8 Eylül 2014 Pazartesi

TÜRK DEVLETLERİ

Büyük Hun İmparatorluğu


Büyük Hun İmparatorluğu ya da Asya Hun İmparatorluğu (Çince: 東匈奴, anlamı: Doğu Hiung-nu), MÖ 220'de yaşamış eski Türkçede Kun, Çince Hiung-nu, batı dillerinde Hun adıyla geçen Türk devleti. Hun İmparatorluğu'nu Türk boyları kurmuş, yönetmiş; Türk kültürü devlete şeklini vermiştir.
Hiung-nu adına ilk olarak MÖ 318 yılında Çin ile yapılan Kuzey Şansi Savaşı'nda ve bunun sonucunda yapılan anlaşmada rastlanmaktadır.Hiung-nular günümüzün Moğolistan bölgesinde; Çin'in kuzeybatısında yaşamlarını sürdürmekteydiler. Bilinen ilk imparatorları Teoman'dır. En büyük imparatorları ise, Mete'dir. Çinliler önüne geçemedikleri Hiung-nu'ların saldırılarının ardından MÖ 214 yılında Çin Seddi'ni inşa etmek zorunda kalmıştır. Bu yapı günümüzde halen bir dünya harikası olarak kabul edilmektedir. Ming Hanedanı döneminde de yenilenen büyük duvarın birçok kısmı sağlamlığı ile günümüzde hala ayakta kalmıştır. Doğu Hiung-nular en parlak dönemini Mete zamanında yaşamıştır.
Kuruluşu hakkında kesin bilgiler yoktur. MÖ 220 yılında Teoman tarafından kurulduğu kabul edilir. Teoman'dan sonra devleti büyük bir imparatorluk haline getiren Mete'dir. Mete, İpek Yolu'na egemen olmak için Çin ile savaşmıştır. MÖ 200 yıllarında Çin'i yenilgiye uğratarak vergiye bağlamıştır. MÖ 187 yılında başında Ka-o-ti'nin bulunduğu Çin İmparatorluk Ordusu'nu, Pa-i-Teng Seferi'nde on tümenden oluşan (yüz bin kişiye tekabül eder) disiplinli ve düzenli ordusuyla yenilgiye uğratmıştır. Bu Çin ordusunun sayısının bazı kaynaklarda iki yüz bin bazı kaynaklarda ise otuz beş tümen yani üç yüz elli bin olduğu yazmaktadır. Mete devrinde SibiryaÇin DeniziJapon Denizi ve Hazar Deniziarasında kalan tüm topraklara hakim olunmuştur.
Mete'nin Çin'i topraklarına bağlamayıp, vergi almak suretiyle yönetmesi sebebi, Çin yerleşik hayatı ve siyasi etkisinden uzak durma olarak yorumlanır. Bunun yanında Çin'in kalabalık nüfusu altında Hunluk özelliklerini kaybetmek istememiştir.

Batı ve Doğu Hun Devleti

Mete'nin ölümünden sonra bir süre daha gücünü koruyan devlet, Çinli prenseslerle evlenme geleneği ile Çinli prenseslerin casusluk faaliyetleri, Hun boyları arasındaki iktidar kavgaları, Çin'in İpek Yolu üzerinde gittikçe siyasi nüfuzunu arttırması gibi nedenlerle MÖ 46 yılında Doğu Hiung-nu ve Batı Hiung-nu olmak üzere ikiye ayrıldı. Bu ikiye ayrılışın nedenlerinden birisi de Büyük Hun İmparatorluğu'nun başında bulunan Ho-han-ye'nin ekonomik sıkıntıları da neden göstererek Çin egemenliğine girmek istemesidir ki, bu düşünceyi kardeşi Çiçi, "atalarına saygısızlık" olarak kabul edip esaret altına girmeyi reddetmiştir.
Bu sebeple bir kısmı, şimdiki Batı Türkistan yöresine çekilerek yönetimden ayrılmışlardır ve Çiçi yönetiminde Talas'ın batısına egemen olmuşlardır. Batı Hiung-nu'nun başında bulunan Çiçi'nin Çin'e karşı verdiği mücadelede kısa bir süre sonra başarısız olduğu görülmüştür. Zira Çiçi, Çin ile mücadelede eski Hun savaş taktiklerini bırakarak bir şehir kurup burayı kale haline getirerek savunma savaşı yapmayı yeğlemiştir. Bu kendisinin birinci hatasıdır. Yenilgisinde etkili olan diğer hata ise emri altında bulunan askerlere çok sert davranmasıdır.
Doğu Hiung-nu ise, Ho-Han-ye yönetiminde Talas'ın doğusunda Büyük Hun İmparatorluğu'nun asıl mirasçıları olarak M.S 48 yılına kadar hüküm sürmüştür. Çin'in siyasi hareketleri sonucu, MS 48 yılında Doğu Hiung-nu bölünme sürecine girmişlerdir. Nihayetinde Güney ve Kuzey Hiung-nu olmak üzere ikiye ayrılmışlardır. Kuzey Hiung-nu tanhu Pi yönetiminde Moğol ve Sibirya stepleri çevresinde 156 yılına kadar devam etmiştir. Güney Hiung-nu ise, Panhu yönetiminde Uygur havzasında ve Çin'e yakın bölgelerde 216 yılına kadar devam etmiştir.
Doğu Hiung-nu'nun kuzey ve güney olarak ikiye ayrılmasının sebebi; Panhu yönetimindeki Hiung-nu'ların Çin'in siyasi üstünlüğünü kabul etmesine rağmen, yeğeni Pi yönetimindeki Kuzey Hiung-nular'ın Çin üstünlüğünü kabul etmeyişidir.

Kültür

Hunlar kendi belgelerini bırakmadığı için arkeolojik deliller dışında Çin kaynaklarına bakılmaktan başka çare yoktur. Hiung-nular'ın özelliklerinden birkaç örnek:
  • Reisi vefat edince, yerine oturan oğlunun kendi anası dışındaki babasının kadınlarını alması.
Ancak bu özellikler sadece Hunlar'da değil, diğer göçebe kabileler için de geçerlidir. Ayrıca bunların Çin medeniyetinin ahlak anlayışı ve mantığına aykırı olduğu için Çin kaynaklarında Hunlar'ın gelenek ve göreneklerinden bahsedilirken eleştiri içerikli cümleler kullanılmıştır.
Hunlar'ın dini, Şamanizm ve Tengricilik olup, yılda üç kez büyük ayinî bayram düzenleniyordu.
Arkeolojik kazıların sonucuyla Hunlar'ın başkentinin Ulan Batur'un kuzeyinde bulunan Noin-Ula Kurganı'nında olduğu saptanmıştır.Kurganlarından kazılan Hunlar'ın giysilerinde eski Türk kültürünün etkisi tespit edilmiştir.

Devlet Yönetimi

Çin kaynaklarında Hun (Hiung-nu) devletinin yöneticileri Tanhu (Şanyu) olarak anılmaktadır. Bu kelimenin kumandankağanhan ya da imparator gibi bir anlamı olduğu tahmin edilir.
Tanhu sözcüğü bir unvan olarak "sonsuz genişlik" anlamına gelmektedir. Hükümdarlık da kut anlayışı egemendi. Hükümdarlığın tanrıdan geldiği görüşü vardı. Ülke, töre hükümlerine göre yönetilirdi. Tanhunun görevi; ülkede dirliği sağlamak, adaleti gerçekleştirmek, orduyu komuta etmek, meclisi yönetmek olarak sıralanabilir.Hükümdarın eşine "ka-tun" (hatun) denirdi ve hatun yönetimde söz sahibiydi. Hükümdarlık babadan oğula geçmektedir. Ülke oğullar arasında doğu, batı ve merkez olarak miras bırakılmaktaydı. DoğuGüneş'in doğduğu yön olması dolayısıyla Türkler'de kutsal görülürdü ve ülkenin doğusunu yönetmek üstünlük belirtisiydi. Ülkenin batısını yöneten tanhu doğudaki tanhuya bağlı idi.

Ordu

  • Ordu ücretli değildi.
  • Ordunun temeli atlı askerlere dayanırdı.
  • Ordu tümen sistemine göre teşkilatlanmıştır. (Onluk sisteme göre)
  • Kullanılan savaş araçları ok ve yaydı. Yakın dövüşte kılıç ve kargı kullanılırdı.

Soy ağacı


Hunlar'dan kalan bir kemer tokası.
Hiung-nu'lar
Büyük Hun İmparatorluğu
Doğu Hiung-nu
(TomanMotun)
(MÖ220 - MÖ46)
Batı Hiung-nu
(Çiçi)
(MÖ46-MÖ36)
Doğu Hiung-nu
(Ho-han-ye)
(MÖ46 - MS48)
Kuzey Hiung-nu
(Panu)
(MS48 - 156)
Güney Hiung-nu
(Pi)
(MS48 - MS216)
Avrupa Hunları
(tartışmalı)
Akhunlar
(tartışmalı)
Beş Barbar Onaltı Krallık
(MS309 - MS439)




Avrupa Hun İmparatorluğu

Hun İmparatorluğu, Hunlar'ın Avrupa'da kurduğu bir imparatorluktur, Türk tarih literatüründe Avrupa Hun İmparatorluğu ya da Batı Hun İmparatorluğu olarak da adlandırılır. HunlarAvrasya kökenli bir boylar konfederasyonudur.
350 yılında Asya bozkırlarından batı yönünde harekete geçmişler; dönemlerine göre çok gelişmiş silah ve donanımları, yüksek hızları ve üstün savaş taktikleriyle önlerine çıkan kavimleri sürerek ya da egemenlik altına alarak Avrupa'nın neredeyse tamamını işgal etmişlerdir. Hunların baskısıyla oluşan bu büyük hareketlilik Avrupa'nın sosyalkültüreldemografik yapısını alt üst eden ve bugünkü yapının temellerini oluşturan Kavimler Göçü'nü başlatmıştır.

