Aradığınızı Bulacaksınız...

CANLILARDA DAVRANIŞ


Genel olarak davranış bir organizmanın faaliyetlerinin tümü olarak tanımlanır. Bunun yanında canlıların tümünün, çevrenin fiziksel, kimyasal ve biyolojik koşullarına karşı kendilerini en uygun şekilde koruyabilmesi ve zamanında en etkili tepkiyi gösterebilmesi olarak da tanımlanabilir. Canlıların davranış şekillerini inceleyen bilim dalı, etoloji adını alır. Etoloji (davranış bilimi), biyolojiyle psikolojinin birleşimi ile oluşan bilim dalıdır.


DAVRANIŞ BİLİMİNİN ÖNCÜLERİ

Ivan Petrovich Pavlov Rus Fizyolog Ivan Pavlov her ne kadar en iyi çalışmalarını davranış alanında yapsa da 1904’te tıp alanında Nobel ödülü aldı. 

John B. Watson (1879-1958) Amerikan psikolog.Davranış biliminin kurucusu olarak tanınır.John Watson davranışların gözlenirken aynı zamanda kişilerin iç dünyalarının, düşüncelerinin ve hislerinin de incelenmesi gerektiğine inanıyordu.

Konrad Lorenz Avusturyalı zoolog. Konrad Lorenz 1973’te tıp alanında nobel ödülü almıştır.Çağdaş davranış biliminin kurucusu olarak bilinir. İnsanlar ve hayvanların davranışlarında iç dünyalarının yanı sıra çevredeki olayların ve genetiğin de etkisi olduğunu savunurdu

Canlılarda davranışa neden olan başlıca uyarılar; sıcak, soğuk, ışık, ses, kimyasal maddeler, yer çekimi gibi dış faktörlerle açlık, susuzluk, ağrı gibi iç faktörlerdir. Ayrıca organizmalar, çevredeki diğer canlı ve cansızlara karşı da belirli bir tepki gösterir.

Davranışın organizmalar sağladığı iki temel yarar şöyle verilebilir:
Bireyin yaşamını sürdürebilmesini sağlar.
Yavru yapma düzenini etkileyerek türün devamına yardımcı olur.
Canlıların hayatta kalmasını sağlayan davranışları besin sağlamaya, düşmanlarından kaçıp korunmaya, üremeye ve yavrularını büyütmeye yönelik tepkilerdir.
Sonradan öğrenilmemiş davranış biçimlerine doğal davranış denir. Hayvanın davranış şekli, ona dışarıdan yapılan bir etkiye tepki şeklinde olabilir. Örneğin; kuyruğuna bastığınız bir köpek hırlamaya başlar ya da size dişlerini gösterebilir.

Canlılardaki doğal davranışlar, genel olarak canlıların sonradan öğrenmeyip kalıtımsal olarak sahip oldukları davranış biçimleridir. Bu doğal davranışlar, canlının genlerinin ve gelişmişliğinin bir göstergesi olarak canlının yaşamda kalmasına ve üremesine yardımcı olur.

EK BİLGİ:
Hermann S . Reimarus (1694-1768) 1760 yılında, örümceklerin ağ örüp avlanmaları hakkında gözlemlerine dayanarak doğuştan beraber getirilen iç güdülerin var olduğunu savunmuş ve bunu şöyle ifade etmiştir: 
İkisi de avlarına göre daha yavaş hareket ettikleri halde uçan veya yürüyen böceklerle beslenmektedirler. Fakat bunlardan örümcek daha önceden bir sinek, sivrisinek veya arıyı hiçbir şekilde görüp tatmadan, içinde var olan ağ örme iç güdüsüne kapılıp ağını örer ve buraya takılan böcekleri içine emerek kendine ziyafet çekmeyi çabuk öğrenir. Buna karşılık ince kumda zorlukla hareket edebilen karıncaaslanı ise kumda huni şeklinde yaptığı kapanının içine düşebilecek karınca ve benzeri böcekleri bekler. 

Yani,hayvanlar yaşam ve nesillerinin devamı için doğal olarak farklılık gösterebilen istemli davranışlarının yanı sıra doğuştan gelen bazı içi güdülere sahiptirler.

