Aradığınızı Bulacaksınız...

Gerçekte kaç yaşındasın?

Gerçekte kaç yaşındasın?
Benim “biyolojik yaşım” popüler bir teste göre, kendi kronolojik yaşımdan 8 yaş daha genç. Sizce bu iyi bir şey mi yoksa kötü mü? Yani genç olmak mı güzel, olgun olmak mı? Ne hakkında konuştuğumuza göre değişir bu tabii, çünkü her ikisinin de hem avantajı hem de dezavantajı mevcut.
Doğrusunu söylemek gerekirse; yaşlanma ile beraber kesinlikle, birçok zorluk da geliyor. Tat tomurcuklarımız daha az tat alıyor, dokunma duyumuz köreliyor, metabolizmamız yavaşlıyor, görme gücü değişiyor, kas kütlemiz azalıyor, kemik kütlemiz azalıyor, bunlarla birlikte bir dizi kronik hastalıklar da ardına ekleniyor. Bu potansiyel değişimlere rağmen, bu etkenlerin zamanlamaları değişkenlik gösteriyor. Bu farklılıkları, çoğunlukla hayattaki davranışlarımız, çevresel etmenler, az bir derecede genetik etmenler etkiliyor. Ama sadece yaşın numarası bu kadar faktörü içinde barındırmaz. İşte bu yüzden de bu testlere “biyolojik yaş” testleri adı veriliyor. İki kişinin nüfusta görünen doğum yılları aynı olsa bile, görüntüleri yaş bakımından aynı olmayabilir. İşte bunun sebebi biyolojik yaş.
İnsanların kronolojik yaşı arttıkça, mutluluk da artıyor. Bir dereceye kadar bu böyle çünkü genelde bizler genç yetişkin iken odak noktamız başımıza gelecekler, bizi nelerin bekledikleridir ve yaşlandığımız zaman odağımız değişir, bu defa duygusal olarak anlamlı şeyleri önemsemeye başlarız. Diğer bir yandan, eğer biz sağlığımızın ileride benzer yaşlardakilerden kötü olacağını düşünürsek, gerçekte kaç yaşında olduğumuza bakılmaksızın kendi hayatımızdan tatmin olamayız. Açıkçası, yaşımızın sayısı ile beraber bizim yaşımızla ilgili ne hissettiğimiz ve beklentilerimiz de önemlidir.
Ömrü uzatan davranışların arkasındaki bilim, henüz tamamen gelişmemiş durumda ama biz, meyve ve sebze yiyen, egzersiz yapan, sevgi ilişkilerini geliştiren ve idame ettirebilen, anlamlı sosyal rolleri olan insanların, sonraki hayatlarını mutlu ve sağlıklı idame ettirmeye hazır olduklarını kesin olarak biliyoruz. Bu yüzden eğer biz doğru şeyler yaparsak, sağlıklı beslenirsek, egzersiz yaparsak ve sevgi ilişkilerimizi geliştirirsek, 70. yaşımız umduğumuzdan farklı olabilir ve birçok insan sağlıklı davranışlar edinmeye başlarsa, yetmişimizde hayat hakkındaki görüşlerimiz de çok farklı olur.
Sağlıklı yaşam alışkanlıkları, gerçek kronolojik yaş ne olursa olsun önemlidir çünkü bir yandan bize şimdi iyi hissettirirler, aynı zamanda diğer bir yandan yaşlandığımız zamanki risklerimizi azaltacağımızı düşündürüp iyi hissettirirler. Bununla birlikte, geçtiğimiz yılın kasım ayında, MacArthur araştırma ve inceleme kurulu tarafından finanse edilmiş, yaşlanma derneği üzerinde yapılmış bir çalışma yayınlandı. Bu çalışma, ileri yaşlardakilerin kronolojik yaşlarının, sağlığı ön görmediğini gösterdi. Bazı noktalarda, kronolojik yaşımız önemini yitiriyor ve bizim “biyolojik yaşımız” (kaç yaşında hissetiğimiz) ayırıcı oluyor.