Dilleri ve Kökenleri

Avrupa Hun İmparatorluğu'nun kökeni olan Büyük Hun İmparatorluğu'nu Türk boyları kurmuş, yönetmiş; Türk kültürü devlete şeklini vermiştir.
Otto J. Maenchen-Helfen, Hunların dilleriyle ilgili olarak sadece bazı kabilelerin adlarının bilindiğini belirterek bu kabilelerin adlarının Türk dilinebenzediğini ileri sürdü. Hunların bilinen kişi isimlerinin bir kısmının kaynağı bulunamazken, bulunanlar ise TürkPersCermen dilleri kökenine aitti. Hunların, Pers ve Cermen dili ile Kafkasya ve Avrupa'da karşılaştığı bilinmektedir. Otto Maenchen-Helfen, "Hunların Dünyası" adlı çalışmasında elindeki verilerden hareketle Hunların yöneticilerinin ve halkının büyük çoğunluğunun Türk dili konuştuğunu savundu.
David Christian ise, Hun konfederasyonunun içinde çok sayıda Türk dili konuşanların varolma ihtimalinden bahseder ve en azından Attilazamanında Pontus bozkırlarında (Pontic-Caspian steppe: Karadenizin kuzeyinden Hazar Denizi'nin doğusuna kadar uzanan bozkır.) Türk dili konuşanların bulunduğunu aktarmaktadır.
Columbia Encyclopedia 'ya göre ise HunlarAk HunlarMacarlarMoğollar ve Türkler ile olan taktik ve alışkanlıkların benzerliğine rağmen, bu halklar ile bağlantılı olma olasılığı hafiftir ve Macarlarla Türklerin ise bilinmemektedir.Ancak Macar Türkolog Rásonyi, Macarların kökeni ile ilgili şunları söylemiştir: "Türkler Macar’ların babası, Fin-Ugorlar ise anasıdır.”

Başkentler

Hun İmparatorluğu'nun başkenti farklı kaynaklarda Segedin ve Macaristan'ın başkenti Budapeşte'nin Budin kesimi yakınlarındaki Sycambria olarak geçmektedir.

Batı hunlarında ekonomi

Batı Hunları klasik Türk atlı göçebe ekonomik hayatına sahipti. Günümüzde bile bazı yerlerde görülen bu anlayış gerçek bir göçebelik değilidir. Hiç bir yere bağlı kalmayıp oradan oraya göçenler bazı bedevi ile bazı kazak kabileleridir. Hunların da dahil olduğu Türk göçebeliğinde yaylaklar ve kışlıklar vardır. Havalar ısındığında daha üst rakımlardaki yaylaklara kışın ise daha aşağıdaki kışlıklara geçilirdi. Her boy ve aşiretin temel olarak yaylak ve kışlağı belli idi. Yani oradan oraya sürekli göçen bir topluluktan bahsetmiyoruz. Kroniklerin ve arkeolojik verilerden de bunu anlıyoruz. Hunların yaptığı temel ekonomik faaliyet koyun ve at yetiştiriciliğidir. Koyundan yün deri et süt elde edip sütten yoğurt peynir ve kımız yapmaktaydılar. Atlar hem kılları hem derileri hemde binek hayvanı olarak çok değerliydi. Büyükbaş hayvan yetiştiriciliği tercih edilmiyordu. Sayısı da Hunlar arasında çok azdır. Hunlar büyük çoğunlukla koyun postunda yapılma çadırlarda kalırlardı. Macaristan'a geldiklerinde bir kısmının kot tarzı evlerde yaşadıklarınıda biliyoruz. Hunların dokumayı bilmemesi veyahut çiftçilik yapmadığını bazı batılı yazarlar yazmışlardır fakat arkeolojik kanıtlar bunu yalanlamaktadır. Hunlar keten elbiseler dikmişlerdir. Bazı kurganlardan çıkan demir oraklarda onların bir kısmının tarımla uğraştığını göstermektedir.
Hunlar, Roma ile ticarette köle, at ve kürk ihraç etmişler ipek, şarap ve silah eşyası ithal etmişlerdir. Hunların şarap ve ipek sevdikleri bilinir. Kronikler Attila'nın sarayının ipekten yapıldığını bildirmektedir. Hunların altın ihtiyacını ticaret, Roma ordusunda yaptıkları paralı askerlik ve Romalıların Hunlara ödediği haraç ve vergiler ile sağlanıyordu. Hunların para bastığına dair bir bilgi yoktur. Roma para birimi olan Solidus'u kullandıkları biliniyor.

Tarihi

Kuruluşu


Hun askerleri.

Hunların bir şehir kuşatmasını tasvir eden 1360 tarihli minyatür.
Kuzey Hun Devleti'nin yıkılmasının ardından dağılan ve batıya çekilen Hunlar, Ural Nehri ve İdil Nehri arasına yerleşmişlerdir. Ardından Hunlar, bu bölgedeki Türk boylarını egemenlikleri altına almıştır. 4. yüzyılın ortalarında Aral Gölü ile Hazar Denizi'nin kuzeyindeki Alanülkesini ele geçirdikten sonra, 374 yılında Balamir komutasında İdil Nehri kıyılarında görünmüşler, Karadeniz'in kuzeyindeki düzlüklerde yaşayan Ostrogotlar'ı ve Vizigotlar'ı yenilgiye uğratmışlardır. 375 yılında Ostrogotlar ve VizigotlarHunlar'ın saldırılarından dolayı batıya doğru yönelmişlerdir. Böylece Kavimler Göçü başlamıştır.
Balamir'den sonra 378 yılında Alypbi, Hun İmparatoru olmuştur. 378 yılında Hunlar, Tuna Nehri'ni geçmişler ve Trakya'ya kadar ilerlemişlerdir. Hunlar, Trakya'ya kadar ilerlemelerine rağmen Roma İmparatorluğu'ndan bir direniş görmemişlerdir. Hunların baskısı altındaki barbar kavimler, Roma İmparatorluğu'nu zorlamaya başlamışlardır. Roma İmparatoru I. Theodosius'un 17 Ocak 395 tarihinde ölmesi üzerine Hunlar tekrar harekete geçmişlerdir. 395 yılında Hun orduları Balkanlar üzerinden Trakya'ya akın yapmışlardır. Yine aynı yıl Kafkasya'dan gelen Hunlar, bugün Lübnan'da bulunan Sur şehrinde, Şanlıurfa'da ve Antakya'da bir süre kalmışlar sonra tekrar Karadeniz'in kuzeyindeki topraklara dönmüşlerdir. Bu olay ile Türkler ilk defa Anadolu'ya gelmişlerdir.

Uldız (Uldin) Dönemi

390 yılında Alypbi'den sonra başa geçen Uldız zamanında HunlarKarpat Dağları'nı aşarak bugünkü Macaristan'ın bulunduğu bölgeye girmişlerdir. Hun İmparatorluğu'nun dış siyaseti Uldız zamanında belirlenmiştir. Buna göre, Doğu Roma İmparatorluğu baskıda tutulacak, barbar kavimlere karşı Batı Roma İmparatorluğu ile iyi ilişkiler içinde bulunulacaktı. Bunun nedeni Batı Roma İmparatorluğu'nun düşmanı olan barbar kavimler aynı zamanda Hunların da düşmanıdır. Bu nedenle Hunlar, Batı Roma İmparatorluğu ile iyi ilişkiler içinde bulunmayı seçmişleridir.
Uldız'ın Tuna boylarına kadar ilerlemesi ile barbar kavimler, Batı Roma İmparatorluğu topraklarına girmeye başlamıştır. Batı Roma İmparatorluğu, sınırlarını aşan kavimleri durdurmakta güçlük çekince Uldız'dan yardım istemiştir. Uldız yardım isteği üzerine 406 yılındaRadagais idaresindeki barbar kavimler, bu günkü Floransa'nın güneyinde yenilgiye uğratmış, Ağustos 406 tarihinde Radagais idam edilmiştir. Uldız bir yandan Batı Roma İmparatorluğu'nu kurtarırken diğer yandan barbar kavimleri Galya'ya göçe zorlayıp, Hunlara batıda hareket serbestliği sağlamıştır.
Uldız, Doğu Roma'yı baskı altına almak amacıyla 409 yılında Tuna Nehri'ni geçmiştir. Kendisi ile barış görüşmeleri için gönderilen Doğu Roma İmparatorluğu elçisine
Güneşin battığı yere kadar her yeri zaptedebilirim!
diyerek meydan okumuştur. Uldız'ın 412 yılında ölümünden sonra yerine Karaton geçmiştir. Donatus isimli hükümdar ise 412 yılına kadar Karadeniz'in çevresindeki Hun topraklarını yönetmiştir. Karaton 422 yılına kadar hükümdarlık yapmıştır.

Rua Dönemi

Oktar'dan sonra 422 yılında devletin başına Rua geçmiştir. Attila'nın babası olan Muncuk ise 408 yılında ölmüştür. Rua422 yılında Doğu Roma İmparatorluğu'nun, Hun ordusunu isyana kışkırtmak ve bağlı kavimleri Hunlar'dan ayırmak amacıyla Hun topraklarına gönderdiği casusları ileri sürerek Balkan seferine çıkmıştır. Direniş göstermeyen Doğu Roma İmparatorluğu, vergi ödemek zorunda bırakılmıştır.
Doğu Roma İmparatoru II. TheodosiusBatı Roma İmparatorluğu'ndaki karışıklıklardan yararlanarak İtalya'ya ordu ve donanma göndermiştir. Batı Roma İmparatorluğu Rua'dan yardım istemiştir. Rua bölgeye asker gönderince II. Theodosius, Hunlar ile savaşmayı kabul etmeyerek geri çekilmiştir. Doğu Roma İmparatorluğu, Hunların baskılarına karşı Hun idaresinde yaşayan kabileleri kışkırtmaya devam etmiştir. Bunun üzerine Rua, Doğu Romalı tüccarların Hun İmparatorluğu'nda ticaret yapmalarını ve ücretli asker toplamalarını yasaklamıştır. Yine bu dönemde 433 yılında Viyana Roma tarafından Hunlara teslim edilmiştir. Rua, Doğu Roma İmparatorluğu'na sığınan Hun kaçaklarını geri verilmesi ile uğraştığı sırada, 434 yılında ölmüştür.