İÇGÜDÜSEL BOŞLUKLARIN DOLDURULMASI

Lorenz, daha önce morgan’ın da (1896) değindiği gibi insan dahil hemen hemen her hayvan türünün doğuştan beraberinde getirdiği içgüdüsel davranışlar yanında doğuştan sonra öğrenme yoluyla elde ettikleri davranışlara da sahip olduğunu, yani “içgüdüsel boşlukların” bulunduğunu ve bunların öğrenme yolu ile dolduklarını vurgulamıştır. Örneğin kuşlar yuva yapmayı iç güdüsel olarak bilir, fakat zamanla daha iyi ve sağlam yuva yapmayı öğrenirler. Öğrenme yolu ile doldurulması söz konusu olan iç güdü boşlukları her hayvan türünün kendi genetik yapısında yer almıştır.

Bugün insan etolojisi, Sosyobiyoloji ve özellikle Davranış Biyolojisinin hayvanlar ve özellikle hayvan aleminde bir tür olan insanlar için de yararlı olduğu ve aşağıdaki örneklerden de anlaşılacağı gibi insan olarak insanları daha iyi anlamamıza yardım ettiği bir gerçektir. Hayvan anatomisi, morfolojisi, fizyolojisi tıp için, insan sağlığı için ne kadar yaralı olmuş ve zorunlu hale gelmiş ise aynı şekilde Davranış Biyolojisi ve yan dalları olan sosyoloji, psikoloji ve psikoterapisi yönünden insan sağlığı için yararlı olabileceği belirginleşmiştir.

DOĞUŞTAN DAVRANIŞLAR 

İnsanlarda doğuştan davranış şekilleri vardır. Kör ve sağır doğan insanlarda bu durum izlenebilir. Bu şekildeki çocukların mimikleri,sağlıklı çocukların gülüş ve ağlayışına benzer. 
Bu yüz ifadelerinin öğrenilmesi olanaksız ise nasıl olur da böyle bir benzerlik söz konusudur?

Bir başka örnekte, yeni doğmuş bebeğin havuza konulduğunda yüzebiliyor olmasıdır. Ama bu özellik sonraki yıllarda yitirilir.

ÖĞRENMEYLE KAZANILMIŞ DAVRANIŞLAR

Deneyimlerin toplanması ve onların bireysel bellekte depolanması, bireye değişken çevre uyarılarına tepki vermeyi mümkün kılar. Bunun için gerekli olan öğreti çevre ve kalıtımın karşılıklı ilişkileriyle gerçekleşir. Doğuştan davranış şekilleri kazanılmış olanlarla takviye edilir ve böylece çevreye en iyi bir biçimde uyumu olası kılar. Öğrenme yeteneği belirli gelişim basamakları ile sınırlıdır. Bireyin öğrenme yeteneği bu basamaklarda söz konusudur.

Zorunlu ve İhtiyari Öğrenme: Yaşayıp soyunu sürdürebilmek için birçok canlı belli hareketleri öğrenmek zorundadır. Örneğin, doğduğunda yürüyemeyen bebeğin (fiziki olgunluğa da erişince) yürümeyi öğrenmesi.

Sosyoloji insan toplumlarını bilimsel,sistematik ve eleştirel olarak inceleyen sosyal bir bilimdir. Sosyolojinin araştırma konusu toplum ve toplumsal yaşamla ilgili olgu ve olaylardır. Toplum ve toplumsal yaşamla ilgili olgular (evlenmek, boşanmak, göç, kentleşme, suç, terör, spor,....) sosyolojinin araştırma konusunu oluşturur. 

İçinde yaşadığımız toplumun ekonomik yapısı, aile düzeni, kültürü, yönetim biçimi, nüfusu, dini, ahlak anlayışı.... sosyal davranışlarımızı şekillendirir. 

Örneğin; hangi partiye oy verdiğimiz, eş seçimimiz, yaptığımız meslek, boş zamanları değerlendirme biçimimiz,… toplumsal koşullardan etkilenir.



İnsanlar toplumsal yaşam içerisinde gereksinimlerini karşılamak için diğer insanlarla sosyal ilişkilere girerler. Çünkü, insanlar gereksinimlerini tek başlarına karşılayamazlar. Örneğin; beslenmek, giyinmek,evlenmek,güvenlik, sevgi gibi gereksinimlerimiz tek başımıza karşılayamadığımız , diğer insanlarla ilişkiyi içeren sosyal boyutlu davranışlarımızdır.


BİR HÜCRELİLER DE VE BİTKİLERDE DAVRANIŞ

Bir hücreliler ile bitkilerin tüm davranışları doğuştan gelen, yani doğal davranışlardır. Bunlardaki davranışı oluşturan bilgiler, bireyin DNA'larıyla taşındığından davranış şekli türün tüm bireylerinde aynıdır.

