar, polisiye vakalar ve parapsikolojik olgular Grange’ın hınzır ve etkileyici ifadeleriyle çok katmanlı bir atmosfer yaratmış, okuyucuya sarsıcı bir edebi yolculuk vaat etmiştir. Bu kitapta diğer kitaplarından farklı olarak tarihi öğelere de geniş yer verdiği için Grange, birçok yayın organı tarafından “Edebiyat Keşişi” olarak tanımlanmıştır.
2001’de, yönetmen Pitof tarafından çekilen ve başrolde Gérard Depardieu’nün oynadığı Vidocq filminin senaryosunu Pitof’la birlikte yazan Grange, yaratıcılığını sinema için kullanmaya devam etmiştir. Grange 2003 yılında Fransa ve Türkiye arasında kurduğu gerilimli atmosfer ekseninde seri cinayetler, uyuşturucu kaçakçılığı gibi temaları kullanarak kaleme aldığı kitabı Kurtlar İmparatorluğu (L'Empire des Loups) kitabını yayınlamıştır.
2004’te yönetmen Olivier Dahan, Kızıl Nehirler 2’yi (Rivières pourpres II - Les anges de l'apocalypse) çekme projesini Grange’a sunmuş, Grange ünlü yönetmen Luc Besson’la birlikte filmin senaryosunu yazmıştır. Filmde başrolleri Jean Reno ve Christopher Lee paylaşmıştır ve filmin bazı bölümleri İstanbul’da çekilmiştir.
Aynı yıl bir sonraki romanı Siyah Kan’ı (La Ligne Noir )yayınlayan ünlü yazar, kitabında serbest dalış şampiyonu bir katil ile eski paparazzi, kötülük fikrine ve kaynağına takıntılı bir gazeteciyi karşı karşıya getirmiştir. Bir seri katilin hayatını anlattığı bu eseri ne kadar beyaz perdeye aktarılacak denilsede henüz atılmış bir somut adım olmamıştır.
2007 yılında Şeytan Yemini adlı romanını yayımlamıştır.
2008'de Fransa'da Koloni isimli romanı yayınlanmıştır. Koloni'de masum çocukların nasıl kullanıldıkları Grange üslubu ile anlatılmıştır.
2009'un son aylarında La Foret des Manes isimli romanı yayınlanmıştır. Yazarın en son kitabı olmakla birlikte ülkemizde, Ölü Ruhlar Ormanı adıyla 2 Haziran 2010 günü raflardaki yerini almıştır.
2012 yılının Haziran ayında son romanı Sisle Gelen Yolcu raflardaki yerini almıştır.


Gülenay Börekçi'nin yaptığı röportaja göre:

Kurtlar İmparatorluğu, Taş Meclisi, Kızıl Nehirler, Ölü Ruhlar Ormanı, Şeytan Yemini, Siyah Kan, Zener’in Laneti... Benim aklıma gelen bunlar. Hemen peşinden de içimi derin bir ürperti kaplıyor. Kitap adlarına baksanıza; hiçbirinin çiçekten, böcekten, iç rahatlatıcı sevimli şeylerden bahsetmediği kesin. 

Grangé, her biri yayımlanır yayımlanmaz listelere yerleşen ve satış rekorlarıkıran eserlerinde cinayetlerden, mafya ilişkilerinden, insan kurban edilen pagannayinlerinden, siyasi suçlardan ve bilumum ürkütücü şeyden söz ediyor. Arada da güzel kadınlar ve soluk kesen kovalamaca sahneleri oluyor. Televizyon ve sinema dünyasının onu bağrına basmasının sebeplerinden biri bu. Dünyanın ve Türkiye’nin en çok okunan yazarlarından Jean- Christophe Grangé bu hafta İstanbul’daydı. Onunla, binlerce profesyoneli biraraya getiren Pazarlama Zirvesi’nde yaptığı konuşmadan hemen önce bir
röportaj yaptım.