Attila Dönemi

1360 Viyana kroniklerinde Attila.

Attila'nın Papa I. Leo ile görüşmesi.
İskitya Seferi Rua'nın ölümü üzerine Attila ve Bleda, Hun İmparatorluğu'nun başına geçmiştir. Attila, babası Muncuk'un ölümünden sonra amcası Rua'nın yanında yetişmiş, birlikte savaşlara katılmış, devlet yönetimini ve Hun siyasetini öğrenerek tecrübe kazanmıştır. Attila ve Bleda idaresi sırasında Hun İmparatorluğu ile Doğu Roma İmparatorluğu arasında Hun kaçaklarıyla ilgili görüşme yapılmaktaydı. Attila ve Bleda Hun elçisi Esla ile birlikte dönen II. Theodosius'un görevlendirmiş oldukları Roma konsülü Plintha ve Dionysius'u Tuna ve Morava nehirlerinin birleştiği yerdeki Margos (bugünkü Požarevac , Sırbistan)'da karşıladılar. Görüşmenin at sırtında yapılmasını isteyen Attila ve Bleda'ya karşı Roma elçileri de altta kalmamak için bu teklifi kabul etmiştir. Priscus'un yazdıklarına göre; at sırtında uzun süre oturmamış ve hiç müzakere yapmamış olan Roma elçilerinin zor halleri, Attila ve Bleda için eğlence ve alay konusu olmuştur. Yapılan görüşme sonucunda Doğu Roma İmparatorluğu ile Hun İmparatorluğu arasında yapılanMargos Antlaşması imzalanmıştır. Antlaşmanın başlıca maddeleri şunlardır;
  1. Doğu Roma İmparatorluğu, Hunlara ödemekte olduğu vergiyi iki katına çıkaracak (350 pound altından 700 pound altına).
  2. Doğu Roma İmparatorluğu, Hunlara bağlı ve onlara düşman kavimlerle antlaşma yapmayacak, ticari ilişkiler sınır kasabalarında devam edecek.
  3. Doğu Roma İmparatorluğu, elindeki Hun esirleri iade edecek.
  4. Doğu Roma İmparatorluğu, kaçak adam başına 8 Solidus altın ödeyecek.


İskitya Seferi

Attila ve Bleda Margos antlaşmayla; Hun İmparatorluğunun doğu bölgesine yapılacak sefer sırasında Bizans'dan gelebilecek tehditleri tümüyle ortadan kaldırmıştır. II. Theodosius ise bu antlaşmadan sonra, Sasani Şah'ı V. Behram ile aralarında geçmekte olan Ermenistan meselesine yoğunlaşmıştır. Hun kaçaklar geri alınarak bir kısmı idam edilmiş, Bizans'dan gelen altınlarla da İskitya Seferi için hazırlıklar tamamlanmıştır. 435 yılında Attila ve Bleda, Hun ordularının başına geçerek doğuda Volga boylarındaki Bizans'ın teşvikiyle isyan etmiş olan Akatlar ve Ak-Oğuzlar'ın üzerine yürümüştür. Elde ettikleri galibiyetten sonra Attila, oğlu Ellak'ı Akatların başına şef tayin etmiştir. Hun orduları Orta Asya'ya kadar geldikten sonra, dönüş yaparak Kara Deniz'in kuzeyindeki ovalar üzerinden Baltık sahillerine inmiş ve buradaki Sorogları mağlup etmiştir. Bu güç gösterisiyle İmparatorluğunun her yerinde düzen ve istikrarı sağladıktan sonra Attila ve Bleda ordularıyla İmparatorluk merkezine geri dönmüştür. 435-440 yılları arasında geçen bu kontrol ve teşkilatlandırma seferinden sonra Hun İmparatorluğu en geniş sınırlarına ulaşmış ve yaklaşık 4 milyon km²'lik bir coğrafyaya hükmetmiştir.

1. Balkan Seferi

441 yılına gelindiğinde Doğu ve Batı Roma İmparatorluğu tekrar barbar istilalarına mağruz kalmıştır. VandallarGeiserich idaresi altında Batı Roma İmparatorluğunun Afrika eyaletlerini istila ederek Kartaca'yı ele geçirmiştir. Doğu Roma İmparatorluğu ise Sasanilerin Ermenistan'ı istilası, Anadoluda ise Tzanilerin isyanlarıyla zor zamanlar geçirmektedir. Bizans'ın içinde bulunduğu durumun farkında olan Attila ve Bleda, Bizans ile aralarındaki antlaşma şartlarının değiştirilmesine karar vermiştir. Hun İmparatorluğuna ödenen haracın arttırılması için diplomatik müzakerelere gerek duyulmadığı, II. Theodosius'un karşı koyamayacağı bir saldırı sonucunda daha fazla ganimet elde edecekleri kararına varılmıştır. Saldırı gerekçesi olarak ise Doğu Roma İmparatorluğunun Margos Antlaşması'na uymaması ve Margos Piskopozunun Hun mezarlarını talan etmesi gösterilmiştir.
Hun orduları Attila ve Bleda önderliğinde, Tuna nehrini geçerek Viminacium (bugünkü Kostolac) şehrini yerle bir etmiştir. Margus kalesi önlerine gelindiğinde ise, Piskopos teslim olarak canının bağışlanması karşılığında, orduyu kaleye gizlice sokacağının teminatını verir. Attila ve Blade bu öneriyi kabul ederek Margus kalesini fetheder. II. Theodosius Hunlarla olan antlaşmaya sağdık kalacağı sözünü vermiş bu istila karşısında Sasani Şah'ı II. Yezdigirt ile antlaşma imzalayıp, Vandalların istilasına karşı deniz yoluyla Batı Roma İmparatorluğuna yardım amaçlı gönderdiği filoyu geri çağırtmıştır. Bu sefer sonucunda Doğu Roma İmparatorluğunun Hun ordularına karşı koyamayacağı anlaşılmıştır.

2. Balkan Seferi

443 yılına gelindiğinde Attila ve Bleda ordusunu yeni kuşatma araçlarıyla (koçbaşları, mancınıklar) donatarak Balkanların tamamına hakim olabilmek için orduyu dağıtmıştır. Naissus (Nis),Serdica (Sofya), Philippopolis (Filibe) ve Arcadiopolis (Lüleburgaz) şehirlerini sırayla harap edilmiştir. Fakat Attila ile Bleda'nın aralarında çıkan anlaşmazlıklar üzerine, Attila ağabey'i Bleda'yı445 yılında öldürerek Hun İmparatorluğunun tek hakimi olmuştur. Bizans İmparatorluğunu kesin olarak itaati altına alabilmek için 446 yılında ordularını tekrar harekete geçiren Attila, Dacia Ripensis bölgesindeki (bugünkü PlevneUtus Savaşında Arnegisclus komutasındaki Bizans ordularını imha etmiştir. Bu galibiyetten sonra ordusunun bir bölümünü Yunanistan'a gönderen Attila, ana orduyla birlikte Constantinopolis'e hareket etmiştir. Termopylae'ye kadar birçok yeri tahrip eden Hunlar, geri dönerek Büyükçekmeceye kadar gelen ana Hun ordusuna katılmıştır.
Yenilgiyi kabul eden II. Theodosius, Attila ile yeni bir antlaşma yapmak için konsül Anatolius'u Hun ordugahına göndermiştir. 447 yılında Hun İmparatorluğu ile Bizans İmparatorluğu arasında yapılan Anotolyos Antlaşmasıyla;
  1. Doğu Roma İmparatorluğu, yıllık ödediği vergiyi 3 katına çıkartacak (700 pound altından 2.100 pound altına).
  2. Doğu Roma İmparatorluğu, bir defaya mahsus savaş tazminati ödeyecek (6.000 pound altın)
  3. Doğu Roma İmparatorluğu, Tuna nehrinin güneyinde asker bulundurmayacak.
  4. Doğu Roma İmparatorluğu, elindeki Hun esirleri iade edecek.
  5. Doğu Roma İmparatorluğu, kaçak adam başına 12 Solidus altın ödeyecek.
Priscus'un yazdıklarına göre; Hunlara ödenmek zorunda kalınan olağanüstü vergiler yüzünden, birçok asilzade varlıklarını kaybetmiş, halk isyan etmiş ve iktisadi düşüş yüzünden birçok insan açlıktan ölmüştür veya intihar etmiştir.

Batı Roma (Galya) Seferi (451)


Galyadaki Roma villası Hun ordularını tarafından yağmalanırken. Georges Rochegrosse'ın Illustration kitabı.
Batı Roma İmparatoru'nun kızıyla evlenen Attila, çeyiz olarak imparatorluk topraklarının yarısını isteyince, bunu kabul etmeyen Batı Roma'nın üzerine yürüdü. Katalon Ovası'nda Attila, 100 bini Hun geri kalanı da Germen ve Slav kavimlerinden oluşan 200 bin kişilik bir ordu ile iken Roma ordusu da aynı bölgeye 200 bin kişilik ordu ile gelmişti. Hun düşmanı olan kavimlerin hepsi Flavius Aetius ordusunun safında birleşmişlerdi. 20 Haziran 451 günü dünyanın iki yarısı birbiri üzerine yüklendi. Katalon Savaşı yaklaşık 24 saat sürdü ve iki taraf da çok büyük büyük kayıplar verdi. Fakat akşam olduğunda dağılan Roma ordusu oldu. Roma'yı destekleyen Batı Got ordusu da kralları savaşta ölünce çekilmek zorunda kaldı. Attila Roma'nın asker deposu sayılan Galya'yı işgal etmiş, zamanın bilinen dünyasına yenilmezligini kabul ettirmişti.

İtalya Seferi (452)