Ayrıca, psikolojik faktörlerimiz, yaşam stilimizdeki davranışlarımızın etkisi ve bulunduğumuz yaştaki sağlığımıza ilişkin diğer faktörlere göre, kronolojik yaşın değeri, bizim yaşamdaki olaylarımızın zamanını gösterir ki bu zamanla daha da az göze çarpmaya başlar. Çok uzak değil, daha önce “yetişkinlik” başlığı daha kronolojik bir olgu olarak tanımlanıyordu, sırasına göre değişkenlik; evlendiğin zaman, ilk çocuk sahibi olduğun zaman şeklindeydi, ne zaman ki eğitim için harcadığımız zaman uzadı, ergenliğin bitip yetişkinliğin başladığı zamandan itibaren ciddi değişiklikler başladı. Benzer olarak ve belki de erken hayatta ertelediğimiz durumlardan dolayı, yaşlılığın başlamasına dair fikirlerimiz de değişmeye başladı. Ortalama emeklilik yaşı da değişkenlik gösterdi çünkü insanlar emeklilik planlarını, işlerinde ne kadar çalışacaklarını tekrar düşünmeye başladılar. Sonuç itibari ile de emeklilik yaşı ileriki yaşlara doğru kaymaya başladı.
Daha uzun çalışma eğilimi tam olarak bir haber değil, ancak hayatımız boyunca daha ne kadar uzun yıl yaşayabiliriz ya da uzun yıllar yaşamak için yapılan planlar gibi yeni beklentilerin ortaya çıkması, genç nesiller arasında gelecekteki hayatları için, akıllarına yönelik bir dalgalanma etkisi yaratma potansiyeli oluşturuyor. Ve bu nesiller; hâlâ iş ve aile yaşamlarını, yetişkinliklerinin ilk yarısına sığdırmayı planlıyorlar, böylece emekli olabilecekler.
Eğer yaşlanma her zaman kötü değilse ve kronolojik yaşımız hangi yaşam evresinde olduğumuzu tam anlamıyla göstermiyorsa, kronolojik yaşı sağlıyor olmanın ne önemi var? Kronolojik yaşın artık, geçmişteki kadar değere sahip olmadığını söyleyebilirim. Fakat bu bizi bir çıkmaza sürükler. Eğer ölçü yaş değilse, yaşamdaki süremizi nasıl bir ölçüt ile belirleyeceğiz? Aslına bakarsak, bu popüler “biyolojik yaş” testleri bize bazı ipuçları verir. Her şeye rağmen? birçok saçma test mevcut elbette, bu testlerdeki amaçları; bizim beklentilerimizi bir tarafa bırakarak hissettiğimiz yaşa göre gerçek yaşımızın ne olduğunu göstermek. Bu ortaya çıkan yaşımız, bizi biz yapan davranışlarımız, bazı durumlarda biyolojik faktörler. Belki de yeni ölçü, sadece doğumdan itibaren yılları sayan bir şey değildir. Hislerimizi, tercihlerimizi ve hayattaki davranışlarımızı da içine alıyordur. İdeal olarak; bu yeni ölçü tam anlamıyla bir “yaş” olmaz ama psikososyal ve fiziksel sağlık spektrumunda yatan bir değer olur.
Bu ölçünün sınıflaması hala mevcut değil. Tavsiyem gidin ve bu testlerden birini yapın. Sizin sandığınızın aksine aslında kaç yaşında olduğunuzu görün. Ben bu testi yaparken kaç çıkacağım acaba diye heyecanla yaptım. Umarım siz de eğlenirsiniz.
Ve son olarak daha genç olmanın her zaman güzel bir şey olmadığını da unutmayalım.

Share on Google Plus

About İbrahim Can Gezer

This is a short description in the author block about the author. You edit it by entering text in the "Biographical Info" field in the user admin panel.
    Blogger Comment

0 yorum:

Yorum Gönder