Bu Parisli zarif beyefendinin futbol terimleriyle konuştuğunu, çalışırken iki saatte bir şekerleme yaparak güç topladığını ve opera ya da thrash metal dinlemezse bir türlü yazamadığını öğrenmenin beni şaşırttığını söylemeliyim. Gerisini kendisinden dinleyin...

"Kötülük, romanlarımın çekirdeği" 

Size Fransızların Stephen King’i diyorlar, neden?


Okura benzer şeyler sunduğumuz için herhalde. İkimiz de olay örgüsü kurarken iyiyiz ve gerilimi belli bir dozun üstünde tutmayı başarıyoruz. Öte yandan King’den farklı olarak benim bir edebiyat geçmişim var. Bu yüzden de okur olarak elimdeki kitaptan kurgu ve gerilimden fazlasını bekliyorum. Beni
heyecanlandıran şey bir romanın üslubu. Yazar olarak da üslubu çok önemsiyorum.

Okur niçin gerilim romanlarını bu kadar seviyor? Niçin kötülük ve şiddete dair okumak bizi bu kadar heyecanlandırıyor?


Gerilim romanları masal gibi. Tek fark, çocuklar için değil büyükler için yazılmış olmaları. İkisinde de okuduğumuz şeyin sadece bir hikâye olduğunu biliriz ve gene de korkarız, ürpeririz, üzülürüz... Öte yandan hikâyedeki korkunun, ölümün ve şiddetin gerçek olmadığının, hayatımızı doğrudan etkilemeyeceğinin farkında olduğumuz için keyfimiz yerindedir. Bana kalırsa, masalları ve gerilimromanlarını sevmemizin sebebi tam da bu paradoksta yatıyor. Bizi hem korkutuyor, hem de rahatlatıyorlar.

Kitaplarınızda politik unsurlar da oluyor. Mesela Kurtlar İmparatorluğu’nda Türkiye’nin politik meselelerine bile değiniyordunuz...


Her şey politiktir. Ama kitaplarımın doğrudan politik mesajlar içermemelerine gayret ederim.
Yazar olarak beni ilgilendiren şey, anlattığım hikâyedeki ruh ve yarattığım karakterlerin ilginçliğidir. Mesajı bulup çıkarmak okura kalır.

O kadar da masum değilsiniz bence. Sonuçta yazar olarak yarattığınız kötülük ve şiddetten siz sorumlusunuz. Size göre kötülük nedir?


Kötülük benim romanlarımın çekirdeğidir. Kötülükle çok uğraşıyor, onu çok anlatıyorum çünkü kötülük fikrine tahammül edemiyorum. Bıraksanız bu konuda saatlerce konuşurum ama özetle şu kadarını söyleyeyim: Tanrı her neredeyse kendisiyle aramızda bir mesafe bıraktı. Bununla yetinip olduğumuz yerde kalabiliriz. Başka seçimler de mümkün, Tanrı’ya yaklaşmayı seçebiliriz mesela yahut ondan uzaklaşmayı. Benim kötülük tarifimi soruyorsunuz, açıkçası çok enteresan bir şey söyleyemem: Kayıtsızlık, laubalilik, bir de omurgadan ve belirli ahlaki ilkelerden yoksun olma hali belki. Kusurlarımızı düzeltmeye çalışmak bazen bize zor gelir, o yüzden de onların arasında tembel bir şekilde boğulmayı ve bu sırada başkalarını da boğmayı tercih ederiz. Kötülük budur işte.

Yazdığınız her roman anında çok satanlar listelerine giriyor. Başarınızın bir sırrı var mı?


Bir sırrım yok. Zihnimdeki hikâyeleri en iyi aktarmanın yolunu arıyorum. O hikâyenin orijinal olmasını da istiyorum. Okurlarıma duyduğum sevgi ve saygı, romanlarımda onları şaşırtacak yeni entrikalar ve tuzaklar icat etmemi gerektiriyor. Onların uyanık kalmasını, tetikte olmasını
istiyorum.

Share on Google Plus

About İbrahim Can Gezer

This is a short description in the author block about the author. You edit it by entering text in the "Biographical Info" field in the user admin panel.
    Blogger Comment

0 yorum:

Yorum Gönder