Attila önderliğindeki Hunlar İtalya'yı ele geçirirken. V. Checa'nın bir resminden.
450 yılında başlayan Galya seferi Katalon savaşıyla kapanmıştır. Constantinopolis'de tutsak olan III. Valentinianus'un kızkardeşiHonoriaAttila'ya kendisini kurtarması için bir mektup ve kendisiyle evlenmesini için bir yüzük yollamıştır. İlk başta bunun bir aldatmaca olduğunu düşünen Attila, temkinli davranarak Ravenna'ya bir elçi heyeti gönderir. Honoria'nın serbest bırakılıp haklarının tanınmasını, aksi taktirde olayların daha kötü boyutlara ulaşacağının mesajını verir. III. Valentinianus, Attila'nın bu isteğini reddederek elçileri geri gönderir, Honoria'yı da Roma'ya getirterek üst düzey bir valiyle evlendirir. İsteğinin reddedildiğini öğrenen Attila451 yılında ordularını tekrar toplayarak İtalya aleyhinde harekata başlamıştır. Katalon savaşında kesin bi zafer elde edemeyip saray entrikaları yüzünden Ravenna'da kalmak mecburiyetinde olan Flavius Aetius, vakit ve imkan bulup Hun İmparatoru'nun harekatıyla meşgul olamamamıştır. Bu sebeple Attila, İtalya yolunu bir kale-şehir olan Aquilia'nın surları altına kadar kolayca katetmiştir.
Bu şehir, Batı Roma İmparatorluğu'nun doğu sınırlarını savunmaya yarayan bir mevkiideydi. Şehir çok sağlamlaştırılmış, muhafızları Gotlardan oluşturulmuş tecrübeli askerlerdi ve komutanları ise Got Prens Antala idi. Hunlar tarafından kuşatılan şehir yaklaşık 3 ay boyunca direndi ve hiçbir zaman teslim olmayacakmış izlenimi doğurdu. Bu biçim uzun bir kuşatmaya fazla rastlamayan, Aquilia çevresindeki yerleşim yerlerini yağma etmiş olan Hun ordusu, yiyecek sıkıntısı yüzünden zor zamanlar geçiriyordu ve memnuniyetsizliklerini açıkça belirtmeye başladılar. Attila bu durumun yakın zamanda daha da sakıncalı bir duruma dönüşebileceğini düşünüyor, böyle kalabalık ve kuvvetli bir kaleyi gerisinde bırakıp ilerlemeyi de uygun bulmuyordu. Geri çekilmeyi de İmparatorluğu'nun karşısında, kendisinin aciz ve beceriksiz görülmesini kabul edememiştir. Böyle bir durum ve tereddüt içinde olan ve ne karar alacağını bilmeyen Attila, Jordanes'in naklettiğine göre; bu sırada bir leylek sürüsünün Aquilia'yı bırakıp gitmekte olduğunu görür. Attila, askerlerini cesaretlendirmek için bu olaydan yararlanmayı fırsat bilerek askerlerine hitap eder "Üstün bir önsezişle yaratılmış olan bu kuş sürüsü, şehrin kendilerine güvenlik sağlamadığına kanaat getirerek yuvasını bırakıp gitmektedir. Bu kaleyi savunanların artık şehri savunacak kuvvetten ve imkandan mahrum olduğunun kesin bir işaretidir. Demek oluyorki, düşmanlarımız artık kuşatmamıza uzun zaman dayanamayacaktır." demiştir. Attila'nın bu sözleri askerleri üzerinde büyük bir etki yaratmıştır ve Hun askerleri, koçbaşları ve mancınıklarla artan bir heyecan ve şiddetle saldırıya geçmiştir. Surlarda açtıkları gedikten şehrin içine giren ordu, şehri yağma etmiş ve hiç kimseyi affetmeyerek öldürmüştür. Şehrin yağma edilişi bittikten sonra ise her taraftan verilen ateşle yakılmıştır. Böylelikle Batı Roma İmparatorluğu'nun en meşhur ve korunaklı şehirlerinden birisi haritadan silindiği gibi, İmparatorluğu doğu sınırında koruyan kapı da ortadan kalkmıştır.
Aquilia şehri düştükten sonra Attila ordusu ile birlikte İtalya'ya girmiş ve sıra ile AltinumPadovaVicenzaVeronaBrixia ve Bergamo gibi şehirleri harabeye çevirmiştir. Yalnızca Pavia ve Milanşehirleri razılıkla boyun eğip, değerli hediyeler karşılığında insanları ve evleri her türlü zarar ve ziyandan kurtulmuştur. Bu davranıştan anlaşılacağı üzere Hunların kendilerine yalnız başeğmeyenlere acımasız oldukları doğrulanmıştır.
Hunların yaptıkları tahribat, verdikleri zarar karşısında bütün İtalya'yı dehşet ve korku kaplamıştır. Flavius Aetius, İmparatorluğu yıkılmanın eşiğinden kurtarması için toplayabileceği bir ordu ile birlikte defalarca çağırılmıştır. Fakat savaş yorgunu ordusunda çok az asker kalmış olan Aetius, zafer ihtimali görmediğinden, Hunlarla savaşı kabul etmemiştir. Bizans İmparatoru Markianos'dan da yardım talep edilmiştir. Fakat ne onun ne de Aetius'un askerlerini toplayıp yardıma gelebilmesi uzun bir zaman gerektirmektedir. Galya'ya yerleşmiş olan barbar kabileler de, Attila'dan çekindiklerinden federe sıfatıyla Roma İmparatorluğunu savunmak için asker göndermeyi reddetmiştir. Durum ümitsizdir ve İmparator III. Valentinianus Ravenna'dan Roma'ya kaçmış olmasına rağmen orada da kendini güvende hissetmemektedir. Bu şartlar altında İmparatorluğun kurtulmasını sağlamak için danışamanlarından bazıları İmparator'a, bir elçi heyetinin hazırlanıp çok değerli ganimetlerle birlikte Attila'ya gönderilmesini tavsiye etmiştir. Bu sayede övgü dolu sözler ve ganimetlerle birlikte Hun Hakanı'nın yatıştırılıp, İtalya'yı istila etmekten vazgeçirilmesi kararlaştırılmıştır. Bu plan bir bakıma savaşma yanlısı olanlarca sakıncalı görünse bile; Milan ve Pavia da başeğerek ve ezikliği kabul ederek kurtulmuştu.
Roma elçiliğine; konsül ve en gözde senatörlerden biri olan Avienus, konsül ve vali Basileus ve Papa I. Leo seçilmiştir. Roma elçi heyeti Attila'yı Acroventus Mamboleius (bugünkü Peschiera del Garda) denilen yerde bulmuştur. Hun ordusu, Mincio Irmağı kenarında ihtiyar papayı parlak dini elbise giymiş ve silahsız görünce şaşırmıştır. Piskopoz ve Aziz III. Sixtus'un halefi, Gök Tanrısı adına Attila'dan, Roma'yı bağışlayıp, cemaatini barış içinde bırakmasını talep etmiştir. Aralarında geçen diyalog sırasında Attila, Papa'ya su sözleri söylemiştir:
Siz şaşırmışsınız. Tanrı'nın oğlu mu olur? O tektir.
Papanın kullanmış olduğu hitap ve İmparator III. Valentinianus'un hediye olarak gönderdiği paha biçilemeyecek değerde ganimetler, Attila'nın İtalya'yı işgal etmekten vazgeçirten sebepler olmuştur. Daha sonra Attila'nın, bu ganimetlerin bir kısmını Hun himayesindeki evlenen genç kızlara çeyiz olarak hediye verdiğine dair belgeler vardır. Bazı kaynaklar ise bu seferin o sırada İtalya'yı kırmakta olan veba salgını nedeniyle yarım kaldığını öne sürer.
Kuzay İtalya'dan topladıkları ganimet ve Roma'dan gönderilen altınlar, sefer sırasında orduda patlak veren ufak çaplı memnuniyetsizliğin karşılığı olmuştur. İtalya bu seferde kurtulmuştu; fakat Hun ordusu sapasağlamdı, yeni bir saldırı ve istila tehlikesi şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonrada dehşet ve ihtişamını koruyordu. Attila İtalya'yı bırakıp gitmeden önce, Honoria kendisine gönderilmez ve düğün hediyesi olarak yaklaşık 500.000 Solidus altın verilmezse, İtalya'ya tekrar döneceğini, bu sefer daha acımasız davranacağı tehdidinde bulundu. İsteği yerine getirilen Attila, payitahtına dönüşü sırasında, Constantinopolis'e gönderdiği elçiler aracılığıyla, Bizans'dan II. Theodosius zamanından kendisine borçlu kaldıkları haracı göndermelerini istemiştir. İmparatorMarkianos tekrar kuşatılma tehlikesiyle yüzyüze olduğunu bildiği için elçileri yüklü miktarda altınla Hun İmparatorluğu'nun merkezine göndermiştir.

Yıkılışı

Son seferinden kısa süre sonra 453'de Attila öldü ve tahtına en büyük oğlu İlek geçti. Ancak diğer oğulları Dengizek ve İrnek taht kavgasına girdiler. Çıkan karışıklığı fırsat bilen bazı kabileler birlikten ayrıldı ve devlet dağılma sürecine girdi. Attila'nın ölümünden bir yıl sonra Hunlar Nedao Savaşı'nda yenildi. İlek'in yerine tahta geçen Dengizik de 469'da öldü ve bu tarih bazı kaynaklarda Hun İmparatorluğu'nun sonu olarak kabul edilir. Attila'nın en küçük oğlu İrnek bir kısım Hun kütlesiyle doğuya doğru göç etti. Karadeniz'in kuzeyindeki Türk kitleleriyle karışan bu kitle bugünkü Bulgarların ataları olduğu ve "Bulgar" kelimesinin "bulgalanmak = bulanmak = karışmak" kelimelerinden "bulanan" yani karışan anlamında türediği kabul edilir.

Hun İmparatorları

  • Kama Tarkan (352 - ?)
  • Balamber, (Balamir) (? - 375)
  • Alypbi (Baltazar) (378 - 386)
  • Alypbi ve Muncuk (386 - 390)
  • Muncuk ve Uldız (390 - 408)
  • Uldız (408 - 411)
  • Karaton (412 - 422)
  • Oktar (425 - 430)
  • Rua (432 - 434)
  • Attila ve Bleda (434 - 445)
  • Attila (445 - 453)
  • İlek (453 - 455)
  • Tuldila (455 -457)



Göktürk Kağanlığı



Göktürk KağanlığıGök Türkler veya Kök TürklerKül Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarında Türük  veya Kök Türük  ya da pek az kabul gören bir görüşe göre Ökük TürükTonyukuk Yazıtında ise Türk (veya bazı yabancı kaynaklarda Türük) şeklinde geçer (Çince: 突厥 Pinyin: Tūjué; Wade-Giles: T'u-chüeh, Guangyun: dʰuət-kĭwɐt)], 552-744 yılları arasında Orta Asya ve Çin'de hükümdarlık sürdürmüş bir Türk devletidir.
Türk adı bugün kullandığımız şekli ile ilk kez Göktürkler dönemine ait Orhun Yazıtları'nda geçmektedir. "Türk" adıyla kurulmuş ilk ve Türk adını resmi devlet ismi şekliyle kullanan ilk Türk devletidir. Devletin kurucusu ve ilk önderi Bumin Kağan'dır. Bumin Kağan'ın kardeşi İstemi Yabgu ülkenin batı kanadını yönetirdi. Göktürkler komşuları olan ÇinSasani (İran) ve Bizans İmparatorluğu ile askeri, siyasi ve ekonomik ilişkiler kurdular.

Geçmiş

Göktürkler, 542'ye kadar Altay Dağları'nın güney eteklerinde yaşamışlardır. Çin kaynakları, ittifakla Göktürklerin Hunlardan geldiğini ifade etmektedir. Göktürkler, "Aşina" adını taşıyan ve kelime anlamı olarak kurt neslini ifade eden bir Hun ailesine mensupturlar. Kurt, Oğuz Kağan Destanı'ında yol gösterici olarak ifade edilmektedir. Göktürk Kağanlığı 552-745 yılları arasında varlığını sürdürdü. Çin'in Sien-pi kökenli Kuzey ChouKuzey ChiSui ve Tanghanedanları ile uzun süre savaşmıştı. Kardeş kavgaları, diğer Türk halklarıyla arasında yapılan savaşlar, iç savaşlar ve Çinliler ile olan uzun savaşlar devletin yıkılmasına neden oldu.