Bir hücrelilerde yaygın olarak görülen doğal davranışlardan birisi, taksi (yer değiştirme, göçüm) denilen harekettir. Yer değiştirerek yönelme şeklinde bir tepki olan taksi, uyarının çeşidine göre farklı şekillerde isimlendirilir.

Örneğin; Uyarı ışık ise fototaksi, su ise hidrotaksi, kimyasal maddelerse kemotaksi, ısı ise termotaksi şeklinde isim verilir.


Bitkilerde, tropizm (yönelim) ve nasti (ırganım, salınım) olmak üzer iki çeşit doğal davranış şekli vardır. Tropizm denilen davranışın, uyarının cinsiyle uyarıya doğru ya da uyarıdan uzaklaşma şeklinde olabilen çeşitleri vardır. Bitkilerdeki tropizm, uyarıya doğru olursa pozitif (+) tropizm, uyarıdan uzaklaşma şeklinde olursa negatif (-) tropizm olarak adlandırılır.

Tropizmada önemli bir etken de uyarının cinsidir. Örneğin ışığa yönelme şeklindeyse (+fototropizm), ışıktan kaçma şeklinde ise (-fototropizm) şeklinde adlandırılır.


Bitkilerdeki nasti (ırganım, salınım) denilen davranış şekli, uyarının çeşidine göre yapılan

ancak uyarının yönüne bağlı olmayan davranıştır. Fotonasti ışığa, termonasti sıcaklığa, sismonasti dokunmaya, sarsmaya bağlıdır. Örneğin; akşamsefası çiçeklerinin gece açılıp gündüz kapanması fotonastidir. Çiğdemlerin hava ısınırken çiçek aşması termonastidir.

REFLEKSLER VE İÇGÜDÜSEL DAVRANIŞLAR

Canlılarda görülen refleksler ve içgüdüsel davranışlar doğal davranış şekilleridir. Refleksler, belli bir uyarıya karşı gösterilen hızlı ve kalıplaşmış davranışlardır. 


Başka bir değişle herhangi bir uyarı karşısında vücudun tamamının ya da bir bölgesinin ani tepki göstermesi olayıdır. Refleks şeklindeki davranışlar ancak belirli duyu organlarının özel bir kas grubuna bağımlı olmasına dayanır. Örneğin; diz kapağımızın altındaki kaslar hafifçe vurulmasıyla kasların gerilmesi sonucu bacağın yaptığı hareket basit bir reflekstir.


Refleksler, "refleks yayları" denilen ve omurilikle omuriliğe bağlı çevresel sinirler tarafından düzenlenen otomatik davranışlardır. Refleksler, beynin denetiminden geçemediği için isteyerek yapılan davranışlara göre daha basit ve hızlıdır.



Refleksler, doğuştan kazanılan kalıtsal refleks ve şartlı refleks olmak üzere iki çeşittir. Yeni doğan bebeğin annesini emmesi, acıkınca ağlaması; balığın yumurtadan çıkar çıkmaz yüzmesi gibi davranışlar, doğuştan gelen kalıtsal reflekslerdir. 

Ayrıca benzer içgüdüsel davranışlarına bakılarak hayvanlar arasındaki kalıtsal yakınlıkları ve evrimsel özellikleri de saptanabilir. İçgüdüsel davranışların tipik özelliği, canlının belli bir uyarıya karşı daima belli bir şekilde tepki göstermesidir. 

Örneğin; kedinin karşısına fare çıktığında kedinin fareye saldırması davranışı. Çevresel etkiler içgüdüsel davranışı etkilemez. Örneğin; Çevre koşulları ne olursa olsun, kedi fareye karşı aynı davranışta bulunur. Ancak içgüdüsel davranışlar öğrenmeyle değişebilir, farklı şekillere dönüşebilir.

Zil çaldığı zaman teneffüse çıkmaya alışmış bir öğrencinin, ders ortasında zil çalınca teneffüse çıkmaya çalışması gibi davranışlar da şartlanma yoluyla öğrenilmiş şartlı refleks örnekleridir.



Doğuştan gelen davranış şekillerinden en ilgi çekeni içgüdüsel davranıştır. İçgüdüsel davranışların şekli türe özgüdür. Yani içgüdüsel davranışına bakılarak hayvanın hangi türden olduğu saptanabilir. Örneğin; leylek uçarken yerde tavşan gördüğünde bir tepki vermez ama kartal uçarken tavşan gördüğünde onu yakalayacak bir davranışta bulunur.

