10 Eylül 2014 Çarşamba

Feyzü'l-Furkan Açıklamalı Kur'ân-ı Kerîm Meali (Nebe Sûresi)

78. Nebe Sûresi

Mekke döneminde nâzil olmuştur. 40 âyettir. Nebe, “haber” demektir. Kıyamet gününün haberi ile başladığından bu adı almıştır.
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla
1. (Müşrikler) birbirine neyi sorup duruyorlar?
2-3. (İnanıp inanmamak için) hakkında ayrılığa düştükleri o büyük (güne ait) haberi (mi)?
4. Hayır! (Ayrılığa düşmeye lüzum yok, gerçeği) ileride bilip anlayacaklar.
5. Yine hayır! Onlar ilerde elbette bilecekler.
6-7Biz yeri bir beşik, dağları da (yeri dengede tutan) birer kazık yapmadık mı?
8. Hem sizi de çift çift yarattık.
9. Uykunuzu bir dinlenme yaptık.[1]
10. Geceyi (sükunet için) bir örtü kıldık.
11. Gündüzü de geçim(inizi kazanma) vakti yaptık.
12. Üstünüze yedi sağlam (gök) bina ettik.
13. (Ona) parıl parıl parlayan bir kandil (güneş) astık.
14-15-16. Tane(leri), bitki(leri) ve (ağaçları) sarmaş dolaş olmuş bahçeleri çıkaralım (yetiştirelim) diye sıkışan (yoğunlaşan bulut)lardan şarıl şarıl su indirdik.
17. Muhakkak (iyi ile kötünün, doğru ile yanlışın) ayrılma (haklarında hüküm verilme) günü, belirlenmiş bir vakittir.
18. O gün Sûr’a üflenir de (hepiniz) bölük bölük gelirsiniz.
19-20Artık (o gün) gök, kapı kapı açılmış, dağlar yürütülüp (dağılmış) bir serap (gibi) olmuştur. [krş. 18/47; 20/105-107; 27/88; 56/5-6; 101/5]
21-22. Şüphesiz cehennem hem (her an günahkârların düşmesi beklenen) bir gözetleme yeri hem de azgınların dönüp varacağı bir yerdir.
23. (Azgınlar,) devirler boyunca orada kalacaklardır.[2]
24-25-26. Orada ne bir serinlik ne de içilecek (iyi) bir şey tadarlar. Yalnız (yaptıklarına) tam uygun bir ceza olarak bir kaynar su, bir de irin (içerler).
27. Çünkü onlar, bir hesap (görüleceğini) ummuyorlardı.
28. Âyetlerimizi de alabildiğine yalanlamış (ve değersiz saymış, kendi bildiklerini yaşamış)lardı.
29. Biz de (yaptıkları) her şeyi, bir kitaba/deftere birer birer kaydetmişizdir. [krş. 17/13-14]
30. “Şimdi tadın (cezanızı)! Artık size azaptan başkasını artırmayacağız.” (denilecek).
31-32-33-34. Şüphesiz takvâ sahipleri için de (her korku ve kaygıdan) kurtuluş (ve cennette) bahçeler, bağlar, göğüsleri tomurcuklanmış aynı yaşta dilberler ve dolu dolu kadeh(ler vardır). [bk. 38/52; 56/37]
35. Orada boş bir söz ve bir yalan işitmezler.
36. (Bunlar) Rablerinden bir mükâfat, yeterli bir bağış olarak (verilir).
37. (Evet, bu,) göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi Rahmân (olan Allah) tarafından(dır ki) O’na (o gün) kimse hitap etmeye kalkışamaz.
38. O gün Rûh (Cebrail) ve melekler, saf halinde ayakta duracaktır. Rahmân’ın kendisine izin verdiğinden başkaları konuşamazlar; (onlar da ancak) doğruyu söyler(ler). [bk. 2/255; 20/108-109; 53/26]
39. İşte bu (kıyamet), ‘kesin gerçek’ olan gündür. O halde dileyen Rabbine (iman ve itaatle) bir dönüş yolu edinsin.
40. Çünkü biz, sizi yakın bir azapla uyardık. O gün kişi, ellerinin önden gönderdiği şeylere bakacak ve kâfir de: “Keşke ben (bu azabı görmeyip) toprak olsaydım!” diyecektir. [bk. 18/49]

[1] Belirli bir ölçüde uyumakla beden dinlenir ve yorgunluklar giderilir. Bilim adamları, günde altı saatin yeterli olacağını söylemişlerdir.
[2] Sonsuza dek kalmak inkârcılar içindir (Beydâvî; Celâleyn).
Share:

0 yorum:

Yorum Gönder