Kağanlık kurulmadan önce

Aşina ailesi, Chou Kitabı ve Kuzey Hanedanlar Tarihi 'ne göre, Hiung-nu'nun ayrı bir kolu ve Sui Kitabı ve T'ung-tien e göre, Ping-liang'ın "Karışık yabancı" ( / 杂胡, Pinyin: záhú, Wade-Giles: tsa-hu)larındandır. Sui Kitabı 'nın aktardığına göre, Sonraki Vey (Kuzey Vey) imparatoru T'ai-wu (T'o-pa Ch'ou, Fu-li, Büri)'nun Chü-ch'ü'yü yok ettiğinde (18 Ekim 439 tarihinde), Aşina'nın 500 hanesi Cücenlerlere koşup Chin-shanlara (Altay dağları) yerleştiler. Altay dağlarının kuzeyinde demir işleri yaparak Cücenlerin egemenliğinde yaşadılar. Çin tarihsel kaynakları Cücen kağanı Anagui'nin, kızıyla evlenmek isteyen Göktürk kağanı Bumin'e “Senin gibi demirci bir kölem benim kızımı hangi cesaret ve cür'etle nasıl isteyebilir?”dediğini kaydetmiştir. Anagui'nin bu ifadesi üzerine kimi araştırmacılar Göktürkler'in Cücenlerin egemenliği altında çalışan "demirci köleler" (Pinyin: duànnú, Wade-Giles: tuan-nu) olduklarını iddia etmiştir. Bunun Cücen toplumuna has 'vassallık' sistemi olabileceğini iddia eden araştırmacılar da bulunur. Ancak Denis Sinor'a göre, Anagui'nin bu ifadesi Türklerin demircilik sanatlarında uzmanlaşmış olduğunun bir kanıtıdır.

İlk Göktürk Kağanlığı (552-588)

Türk tarihi
Kashgari map.jpg
Göktürk Kağanlığı (552–581), 6. yüzyılın ortasında, Asya'nın doğusunda Çin devletinin, batısında Sasani-İran devletinin sınırladığı İç Asya bozkırlarında, doğuda Avarlar, batıda Eftalit/Ak Hunlar ile yapılan mücadeleler sonucunda ortaya çıktı. İlk Kağanları doğu kanadını yöneten Bumin Kağan, batı kanadını yöneten kardeşi İstemi Yabgu'dur. Bu Orhun yazıtlarında şöyle anlatılmaktadır:
"Üze kök tengri asra yagiz yir kilindukda ikin ara kisi oglı kılınmis. Kisi oglında üze eçüm apam Bumin Kagan İstemi Kagan olurmis. olurupan Türk budunung ilin törüsin tuta birmis, iti birmis Tört bulung kop yagı ermis. Sü sülepen tört bulungdaki budunug kop almis. Kop baz kılmı. Baslıgıg yükündürmis tizligig sökürmis. İlgerü kadirkan yiska tegi kirü temir kapigka tegi kondurmus."
"Üstte mavi gök, altta yağız yer kılındıkta, ikisi arasında insan oğlu kılınmış. İnsan oğlunun üzerine ecdadım Bumin Kağan, İstemi Kağan oturmuş. Oturarak Türk milletinin ilini töresini tutuvermiş, düzenleyi vermiş. Dört taraf hep düşman imiş. Ordu sevk ederek dört taraftaki milleti hep almış, hep tabi kılmış. başlıya baş eğdirmiş ,dizliye diz çöktürmüş. Doğuda Kadırkan ormanına kadar, batıda demir kapıya kadar kondurmuş."'' (Kültigin yazıtı,Doğu yüzü)
İli derleyen anlamında "İliğ Kağan" diye de adlandırılan Bumin Kağan (Aşina Tumen)'in ölümünden sonra, yerine oğlu İssik Kağan (Aşina Kolo, 552-553) geçtiyse de iktidarı fazla sürmedi. Bir yıl sonra Mukan Kağan (Aşina Yandou ya da "İrkin", 553-572) Moğol soylu Kitanları yenerek hükümdarlık tahtına oturdu.
Kendisi için çok büyük bir Yuğ (matem) töreni düzenlendi, bu törene çeşitli devletlerden pek çok ileri gelen katıldı. Mukan Kağan zamanında devlet muazzam bir genişliğe ulaşmıştı.
Mukan Kağan döneminde imparatorluk gittikçe yükselerek ihtişamlı ve heybetli bir hale geldi. Mukan Kağan Çin kaynaklarında heybetli ve kudretli görünüşü ve başarılı devlet adamlığı ile anlatılmaktadır.
Mukan'dan sonra tahta Taspar Kağan (572—581) geçti. Taspar Kağan, Budizmi kabul eden ve Çin'i baskı altında tutan yönleriyle sivrildi. Taspar'ın yerine İşbara Kağan (Aşina Şetu, 581—587) geçti.
  • 1. Göktürk Kağanlığının batı kanadı yönetimi: uzun ömürlü İstemi Yabgu, Tardu (Tardu zamanında bölünme)

Birinci Doğu Göktürk Kağanlığı (582-630)

Birinci Doğu Göktürk Kağanlığı, Baga Kağan (587—588), Tulan Kağan (588—599), Yami Kağan (599—609), Şipi Kağan (609—619), Çula Kağan (619—620), İllig Kağan (620—630) tarafından yönetildi.
Şipi Kağan (609-19) ve İllig Kağan (620-30) Sui ve Tang hanedanlarının en zayıf kaldığı dönemlerde Çin'e saldırdılar. 11 Eylül 615 tarihinde Şipi Kağan'ın ordusu Sui imparatoru Yang'ıYanmen'de kuşattı. 626 yılında İllig Kağan Hsüan-wu Kapısı Olayından istifade ederek Ch'ang-an'a doğru hızla ilerledi. 23 Eylül 626 tarihinde İllig Kağan ve onun demir süvarileri Pien Köprüsü'nün kuzeyinde Vey Nehri'ne ulaştılar. 25 Eylül 626 tarihinde köprünün ortasında beyaz atın kesilmesiyle T'ai-tsung ile İllig Kağan arasında ittifak gerçekleştirildi. Tang tazminatını ödedi ve daha da haraç vermeye söz verdi. Bunun karşılığı olarak İllig Kağan süvarilerin geri çekilmesine razı oldu (Vey Nehri Sözleşmesi veya Pian Köprüsü Sözleşmesi)
Fakat, Ekim 627'den önce Moğol ovasında yaşanan sert iklimler, ağır kar yağışı fırtınası toprakları birkaç metre derinliğe kadar örttü. Göçebelerin hayvanların otlatmaları önlendi ve bu nedenle hayvanların büyük bir çoğunluğu öldü. Yeni Tang Kitabı 'nın aktardığına göre, 628 yılında T'ai-tsung şöyle konuştu: Göktürk elinde yaz ortasında kırağı görüldü. Güneş beş gündür aynı yerden doğdu. Ay üç gündür aynı parlaklıktaydı. Bozkır kırmızı renkli hava (Kum fırtınası) ile dolduruldu. Böylece Göktürk ile Tang arasındaki güç dengesi drastik bir şekilde değişti.
27 Mart 630 tarihinde meydana gelen Yinshan Muharebesi'nde Li Ching komutasındaki Tang ordusu İllig Kağan komutasındaki Göktürkleri yendi. İllig Kağan İşbara Şad'ın yanına kaçtı. Fakat 2 Mayıs 630 tarihinde Tang ordusu İşbara Şad'ın çadırına ilerledi. İllig Kağan esir alınıp Ch'ang-an'a gönderildi. Böylece Doğu Göktürk Kağanlığı çöktü ve Tang'ın Chi-mi sistemine girdi. T'ai Tsung, Vey Nehri'ndeki ayıbımı kapatmak için bana yeter. dedi.

Tahakküm dönemi (630-681)

Çin İmparatoru T'ai-tsung kendisini Türklerin Gök Kağanı ilan ediyordu. Hakanlığa bağlı Türk ve diğer boylar etrafa dağılmaya başladılar, bunlardan bir kısmı ise Çin'e sığındı.
19 Mayıs 639 tarihinde  Kür Şad 'ın esin kaynağı olan Chieh-she-shuai (Şipi Kağan'ın oğlu ve Tölis Kağan'ın kardeşi) yanına topladığı 40 eski astı ile T'ai-tsung'ın yaz sarayı olan Chiu-ch'eng Sarayına saldırdı. Chieh-she-shuai'nin isyanından sonra Göktürklerin Sarı Irmak'ın güneyinde bulunmalarının iyi omadığını dile getirenler çoğaldı. T'ai-tsung da Göktürk siyasetini değiştirmeye karar verdi. 13 Ağustos 639 tarihinde T'ai-tsung, Li Simo (Aşina Simo)'yu Chilipi Kağan olarak atadı ve çeşitli eyaletlerde oturan Göktürk ve etnik azınlıkları Sarı Irmak'ın kuzeyine götürmesine ve orada surlar inşa ederek uzun süre sınır kalelerini muhafaza etmesine dair ferman çıkardı. Ancak Chilipi Kağan Seyantolardan korkarak kaleden çıkmak istemeyince T'ai-tsung, Tarım Bakanı Kuo Sipen'i Seyontolara yollayarak, Göktürklerle savaşmaması talimatını verdi.
28 Şubat 641 tarihinde Chilipi Kağan ilk defa nehri geçerek eskiden Dingxiang Kalesinin bulunmuş olduğu yerde çadırı kurdu. 30.000 hanelik halkı, 40.000 sağlam askeri ve 90.000 atı vardı. Kağan, imparator T'ai-tsung'a “Bendeniz haddim olmadığı halde merhametiniz sayesinde kabilenin başı oldum. Kabul olunursa nesillerimiz boyunca devletin bir bekçi köpeği olarak kuzey kapıyı koruyayım. Eğer Seyantolar istila ederse ailemin Çin Seddinin içine girmesine izin veriniz.” dedi. T'ai-tsung kararnameyi çıkarıp buna izin verdi.
679 yılında Shanyu Genel Valiliği'nin Göktürk liderlerinden Ashide Wenfu ve Ashide FengzhiAshina Nishufu'yu kağan yaparak Tang'a karşı isyan ettiler. 680 yılında, Tang ordusu Ashina Nishufu ve onun ordusunu yendi. Ashina Nishufu kendi adamları tarafından öldürüldü. Ashide Wenfu, Ashina Funian kağan yaparak yine Tang'a karşı isyan etti. Ashide Wenfu ve Ashina Funian Tang ordusuna teslim oldu. 5 Aralık 681 tarihinde Ashide Wenfu ve Ashina Funian da dahil olmak üzere 54 Göktürk Ch'ang-an'ın Doğu Pazarında halka açık bir alanda idam edildi.682 yılında Kutluk, Funian'ın adamlarının kalıntısı ile birlikte isyan etti ve Heisha Kalesini işgal etti.