Örneğin; doğal ortamda yetişen, özel besinlerle beslenmeyi öğrenen kedinin, fareyle karşılaştığında fareyi yakalayıp yeme yerine onunla oynamaya çalıştığı gözlenmiştir.


KAZANILMIŞ DAVRANIŞLAR

Gelişmiş canlılardaki davranışlar, öğrenme yoluyla şekillenen sonradan kazanılmış davranışlardır. Bunlar, çevresel etkilerin bir sonucu olarak canlının geliştirdiği tepkilerden oluşur. Kazanılmış davranışlar canlının geçmişte yaşadığı deneyimlerine dayanarak geliştirilir. 



Kazanılmış ya da öğrenilmiş davranışlar, aynı türün bireyleri arasında ve bireyin kazandığı deneyimlerle zamana bağlı olarak değişebilir. Kazanılmış davranışlar, içgüdüsel davranışlardan farklı olarak bireyin yeni durumlara karşı yeni ve olumlu tepkiler geliştirmesini sağlar ve yeni durumlara kolayca uyarlanabilir.

İnsanın okuma yazma, bisiklet kullanma, diş fırçalama, ders dinleme, tuvalet kullanma gibi davranışları zamanla değiştirilebilen kazanılmış davranışlardır. Kazanılmış bir davranışın oluşmasını sağlayan öğrenme etkinliği çeşitli şekillerde ortaya çıkabilir. Başlıca öğrenme etkinlikleri şunlardır:



Genç yavruların ilk gördükleri davranışı, sesli uyarıları izleyerek algılamalarıdır. Örneğin; yumurtadan çıkan civcivin annesini izleyerek davranış geliştirmesi, annesini taklit etmesi ile gelişir.

Diğer bir örnek:

Önceden öğrenilen bir olgunun, daha sonra otomatik olarak tekrarlanmasına alışkanlık denir. Başlangıçta yavaş ve zor gerçekleşen alışkanlıklar, zamanla kolayca ve hızlı bir şekilde gerçekleşir. Örneğin; insanlarda yürüme, temizlenme, giyinme, dans etme, bilgisayar kullanma gibi etkinlikler, alışkanlık şeklini almış davranışlardır. Önüne buğday taneleri attığımız güvercinlerin, buğdayları gagalayarak yemeleri de alışkanlık şeklindeki etkinlikleridir.

Doğuştan gelen içgüdüsel refleksin, doğal uyaranın değiştirilmesiyle ortaya çıkan öğrenme etkinliği, şartlanma yoluyla öğrenmedir. İçgüdüsel refleksin doğal uyaranı değiştirildiğinde şartlanma tepkisi oluşur. Bu olayı ilk kez Ivan Pavlov (İvan Pavlov), köpeklerle yaptığı ünlü deneyiyle göstermiştir. Pavlov, köpeğe et verdiğinde köpeğin salya çıkardığını görmüş. Daha sonra et verirken zil çalmış ve et nedeniyle köpek yine salya çıkarmış. Bu olayı defalarca tekrarlamış ve köpeğe et vermeden zil çaldığında köpeğin yine salya çıkardığını görmüştür. Pavlov bu deneyiyle yeni bir refleksin geliştiğini ve doğuştan gelen reflekslerin doğal uyaranların değiştirilebileceğini göstermiştir. Bu olaylar, şartlı refleks ya da şartlanma olarak adlandırılır.


İnsan ya da hayvanı, yeni bir durum karşısında meydana gelecek birden fazla tepkiden doğru olanını seçmesi, deneme yanılma yoluyla öğrenmedir. Bu yöntem, sık uygulanan bir öğrenme yoludur. Bir civcivin yumurtadan ilk çıktığında gördüğü her küçük varlığı gagalaması, zamanla yenilmeyecek olanlara dokunmaması, böyle bir öğrenme şeklidir. Güzel yazı yazma, doğru araba kullanma, iyi futbol oynama, hızlı bilgisayar kullanma gibi davranışlar deneme yanılma yoluyla kazanılır. 

