18 Ekim 2014 Cumartesi

Gottfried Leibniz

Gottfried Leibniz

Leibniz, Gottfried Wilhelm 1646 – 1716 yılları arasında yaşamış ünlü bir Alman filozofudur. Bilim dünyasının en önemli sistemci düşünürlerinden biridir. Matematik, metafizik ve mantık alanlarında ileri sürdüğü yeni düşünce ve görüşleriyle tanınır.
Leibniz, Leipzig’de doğdu. Babası buradaki üniversitede ahlak felsefesi dersleri veriyordu. Leibniz babasının ölümünden sonra okuldan çıkarak kendi kendini yetiştirmeye başladı. Tarihe karşı büyük bir ilgi duyuyordu. Sekiz yaşına geldiği zaman Latince’yi öğrenmişti. 12 yaşında ise Yunanca öğrenmeye başladı. Bir yandan da mantık bilimiyle ilgili kitaplar okudu. 15 yaşında Leipgiz Üniversitesi’ne girdi. Almanya’da felsefe tarihinin kurucusu sayılan Jakob Thomasius’tan felsefe okudu. 1663′te Jena’ya giderek buradaki ünlü matematik bilginlerinden ders aldı.
Leibniz, 25 yaşına geldiği sırada yayınlanmış birçok önemli eseri vardı. Bir süre politikayla ilgilendi ve bu konuda da bazı eserler verdi. Politika çalışmaları hiçbir zaman Leibniz’in felsefe ve matematik alanlarındaki çalışmalarına engel olmadı. Leibniz 1672 yılında, 26 yaşındayken ileri modern matematik çalışmalarına başladı. Bundan 3 yıl sonra Isaac Newton’dan bağımsız olarak Calculus’un temel teoremini keşfetti. Pek çok yıl Leibniz ve Isaac Newton taraftarları arasında kimin Calculus’u keşfettiğine dair bir tartışma olsa da şuan Leibniz ve Isaac Nweton Calculus’un babaları olarak kabul edilmektedir.
1700′de görevini bırakarak Viyana’ya gitti. 1714 yılına kadar bu şehirde yaşadı. 1700′de gelen bir davet üzerine Berlin’e gitti. Berlin Üniversitesi’nin kurulmasını sağlayarak üniversitenin ilk müdürü oldu. 1712′de Leibniz’e baron payesi verildiyse de dört yıl sonra Hannover’de öldüğü zaman fakir bir adam gibi gömüldü. Onun arkasından ağlayan tek adam, arkadaşı J.G von Erckhart oldu. Sonradan yazdığı hatıralarında bu cenazeyi ‘ülkesinin şerefini temsil eden bu adam, bir dilenci gibi toprağa verildi.’ cümlesiyle anlatmıştır.

Felsefesi

Leibniz, 17. yüzyıl filozoflarının çoğu gibi, felsefesinde Descartes’in töz kavramından hareket eder. Leibniz’e göre dünyanın, varlıkların temelinde monadlar vardır. Monadlar kendi kendilerine hareket edebilen, algılayabilen temel varlıklardır. Yalnız monadların özü kuvvet olduğu için, ne bir şekli ne hacmi ne de parçaları vardır. Monadları özü edim olan ruhsal noktalar gibi düşünmek gerekir. bundan dolayı monadlar, kendi kendilerine harekete geçerler. Onları, Demokritos’un, maddecilerin atomlarından ayıran husus, maddesel olmamaları, kendi kendine hareket edebilmeleridir. Monadların her birinin edimi, geçmişin sonucu geleceğin belirleyicisidir.
Leibniz’e göre monadlar önceden belirlenmiş bir düzen içinde bulunurlar. Buna önceden düzen kuramı denir. Leibniz düşünce sistemine göre düşünce ilkeleri, genel fikirler, insan zihninde bir istihdat olarak bulunur ve tecrübeyle gelişir. Leibniz ‘Theodizee’ adındaki eserinde, içinde yaşadığımız dünyanın, dünyaların en düzenlisi, en mükemmeli olduğunu söylemiştir. Leibniz’in bu görüşü Voltaire’in Candide adındaki uzun hikayesinde gülünç hale getirilmek istenmiştir.
Share:

0 yorum:

Yorum Gönder