Batı Göktürk Kağanlığı

Doğuda bunlar olup biterken batıdaki sınırlarını Kırım'a kadar genişleten İstemi Yabgu öldü. Yerine oğlu Tardu Kağan geçti. Tardu, 603 yılına kadar hükümdarlığını sürdürdü.
Doğuda Ta-po'nun ölümü üzerine tahta çıkan To-lo-pien (ya da sonraki adıyla Apa Kağantoyda / kurultayda yapılan kengeş'te (müzakere) onaylanmadı. Yerine Ta-po'nun yeğeni Şa-po-lio /İşbara Kağan ilan edildi. Çin politikalarının da tesiriyle batı kağanı Tardu, To-lo-pien'i destekledi. İşbara'nın Apa'nın annesini öldürtmesi doğu ile batı arasındaki ilişkileri bir daha düzelmemek üzere bozdu; iki budun artık birbirlerine düşman hale geldi.
Tardu'nun ölümünden sonra Batı Göktürkler, güçlerinin zayıfladığının bir göstergesi olan, yabguluk ve şadlık adları altında Aşena ailesine mensup kişilerce yönetildikten sonra 630 yılında Çin egemenliğine girdi. Bundan sonra On Oklar adını alarak Türgiş boyunun önderliğindeki boylar federasyonu şeklinde yüzyılın sonuna kadar Çin hakimiyetinde kaldılar.
Batı kağanlığının 658'de yıkılmasıyla I Göktürk Kağanlığı yıkılmış oldu.

İkinci Doğu Göktürk (Kutluk)Kağanlığı (682-745)

681 yılında Asena(ya da Aşina) ailesinden Kutluk Kağan, Çin'in kuzeyine yerleşmiş Türk boylarını yeniden toparlamayı başardı. Çin, Kitan ve Dokuz Oğuzlar (Uygurlar) ile yapılan savaşlar sonucunda Ötüken ormanında Göktürk Kağanlığı yeniden güçlendi. Kutluk, ili (devleti/ulusu) yeniden derlediği için İlteriş adını aldı.
692'de ölen İlteriş'in yerine kardeşi Kapgan kağan oldu. Devlet kurulduğundan beri kağanlık danışmanı olan Tonyukuk'un da bulunduğu Kitan'a TatabilereBasmillaraÇiklereAzlara,BayırkularaTürgişlere/On Oklara (Batı Göktürk budunu, Kitabelerde sürekli Türgiş Kağanı Türküm, budunum idi ifadeleri bununla ilgilidir), Kırgız ve Dokuz Oğuzlara yapılan seferlerle II. Göktürk Kağanlığı'nın sınırları Okyanus'tan Mâveraünnehir'deki Temir Kapığ (Demirkapı)'ya kadar ulaştı. İpek Yolu'nun büyük bir kısmı denetim altına alınmış oldu.
Kapgan'ın, Bayırkuların kurduğu bir pusuda öldürülmesi üzerine Göktürk Kağanlığı'nın başına oğlu İnel (ya da Ünal) geçti. Ancak Kutluk'un oğlu Bilge'yi, İnel'in kağanlığını kabul etmedi. Boy begleri (beyleri) Bilge'yi kağan ilan etti. İnel kabul etmese bile öldürüldü.Yeni kağan başa geçince kardeşi Kül Tigin'e ordunun komutanlığını verirken, Tonyukuka vezirlik görevini verdi. Onun dönemi de amcası dönemindeki gibi devletin egemenliğindeki boyların başkaldırılarıyla geçti. Çin'in desteklediği Uygur-Karluk-Basmıl bağlaşmasının Ötüken'e yönelik sürekli saldırıları, İpek Yolu'nun kilit noktası olan Cungarya'nın Çin'in denetimine geçmesi ve batıda On Ok budunu hakimiyetine alan Türgişler'in gün geçtikçe güçlenmesi neticesinde II. Göktürk Kağanlığı çöküşe sürüklendi. Bilge Kağan'ın, danışmanı Tonyukuk'u ve küçük kardeşi Kül Tigin'i kaybetmesinden sonra zehirlenerek  öldürülmesi üzerine yerine geçen Tengri Kağan çocuk yaştaydı. Onun kağanlığına karşı gelen Ozmış da ülkeyi toparlayacak güçte değildi. Uygurlar 745'te Ötüken'e girerek Göktürk Kağanlığına son verdiler.

 Göktürk Kağanları

Doğu Kağanları

1 ) Bumın İl Ḳaġan: Kağanlık Yaptığı Yıllar: 551-552. Adı: Türkçe Bumın ya da Tümen, Çincede Tŭmèn (T’u-men). Unvanları: Türkçe Bumın İl Ḳaġan (yazıtlarda Bumın Ḳaġan), Sogdça’da βwmyn γ'γ'n ve Çincede Tŭmèn Yīlì Kĕhàn (T’u-men Yi-li K’o-han).

2 ) Yĭxījì Kağan: Kağanlık Yaptığı Yıllar: 552-553. Adı: Türkçe Ḳara, Çincede Kēluó (K’o-lo). Unvânı: Çincede Yĭxījì Kĕhàn (Yi-hsi-chi K’o-han).
3 ) Mùgān Kağan: Kağanlık Yaptığı Yıllar: 553-572. Kağan olmadan önceki unvânı: Çincede Yāndū Sìjīn (Yen-tu Ssu-chin), (Sìjīn = İrkin/Erkin). Kağanlık unvânı: Eğer Mugan Türkçe ise Eski Türkçede sözcükler M ile başlamadığı için Buḳan Ḳaġan olması gerekir ancak Türkçede Buḳan diye bir sözcük ya da adın varlığı bilinmiyor (ancak Kırım’a saldıran Gök Türk komutanının adı Yunanca kaynaklarda Boukhanos - Βουχανος olarak geçiyor); Sogdçada Mwγ'n γ'γ'n, Çincede Mùgān Kĕhàn (Mu-kan K’o-han).
4 ) Tapar/Taspar Ḳaġan: Kağanlık Yaptığı Yıllar: 572-581. Adı: Türkçede Tapar ve Sogdçada T’sp’r (Taspar). Unvânı: Sogdçada T’sp’r γ'γ'n ve Çincede Ta/Tuóbō Kěhàn (T’o-bo K’o-han).
5 ) Ānluó Kağan: Kağanlık Yaptığı Yıl: 581. Adı ve Unvânı: Adı Çincede Ānluó (An-lo) olmasına karşılık kağanlık unvânı alıp almadığı bilinmemektedir
(İç Savaş, devlet birkaç yönetici arasında bölünür, Nevêr tarafından birleştirilir).
6 ) Işbara Ḳaġan: Kağanlık Yaptığı Yıllar: 582-587. Adı: Sogdça Nw’’r (Nevêr/Ñevar/Nivar), Çincede Shètú (She-t’u) / Niètú (Nie-t’u). Unvânı: Türkçede Işbara Ḳaġan, Sogdçada Nw’’r γ'γ'n ve Çincede Ĕrfú Kěhàn (Er-fu K’o-han) ile Shābōlüè Kěhàn (Sha-po-lüe K’o-han).
7 ) Baġa Ḳaġan: Kağanlık Yaptığı Yıllar: 587-588. Kağanlık öncesi adı ve unvânı: Türkçede bir olasılıkla Çulluġ, Çincede Yèhù Chŭluóhòu (Ye-hu Ch’u-lo-hou) (Yèhù = Yabġu). Unvânı: Türkçe Baġa Ḳaġan, Çincede Mòhè Kěhàn (Mo-ho K’o-han).
8 ) Dūlán Kağan: Kağanlık Yaptığı Yıllar: 588-600. Adı: Çincede Yōngyúlǘ (Yung-yü-lü). Unvânı: Çincede Dū/Dōulán Kěhàn (Tu/Tou-lan K’o-han).
9 ) Qĭmín Kağan: Kağanlık Yaptığı Yıllar: 600-609. Adı: Çincede Tūlì (T’u-li). Unvânı: Çincede Yīlìdou Qĭmín Kěhàn (Yi-li-tou Ch’i-min K’o-han).
10 ) Shĭbì Kağan: Kağanlık Yaptığı Yıllar: 609-619. Adı: Çincede Duōjíshì/Doují (Tuo-chi-shih/Tou-chi). Unvânı: Çincede Shĭbì Kěhàn (Shih-pi K’o-han).
11 ) Tūlì Kağan: Kağanlık Yaptığı Yıllar: 619-621. Adı: Türkçede bir olasılıkla Çulluġ, Çincede Chŭluóhòu (Ch’u-lo-hou). Unvânı: Türkçede Yabġu Ḳaġan, Çincede Tūlì Kěhàn (T’u-li K’o-han) ve Yèhù Kěhàn (Ye-hu K’o-han).
12 ) İllig Ḳaġan: Kağanlık Yaptığı Yıllar: 621-630. Adı: Çincede Duōbì (To-bi). Unvânı: Türkçede İl/İllig Ḳaġan ve Çincede Xié/Jiélì Kěhàn (Hsieh/Chieh-li K’o-han)
(630’da, Táng [T’ang] Sülâlesi Doğu Kağanlığı’nı yıkar).
13 ) Dabu Kağan (âsî): Kağanlık Yaptığı Yıllar: 630-638. Unvânı: Çincede Dabu Kěhàn (Ta-pu K’o-han).
14 ) Yugu Şad: Kağanlık Yaptığı Yıllar: 638-639. Unvânı: Çincede Yugu Shè (Yü-ku She).
15 ) Yiminishusilipi Kağan: Kağanlık Yaptığı Yıllar: 641-643. Çin’e yerleştirilen Gök Türklerin başına Táng (T’ang) Sülâlesi’nce getirilmiştir. Adı: Çincede Simo (Ssu-mo). Unvânı: Çincede Yiminishusilipi Kěhàn (Yi-mi-ni-shu-ssu-li-p’i K’o-han).
16 ) Yizhu Chebi Kağan (âsî): Kağanlık Yaptığı Yıllar: 638/639-648/650. Adı: Çincede Hubo (Hu-po) (?)(?). Unvanları: Önce Çincede Chebi (Ch’e-pi) iken sonradan Çincede Yizhu Chebi Kěhàn (Yi-chu Ch’e-pi K’o-han) olarak geçen unvânı aldı.
17 ) Āshǐnà Nizek Beg Kağan (âsî): Kağanlık Yaptığı Yıllar: 679-680. Adı: Sogdça-Türkçe Nizek Beg olabilir, Çincede Āshǐnà Níshúfú (A-shih-na Ni-shu-fu). Sogdça Nîzek adının Çincedeki biçimi Níshú’dur (Ni-shu); Fú ise Türkçe Beg için kullanılmış olabilir.
18 ) Āshǐnà Fúniàn Kağan (âsî): Kağanlık Yaptığı Yıl: 681. Adı: Çincede Āshǐnà Fúniàn (A-shih-na Fu-nien).
19 ) İltiriş Ḳaġan: Kağanlık Yaptığı Yıllar: 682-691. Adı: Türkçe Ḳutluġ, Çincede Āshĭnà Gǔduōlù (A-shih-na Ku-do-lu). Unvanları: Türkçe Ḳutluġ Ḳaġan ve İltiriş Ḳaġan, Çincede Gǔduōlù Kěhàn (Ku-to-lu K’o-han) ve Xié/Jiédiēlìshī Kěhàn (Hsieh/Chieh-tie-li-shih K’o-han).
20 ) Ḳapġan Ḳaġan: Kağanlık Yaptığı Yıllar: 691-716. Kağanlıktan önceki unvânı: Türkçe Bögü ya da Beg Çor olduğuna ilişkin görüşler vardır, Çincede Mòchuò (Mo-ch’o). Unvanları: Türkçe Bögü Ḳaġan ve Ḳapġan Ḳaġan, Çincede Mòchuò Kěhàn (Mo-ch’o K’o-han).
21 ) İnel Ḳaġan: Kağanlık Yaptığı Yıl: 716. Adı: Türkçe Bögü olabilir, Çincede Fújù (Fu-chü). Unvânı: Türkçe İnel Ḳaġan, Çincede Yíniè Kěhàn (Yi-nie K’o-han).
22 ) Bilge Ḳaġan: Kağanlık Yaptığı Yıllar: 716-734. Adı: Çincede Mòjílián (Mo-chi-lien). Unvânı: Türkçe Bilge Ḳaġan, Çincede Píjiā Kěhàn (P’i-chia K’o-han).
23 ) Yīrán Kağan: Kağanlık Yaptığı Yıllar: 734-740. Unvânı: Çincede Yīrán Kěhàn (Yi-jan K’o-han).
24 ) Teŋri Ḳaġan: Kağanlık Yaptığı Yıllar: 740-741. Unvânı: Türkçe Teŋri Ḳaġan, Çincede Cheng/Dēnglì Kěhàn (Ch’eng/Teng-li K’o-han).
25 ) (Adı ve unvânı bilinmiyor; Bilge Ḳaġan'ın oğullarından biri).
26 ) (Adı ve unvânı bilinmiyor; Bilge Ḳaġan'ın oğullarından biri).
27 ) Ḳutluġ Yabġu: Kağanlık Yaptığı Yıllar: 741-742. Unvânı: Türkçe Ḳutluġ Yabġu, Çincede Gǔduōlù Yèhù (Ku-to-lu Ye-hu).
28 ) Ozmış Ḳaġan: Kağanlık Yaptığı Yıllar: 742-744. Kağanlıktan Önceki Unvânı: Türkçe Ozmış Tigin. Kağanlık Unvânı: Türkçe Ozmış Ḳaġan (bunu Özmiş diye okuyanlar varsa da yazıtlarda Ozmış olarak yazılmıştır), Çince’de Wūsūmĭshī Kěhàn (Wu-su-mi-shih K’o-han).
29 ) Báiméi Kağan: Kağanlık Yaptığı Yıllar: 744-745. Unvânı: Çincede Báiméi Kěhàn (Pai-mei K’o-han) (Ak Kaşlı Kağan) olduğuna göre Türkçede Aḳḳaş Ḳaġan olabilir ancak elimizde yazılı bir belge yok.