BİYOLOJİK SAAT

Hayvanların çoğu, belirli aralıklarla tekrarlanan davranış şekilleri gösterir. bu davranışlar, günlük, aylık, mevsimlik, yıllık, gelgit (met cezir) olaylarına bağlı olarak ya da bunların etkileşimlerine göre düzenlenir . Leylekler mevsimlere göre değişik bölgelere göçer. Balıklar, kuşlar, memeliler ilkbaharda; geyikler ve koyunlar sonbaharda yavru meydana getirmek için üreme davranışında bulunur. Sürüngenler, ayılar, tavşanlar, yarasalar, fareler gibi birçok hayvan, soğuk ve besin bulmanın zorlaştığı kış mevsiminde kış uykusuna yatar.

Pek çok su hayvanının davranışları, Ay'ın değişik aşamaları nedeniyle ortaya çıkan gelgit olaylarına göre düzenlenir. Pasifik kıyılarında yaşayan grunion (grunyon) balıkları, deniz yükseldiğinde kumsala çıkarak yumurta ve spermlerini oraya bırakır. Denizin ikinci yükselişi sırasında da bu balıklar okyanusa geri döner.

Güneş ışığının günlük değişmeleri, canlıların pek çoğunun kullandığı bir zaman belirleyicidir. Bitkilerde bile güneş ışığına göre davranışların değiştiğine farklı örnekler de verilebilir. Örneğin; mum çiçeği güneş battıktan sonra bir koku salgılamaya başlar. Koku salgılaması gece boyu sürer ve güneş doğarken koku kesilir. Sarmaşık bitkisinin çiçekleri güneş doğunca açılır, güneş batınca kapanır.

Bazı böcekler, günün belirli saatlerine göre renk değiştirir. Bu böcekler sürekli karanlıkta tutulsa da zamanı gelince aynı renk değişimini gösterir. Örneklerde olduğu gibi canlıların çoğunda bir biyolojik zaman ayarı mekanizması gelişmiştir. Bu mekanizmayla canlının faaliyetleri, çevresinde düzenli olarak tekrarlanan değişmelerle dengeli bir uyum içindedir. Çevreden gelen işaretlerle bu biyolojik ayar, canlının etkinlikleri için en uygun zamanı haber vermektedir. 

Kuşlar, balinalar, bazı böcekler ve arılar, çok gelişmiş zaman ayar mekanizmalarını yön saptamakta kullanılır. Örneğin; bal arıları güneşin bulunduğu yönü saptayarak ona göre kovanla besin kaynağını bulunduğu yer arasındaki yönü belirler. 

Gözcü olarak seçilen arı, çiçeklerin bulunduğu yer kovana yakınsa dairler çizerek dans eder. Bu yer kovana uzaksa sallanarak dans eder. Böylece arılar yaptıkları dairesel hareketlerin yönüyle çiçeklerin bulunduğu yerin yönünü, sallanmanın sıklığı ile de uzaklığı belirtir. Arılar, yağmurlu günlerde bile yerlerini şaşırmadan bulur. Bu da arıların "zaman belleği" yoluyla bilgi depoladıklarını gösterir.

İnsanın fizyolojik etkinliklerinin çoğu, günlük ritmler gösterir. Örneğin; vücut sıcaklığımız saat 16.00-17.00 arasında en yüksek, sabah 03.00 ile 05.00 arasında ise en düşük düzeydedir. Çoğaltılabilecek örneklerle insan vücudunun güneşe duyarlı bir saat gibi çalıştığı söylenebilir. Yani ışığın etkisiyle belirli bir günlük ritm izlenir. Son yapılan araştırmalara göre bu özellik, beyinde bulunan ve pineal bez denilen ışığa duyarlı bir yapı tarafından düzenlenmektedir. Bu yapı, ışığın varlığına bağlı olarak melatonin denilen hormon üretir. Melatonin salgılanması karanlıkta artar, ışıkta durur, bu yolla uyku ve uyanıklık zamanları saptanır. 

SOSYAL DAVRANIŞLAR

Hayvanların davranış şekilleri, dış çevrenin cansız koşulları yanında canlı koşullara göre değişir. Bu da toplumsal davranışı oluşturur. Yani toplumsal davranış, iki ya da daha fazla birey arasındaki etkileşim demektir. Sosyal davranış, birden fazla türün bireyleri için geçerli bir kavramdır. Karşılıklı etkileşimler aynı türün bireyleri arasındaysa buna sosyal ilişki adı verilir.

Sosyal davranışlar, bir yandan mücadeleye bir yandan da iş birliğine dayalı etkileşimleri kapsar. Bu etkileşimler; sesli, görsel ve kimyasal mesajlarla sağlanır. 

