Aradığınızı Bulacaksınız...

İbn-i Sina; tıbbın babası bilgeler bilgesi...

İslam kaynaklarının Eş-Şeyh ül-Reis diye söz ettiği İbn Sina... 13. yüzyıl düşünürlerinden Roger Bacon’a göre “felsefenin sultanı ve lideri”. Aynı zamanda jeolog, fizikçi ve kimyacı, ruhların hekimi ve müzikolog. Bir gök bilimci, eczacı, şair ve devlet adamı... İbn Sina’nın bu yönlerinden haberdar mıydınız?


Buhara yakınlarındaki Afşan şehrinde 980 yılında doğdu. Babası buraya Belh şehrinden göçtü, ardından Buhara şehrine yerleştiler. Annesinin ismi ‘Yıldız’, babasınınki ise Abdullah'dır.
Buhara’ya göç ettikten sonra babası Abdullah, Samanoğulları devletinde katiplik ve üst düzey devlet işlerinde bulundu. Babası üst düzey devlet memuru olduğu için evlerine de devletin üst düzey alimleri, devlet adamları girip çıkıyordu. Onlardan küçük yaşlarda ders almaya başladı, kısa zamanda yüksek zekası ile parladı, daha 14 yaşındayken hocalarından daha bilgili hale geldi ve o yaşlardan itibaren de aktif hekimlik yapmaya başladı.
16 yaşındayken, tıp alanında ilerlerleyip, mikroskop daha keşfedilmemişken gözle görülmeyen canlıların yani mikropların hastalıklara sebep olabileceğini keşfetti ve bunun ışığında hastalıkları bulaşıcı ve bulaşıcı olmayanlar olarak ayırdı.
997 yılında Sasani emiri Mansur’un oğlu Buhara prensi Nuh bin Mansur’un hastalığını tedavi edip özel doktoru olmuş. Bunun karşılığında para yerine zengin Samani kütüphanesinden istediği gibi yararlanma hakkı verildi.
Saray kütüphanesinin yanması, düşmanları tarafından iftiralara uğraması, emirin ölmesi, Samanilerin Gaznelilere yenilerek yıkılması, babasının vefat etmesi gibi olayların peş peşe gelmesi sebebiyle uzun yıllar göç etmek durumunda kaldı. Maddi durumunun kötüleşmesinden dolayı zaman zaman destek olacak bir devlet aradı, en sonunda Harezm bölgesine yerleşti. (Harezm bölgesi; Ceyhun nehrinin bulunduğu; şimdilerde İran, Özbekistan, Türkmenistan, Tacikistan sınırlarının bulunduğu bölgedir. Aynı zamanda burada bir de Harezm şehri var, burası da şu an Özbekistan sınırları içinde bulunuyor.). Burada yaşayanlara ‘Harzemşah’ denilirdi, bir süre sonra da bu bölgede Harzemşahlar devleti kuruldu. 
(Ek bilgi: Burası dünyanın en eski sulama sistemlerine sahip yerleşim alanıdır.)
Burada tabiplik yaparken üstün hizmetlerinden dolayı kendisine vezirlik verildi. Çeşitli ilim dallarında çalışmalar yapmaya devam ederken Gazneli Mahmut, dönemin alimlerini huzuruna çağırdı ve kendisi gitmemekte ısrar edince durum tehlikeli bir hal aldı. Bu yüzden de davete gitmeyen arkadaşıyla birlikte saraydan kaçtılar. Yolda ise yanındaki arkadaşı vefat etti.
Sonunda Cürcan (Cürcan şehri, Hazar Denizi’nin hemen yanında bir şehirdir.) şehrine gelip burada çalışmalarına devam etti. Burada hayatının geri kalanında yanında olacak bir talebe edindi: Ebu Ubeyd el-Cüzcani. Bu talebesine bildiklerini sistemli olarak öğretmeye başladı. Daha sonra buradan da ayrılarak Hamedan’a gitti. Burada da vezirlik gibi önemli görevler yaparken ilimle uğraşmaya devam etti. Emir öldükten sonra ise İsfahan’a yerleşti. Buradaki emirle yakınlığından sonra seferlere katılmaya başladı, katıldığı bir sefer sonrası yakalandığı kolik hastalığından 1037 yılında 57 yaşındayken vefat etti.
Hayatından kısaca böyle söz edebiliriz, peki bize ne bıraktı?
İbn-i Sina yaşamı boyunca 150 eser yazdı. Bunların hepsi elbet sadece tıp alanında değil. Matematikten astronomiye, kimyadan fiziğe, hatta musikiye...
Asıl şanını tıp alanında kazanan İbn-i Sina’nın bu alandaki temel eseri ise kısaca ‘Kanun’ olarak bilinen ‘El-kanun fi’t-tıb’tır. Bu eser 12. yüzyılda Latince’ye çevrilince Avrupa’da büyük bir şok etkisi yarattı. Tıpla ilgili önceden bilinenleri, büyük alim denen insanları yıkıp geçti. 700 yıl kadar da Fransa başta olmak üzere Avrupa’da baş tıp kitabı olarak okutuldu. Halen de Paris tıp fakültesinde baş kitaplar arasında geçmektedir. Ayrıca Paris tıp fakültesinin konferans salonunda asılı 2 tıp büyüğü portresinden biri de İbn-i Sina'dır.
İbn-i Sina, döneminde pek anlaşılamadı çünkü bilim insanlarının ona yetişmesi yüzyıllar aldı...
Bizim İbn-i Sina ile tanışmamış ise 2014 yılına denk geliyor. Bahçeşehir Üniversitesi'nin girişimleriyle, ''Kanun'' adlı eseri Latince'den Türkçe'ye çevrildi. Halbuki eser Arapça yazılmıştır.
Share on Google Plus

About İbrahim Can Gezer

This is a short description in the author block about the author. You edit it by entering text in the "Biographical Info" field in the user admin panel.
    Blogger Comment

0 yorum:

Yorum Gönder