Batı Kağanları

1 ) İstemi Yabġu (bağımsız değil): Yabġuluk Yaptığı Yıllar: 552-576. Adı: Türkçe yazıtlarda İstemi; Yunancada Silziboulos ΣΙΛΖΙΒΟΥΛΟΣ / Σιλζιβουλοσ, Dizaboulos ΔΙΖΑΒΟΥΛΟΣ / Διζαβουλοσ, Stembis ΣΤΕΜΒΙΣ / Στεμβισ, Arapça’da Sincibû ve Çincede Shìdiănmì (Shih-tien-mi) / Shìdìmĭ (Shih-ti-mi). Yapılan incelemeye göre Ziboulos, Zaboulos, Cibû ve sonraki Tǒng Yabġu Kağan için kullanılan Yunanca Ziebel, Ermenice Cebu, Gürcüce Cibgu Türkçe Yabġu’ya denk gelmektedir. İstemi ve Stembis ise bu adın Çince çevriyazısına daha yakın durmaktadır. İlk hece olan Sil/Di/Sin/Shì Türkçe Sı sözcüğüne benzemektedir. Bu durumda, Gök Türk yazıtlarında İstemi Ḳaġan olarak geçen bu kişinin gerçek unvânı Sı Yabġu olabilir mi? Unvanları: Türkçede İstemi Yabġu (yazıtlarda İstemi Ḳaġan), Çincede Shìdiănmì Yèhù (Shih-tien-mi Ye-hu).

2 ) Tardu Yabġu/Ḳaġan: Kağanlık Yaptığı Yıllar: 576-603. Adı: Türkçede ve Sogdçada Tardu, Çincede Dátóu (Ta-t’ou). Unvanları: Türkçede Tardu Yabġu/Ḳaġan, Çincede Dátóu Kěhàn (Ta-t’ou K’o-han) ve Bùjiā Kěhàn (Pu-chia K’o-han).
3 ) Chŭluó Kağan: Kağanlık Yaptığı Yıllar: 603-611. Adı: Çincede Hésànà (Ho-sa-na). Unvânı: Çincede Níjuē Chŭluó Kěhàn (Ni-chüeh Ch’u-lo K’o-han).
4 ) Shèguì Kağan: Kağanlık Yaptığı Yıllar: 611-618. Unvânı: Çincede Shèguì Kěhàn (She-kui K’o-han).
5 ) Tǒng Yabġu Kağan: Kağanlık Yaptığı Yıllar: 618-630. Unvânı: Çincede Tǒng Yèhù Kěhàn (T’ung Ye-hu K’o-han).
(Bundan sonrakiler Táng [T’ang] Sülâlesi’ne bağlılar; iç savaş başlar)
6 ) Baġatur Küllüg Sìpí Kağan: Kağanlık Yaptığı Yıllar: 630. Kağanlıktan Önceki Unvanları: Çincede Mòhèduō (Mo-ho-to) olan Türkçe Baġatur ve Yǎngsù Tèjìn (Yang-su T’e-chin) (Tèjìn = Tigin). Kağanlık Unvânı: Çincede Mòhèduō Qūlì Sìpí Kěhàn (Mo-ho-to Ch'ü-li-ssu-p'i K’o-han; Qūlì = Küllüg [Ünlü]), Hou Qūlìpí Kěhàn (Hou Ch'ü-li-p'i K'o-han) ya da Sì Qūlìsìpí Dūlù (Ssu Ch'ü-li-ssu-p'i Tu-lu).
7 ) Yĭpí Bōluó Sì Yabġu Kağan: Kağanlık Yaptığı Yıllar: 630-633. Kağanlıktan Önceki Unvânı: Çincede Xi/Tielì Tèjìn (Hsi/li T'e-chin). Kağanlık Unvânı: Çincede Yĭpí Bōluó Sì/Lü Yèhù Kěhàn (Yi-p'i Po-lo Ssu Ye-hu K’o-han).
8 ) Tarduş Ḳaġan: Kağanlık Yaptığı Yıllar: 633-634. Adı: Sogdça Nîzek, Çincede Níshú (Ni-shu). Unvânı: Türkçe Tarduş Ḳaġan, Çincede Duōluó Kěhàn (To-lo K’o-han).
9 ) Işbara İltiriş Ḳaġan: Kağanlık Yaptığı Yıllar: 634-638. Kağanlıktan Önceki Unvânı: Türkçe Toŋa Şad, Çincede Tóng’é Shè (T’ung-e She). Kağanlık Unvânı: Türkçe Işbara İltiriş Ḳaġan, Çincede Shābōluó Die/Xilìshī Kěhàn (Sha-po-lo Tie/Hsi-li-shih K’o-han).
(İç Savaş, kağanlık ikiye ayrılır)
10 ) Yĭpí Tarduş Kağan: Kağanlık Yaptığı Yıllar: 638-642. Kağanlıktan Önceki Unvânı: Çincede Yugu Shè. Kağanlık Unvânı: Türkçe Tarduş Ḳaġan, Çincede Yĭpí Duōluó Kěhàn (Yi-p’i To-lo K’o-han).
11 ) Yiqulishi Yĭpí Kağan: Kağanlık Yaptığı Yıllar: 639-640. Unvânı: Çincede Yiqulishi Yĭpí Kěhàn (Yi-ch’ü-li-shih Yi-p’i K’o-han).
12 ) Baġatur Yĭpí Yabġu Kağan: Kağanlık Yaptığı Yıllar: 640-641. Unvânı: Çincede Mòhèduō Yĭpí Yèhù [Mo-ho-to Yi-p’i Ye-hu].
13 ) Yĭpí Işbara Kağan: Kağanlık Yaptığı Yıllar: 641-642. Kağanlıktan Önceki Unvânı: Çincede Biheduo Yèhù (Pi-ho-do Ye-hu). Kağanlık Unvânı: Çincede Yĭpí Shābōluó Kěhàn (Yi-p’i Sha-po-lo K’o-han) .
14 ) Yĭpí Shèguì Kağan: Kağanlık Yaptığı Yıllar: 642-649. Unvânı: Çincede Yĭpí Shèguì Kěhàn (Yi-p’i She-kui K’o-han).
15 ) Işbara Ḳaġan: Kağanlık Yaptığı Yıllar: 651-656. Adı: Çince’de Āshǐnà Hèlǔ (A-shih-na Ho-lu). Unvânı: Türkçe Işbara Ḳaġan, Çincede Shābōluó Kěhàn (Sha-po-lo K’o-han).
16 ) Xīngxīwáng Kağan ve Jìwǎngjué Kağan: Táng (T’ang) Sülâlesi’nin atadığı kukla kağanlar. Aralarında iç savaş yaşanmıştır. Kağanlık Yaptıkları Yıllar: 651-667. Adları: Xīngxīwáng Kağan’ın adı Çincede Āshǐnà Míshe (A-shih-na Mi-she), Jìwǎngjué Kağan’ın adı ise Çincede Āshǐnà Bùzhēn (A-shih-na Pu-chen). Unvanları: Āshǐnà Míshe’nın unvânı Çince, Āshǐnà Bùzhēn’ın unvânı ise Çince Jìwǎngjué Kěhàn (Chi-wang-chüeh K’o-han).
17 ) Āshǐnà Yuánqìng ve Jiézhōng Shìzhŭ Kağan: Kağanlık Yaptıkları Yıllar: 667-692. Adları: Yuánqìng'in adı Çincede Āshǐnà Yuánqìng (A-shih-na Yüan-ch’ing), Jiézhōng'un adı Çince’de Buli Húsèluó (Pu-li Hu-se-lo; Buli = Türkçe Böri [Kurt]). Unvanları: Húsèluó’nun unvânı Çincede Jiézhōng Shìzhŭ Kěhàn (Chieh-chung Shih-chu K’o-han).
18 ) I. On Oḳ Ḳaġan (âsî): Kağanlık Yaptığı Yıllar: 677-679. Adı: Çincede Tuizi (T’ui-tzu). Unvânı: Türkçe On Ok Ḳaġan ve Çincede Shíxìng Kěhàn (Shih-hsing K’o-han, “On Boyun Kağanı”).
19 ) II. On Oḳ Ḳaġan: Kağanlık Yaptığı Yıllar: 704-716. Adı: Çincede Āshǐnà Huáidào (A-shih-na Huai-tao). Unvânı: Türkçe On Oḳ Ḳaġan ve Çincede Shíxìng Kěhàn (Shih-hsing K’o-han).
20 ) Āshǐnà Xiàn: Kendisi kağanlık unvânı almadığı hâlde On Oklar’ı yönetmek için Çin tarafından gönderilmiştir. Görev Yaptığı Yıllar: 705-717. Adı: Çincede Āshǐnà Xiàn (A-shih-na Hsien).
21 ) III. On Oḳ Ḳaġan: Kağanlık Yaptığı Yıllar: 739. Adı: Çincede Āshǐnà Xīn (A-shih-na Hsin). Unvânı: Türkçe On Oḳ Ḳaġan ve Çincede Shíxìng Kěhàn (Shih-hsing K’o-han).