Birden fazla bireyin bir arada bulunması her zaman toplumsal davranış anlamına gelmez. Çevredeki bir uyarı nedeniyle bir araya gelerek kümeleşmiş her hayvan topluluğu toplumsal grup değildir. 

Toplumsal davranış, genel olarak eş bulma ve eşleşme temeline dayalıdır. Ayrıca düşmanlardan korunma, besin bulma, avlanma, yuva yapımı ve iş bölümü amaçlarıyla grup oluşturma ya da ebeveyn ile yavru ilişkileri şeklinde de olabilir.

Toplumsal ilişki, karşı cinslerin birinden gelen işarete tepki gösterme şeklinde davranışla kurulabilir. Örneğin; yumurtlama zamanı, dişi kurbağa değişik sesler çıkararak erkek kurbağayı çağırır. Erkek kurbağa da dişinin sırtına binerek uygun bir yer bulup yumurta ve spermlerini oraya bırakır. 

TARLA ÇEKİRGESİ - CIRCIR BÖCEĞİ

Erkek cırcır böcekleri dişileri kendilerine çekebilmek için kanatlarını birbirine sürterek ilginç sesler çıkarır. Hayvanların bir kısmında mesaj olarak kullanılan salgılar, feromon denilen maddelerdir. Feromonlar, aynı türün diğer bireylerinin davranışlarını etkiler. Örneğin; hamam böceği, ipek böceği, güve gibi böcekler salgıladıkları feromonlarla çok uzaktaki karşı cinsini bile kendine çekebilir.



Özellikle kuş gibi hayvanlarda karşı cinsten iki birey, çiftleşme amacıyla bir araya gelir. Erkek, kur yapma, dişi de çiftleşmeyi kabul etme şeklinde farklı davranışlar sergiler.

Birçok hayvan türünde görülen aile yaşamının temelinde çiftleşme, yavruyu koruma, ona besin sağlama ve savunma davranışları yatar. Kuşların çoğu, yavrularını beslemek amacıyla besin getirirken yaptığı davranışlarla yavrularını uyarır ve ağızlarını açmalarını sağlar. yavrular da ona göre tepki verecek davranışlarda bulunur. Hayvanların oluşturdukları toplumsal grupların çoğunda cinsiyet farkı vücut yapısı ve davranış şekillerine göre düzenlenen iş bölümüne dayalı farklılaşmalar vardır. 

Toplumsal grupların önemli özellikleri şöyle sıralanabilir:

Hayvan topluluklarında, bireylerin üstünlük derecelerine göre sıralanmış olan sosyal hiyerarşi denilen bir organizasyon vardır.



Topluluğun kılavuzları vardır. Kılavuz, grubun liderine kararlarında yardımcı olur.



Grubun bireyleri arasında çeşitli şekillerde sağlanan güçlü bir iletişim ve haberleşme ağı vardır.



Grubun aşırı kalabalıklaşmasını önlemek için bireyler birbirlerinden farklı yerlere yerleşir. 
Buna toprağa bağlanma; doğal olarak yaşadıkları bölgeye de yayılma (Yaşama) alanı adı verilir. Kuşlarda olduğu gibi yaşama alanı, kendi türünün ya da diğer türlerin bireylerine karşı savunulur. Bu olaya alan savunması denir.



Hayvanlardaki sosyal hiyerarşi topluluğun yaşama şansını artırır. Bireyler arasındaki çatışmanın azalmasını ve grubun etkinliklerinin uyum içinde sürdürülmesini sağlar. 


Böylece enerjinin ve zamanın boşa harcanması önlenip üyelerinin daha verimli olması sağlanır.


Görüldüğü gibi hayvan gruplarındaki bireyler, grubun diğer bireyleriyle sürekli ilişki içindedir. Üyelerin her biri belli bir işleve sahiptir. Grubun içinde belli bir işlevi olmayan yok gibidir. Bu nedenle grubun üyelerinden birkaçının ölümü grubun dağılmasına ya da yok olmasına neden olabilir.



Hayvanların tüm davranışları, belirli bir koordinasyon ve düzenlilik içinde yapılır. Bu koordinasyonun sağlanması kalıtsal, sinirsel ve hormonal olmak üzere üç temel ögeye dayalı olarak gerçekleşir.
Share on Google Plus

About İbrahim Can Gezer

This is a short description in the author block about the author. You edit it by entering text in the "Biographical Info" field in the user admin panel.
    Blogger Comment

0 yorum:

Yorum Gönder