Yönetim

Devleti "Kağan" unvanlı hükümdar yönetirdi. Kağan'da bilgelikalplık ve erdemlilik özellikleri aranırdı. İl denilen ülkeyi bilgili, kahraman, özü sözü doğru, erdemli devlet başkanı yönetirdi. Kağan'ın vazifeleri arasında savaş gücüyle devleti kurma ve düzene koyma, yeni alınan yerlere iskân, töre yani kanunları düzenlemek, halkı doyurup giydirmek vardı. Ülke geniş bölge teşkilatı gereğince Doğu ve Batı olmak üzere ikili devlet sistemine göre idâre edilirdi.Hükümdarlık hakkı tanrıdandır. Tanrı hükümdar olmasını istediği kişilere “kut” verir. Bilge Kağan ve atalarına da kut vermiştir. Metinlerde birçok defa tanrı adı zikredilir. Kağan, hakan, kam, kan sözcüklerinin ve tengi, umay, yer- su gibi tanrı ve tanrıçaların kullanımı ve alakaları da devlet anlayışında tanrısal öğeleri tasvir eder. Hükmün ilahi temeli diğer krallık ve yönetimlerde de görülebilir ancak burada ilgi çekici olan tanrının yansıması olan kağanın halktan kopmamış olmasıdır.
Kağan ve kağanın eşi Kağatun'nın dışında toplam 28 unvan vardı. Önceleri sayısı bir olan Yabgu’ya, toprağı genişledikçe ihtiyaç çoğalmıştır. Şehzadelere Tegin veya Tigin adı verilirdi. Tiginler, genel valilik, başkomutanlık gibi önemli memuriyetleri yaparlardı.
  • Tigin (特勒): prens
  • Şad (設): vali, askerî komutan
  • Yabgu (葉護): bakan
  • Kül çor (屈律啜)
  • Apa (阿波)
  • İlteber (俟利發)
  • Tudun (吐屯)
  • İrkin (俟斤)
  • Yanhongda (閻洪達, yánhóngdá)
  • İlteber (頡利發)
  • Tarkan (達幹 )
Göktürk Kağanlığı çatısı altında 12 budun toplanmıştır. Göktürk Yazıtları'ndaki budun adları şunlardır:
  • Türk/Türük Bodun
  • Oğuz/Dokuz Oğuz Bodun
  • On-ok Bodun
  • Töliş Bodun
  • Tarduş Bodun
  • Karluk Bodun
  • Türgiş Bodun
  • Ediz Bodun
  • İzgil Bodun
  • Çik Bodun
  • Az Bodun
  • Soğdak Bodun
Tüm budunlara genel isim olarak “Köktürk” adı da kullanılmış, Çinliler de "Tukyu" kelimesini kullanmıştır.
Göktürk İmparatorluğu’nun 193 yıllık dönemi içinde egemenliği altında şu devlet kuruluşları bulunmuştur:
  • Türk devlet kuruluşları: Dokuz-Oğuz (Üç-Oğuz), On-Uygur, Kırgız, Basmil, Karluk, Türgiş (Türkeş/On-Ok), Ediz.
  • Tatar, Moğol, Mançu, Tunguz ve Acem soylu toplumların devlet kuruluşları: Otuz-Tatar (Dokuz-Tatar), Avar (Apar), Kıtay (Kıtany), Kurıkan (Üç-Kurıkan), Bayırku, İzgil, Tangut (Toygut), Tongra, AltıÇub Soğdak (Sogd), Tezik, Az, Çik, Berçik, Tatabı.

Ordu

Göktürk ordusu, yükselme döneminde Asya’nın en güçlü askeri kuvvetiydi. Ordunun üçte ikisi süvari, biri de piyadeydi. Akınlarda ve savaşlarda süratli hareket etmek esastı. Gece ve gündüz sıkı yürüyüşle yol alan ve atlarına nöbetle binen Türk süvarisi, hiç ümit edilmedik anda, hiçbir haber alma şansı bırakmadan düşman ordusuna saldırırdı.Savaşta düşman asker miktarı yüzbinleri bulursa, Türk ordusu kırdırılmazdı. Bozkır taktiği ile ilk önce geri çekilinirdi. Merkez üssünden ayrılan düşman, vurkaç ve gerilla savaşı ile yıpratılıp, ani baskınla yok edilirdi. Göktürklerin bayrak ve tuğlarının tepesinde altından yapılmış kurt başlı heykel bulunurdu. Tuğ ile davul da bağımsızlık sembolleriydi.

Orhun'dan geniş görünüş
Göktürklerin başkenti Ötüken’dir. Burası Orhun Irmağı ile Selenge Irmağı'nın Tarim kolu arasında, ormanlar içinde bitki örtüsü ve suyu bol bir şehirdi. Ötüken’den başka Barshan, Çargelen-Çumgal, Çaldıvar, Atbaş, Şirdakbeg, Nanageldi, Fergana, Yassıkugart, Çikircik başlıca Göktürk'ün şehirleridir.

Göktürklerde karar, seçim, insan ve hayvan sayımı için ziyafetli devlet meclisi mahiyetinde Kenğeş Meclisi toplanırlardı.


Kültür

İnanç ve kuruluş mitolojisi

  • Yazıyı taşıyan en eski belge Kızıl şehrinde bulunuyor
  • Göktürkler inanç ve düşünce yapılarına göre Göktanrı (Tanrı veya Tengri) tarafından devlet kurma görevinin kendilerine verildiğine inanır ve bu doğrultuda hareket ederlerdi. Bu yüzden kendilerini Göktürk olarak tanımlamışlardır. Gök rengi, yani mavi kutsaldı. Yine ibadetler göğe en yakın yerlerde, yükseklerde yapılırdı. Bugün halen Anadolu'daki Türkmenler, belli kutlamalar için yüksek dağlara, tepelere çıkmaktadırlar.Göktürklerde hükümdar soyunun adı yazılı Çin kaynaklarına ve Türk sözlü geleneğine göre Asen (Asena, Zena, Aşena, Aşina 阿史那) dir. Bu kaynaklarda Göktürk Kağanlığını kuran bu ailesi kendi tanımlamada dişi bir kurdun soyundan geldiği anlatılmaktadır..

Kurt Başlı Tuğ

Doğu Göktürk kağanlarından Şipi Kağan (609~619), Suy Hanedanın son ve Tang Hanedanı’nın ilk yıllarından Çin’in iç siyasetine müdahale etmiştir. 617 yılında Çin otoritesine karşı isyan eden Çinli general Liang Shidu'ya kendi askerlerini komuta ettirmiş ve Tadu Bilge Kağan unvanı ve kurt başlı tuğu armağan vermiştir. Aynı şekilde Liu Wuzhou'ya Dayan Kağan (定楊可汗) unvanı ve kurt başlı tuğu vermiştir.

Sanat Ve Edebiyat

Orta Asya'da yapılan araştırma ve kazılarda Göktürkçe yazılı eserler bulunmuştur. Para, taş ve ağaç üzerine yazılan metinlerden, para ve taşlar üzerine yazılanlar günümüze kadar gelmiştir.İlk Türk abidelerinde yazılara altıncı yüzyılda rastlanmıştır. Bunlar kısa metinlerdir. Elde kalan Bengü Anıtları, Orhun Yazıtları veya 'Türük Bengü Taşları' da denen üç büyük yazıttır. Taşların üzeri oyulmak suretiyle yazılmıştır. Bu yazıtlar; Göktürk Kağan'ı Bilge Kağan, Kül Tigin ve Vezir Bilge Tonyukuk adlarına yazılıp, dikilmiştir. Yazıtlar kireç taşına yontularak yazıldığından zaman ve açık havanın tahribatına maruz kalıp, bozulmuştur. Bu yüzden bazı satırları ve birçok kelimeleri okunamaz durumdadır. Kül Tigin kitabesi, içlerinde en az tahribata uğrayanıdır.

Göktürklerin Soy ağacı

 
 
 
 
 
 
 
 
Göktürk Kağanlığı (Aşina)
Doğu Kanadı (Bumin Kağan)
Batı kanadı (İstemi Yabgu)
(552 - 582)
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Batı Göktürk
(Tarduş Kağan)
(582 - 657/739)
 
 
 
 
 
 
 
Doğu Göktürk
(İşbara Kağan)
(582 - 630)
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
İkinci Doğu Göktürk
İlteriş Kağan (Kutluk)
(682 - 745)
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Hazar Kağanlığı
(tartışmalı)
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Beş Hanedan
Şatuo (Göktürk)
(907 - 960)
 
 
Share:

0 yorum:

Yorum Gönder