10 Eylül 2014 Çarşamba

Feyzü'l-Furkan Açıklamalı Kur'ân-ı Kerîm Meali (Kıyâme Sûresi)

75. Kıyâme Sûresi

Mekke döneminde nâzil olmuştur. 40 âyettir. Adını ilk âyetinde zikredilen ve bütün sûrenin konusunu teşkil eden kıyâmetten almıştır.
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla
1. Yemin ederim[1] o kıyâmet gününe!
2. Yemin ederim (gafletten uyanıp günahına karşı) kendini çokça ayıplayan o nefse. 
(Bu âyet, günahlarından dolayı pişman olup kendisini ayıplayan böylece kötülüğü ve günahları kendisine hoş gösteren ve onları yapmayı emreden (emmâre) nefsinin (12/53) hayvansal yön ve dürtüsünden kurtulmuş ve Allah (c.c.) katında bir derece değer kazanmış insanı tanıtmaktadır.) [krş. 3/135; 8/3]
3. İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya toplayamayacağımızı mı sanıyor?
4. Evet, onun parmak uçlarını bile (en ince çizgisine kadar yeniden) düzenlemeye kâdiriz. [krş. 17/49-51; 36/78-79; 79/10-11]
5. Fakat insan, önündeki (kıyâmet günü)nü yalan saymak ister.[2]
6. “Kıyâmet günü ne zaman?” diye sorar.
7-8-9. Ama, göz (dehşetten) kamaştığı, ay tutul(up artık karar)dığı, güneş ve ay bir araya getirildiği zaman,
10. (İşte) o gün insan: “Kaçacak yer neresi?” der.
11. Hayır! Hiçbir sığınacak yer yoktur.
12. O gün (varıp) durulacak yer, ancak Rabbinin huzurudur.
13. O gün insana (yapıp) önden yolladığı ve (yapmayıp) geri bıraktığı (amelleri) haber verilir.
14-15. Doğrusu insan, kendi nefsine (yaptıklarına) karşı şâhit olacaktır, her ne kadar mazeretlerini ortaya atsa da.
16. (Resûlüm! Vahiy geldiği zaman) onu alelacele almak için (bitmeden) dilini hareket ettirme!
17. Şüphesiz ki onu (kalbinde) toplamak ve (sana) okutmak bize aittir.
18. Onu (Cebrail vasıtasıyla sana) okuduğumuz zaman, onun okunuşuna uy. [bk. 20/114]
19. Sonra şüphesiz onu açıklamak da bize aittir.
20-21. Hayır! Hayır! (Ey insanlar!) Siz (çoğunuz) çabuk geçen (şu dünyay)ı seviyorsunuz da âhireti bırakıyorsunuz.
22-23. Birtakım yüzler, o gün Rabbin(in cemâlin)e bakıp parlayacak.[3] [bk. 80/37-42; 83/15; 88/2-10]
24-25. Bir takım yüzler de o gün asık olacak. (Çünkü) onlar, bel kemiklerini kıran bir felâkete uğratılacaklarını iyice anlarlar. [bk. 3/106-107]
26. Dikkat edin (can) köprücük kemiklerine dayandığı zaman,
27. “Kim çare bul(up şifa ver)ecek?” denilir.
28. Artık (can çekişen), hakikaten bir ayrılış olduğunu anlayacak,
29. (Can havliyle) bacak bacağa dolaşacak.
30. (İşte) o gün sevk(iyat) ancak Rabbinedir.
31-32-33. İşte o, ne samimi inanıp tasdik etti, ne de namaz kıldı. Aksine (peygamberleri, Kur’an’ı) yalanladı ve yüz çevirdi. Sonra çalım satarak yürüyüp ailesine gitti.
34. (Hem dünyada) lâyıktır sana (bela), daha da lâyık.
35. (Hem de âhirette) lâyıktır sana (azap), daha da lâyık.
36. İnsan başıboş bırakılacağını mı sanıyor? [krş. 23/115]
37. (O insan) akıtılan meni(nin için)den bir nutfe (sperma) değil midir?
38. Sonra bir alaka oldu da (Allah onu) yaratıp (âzâlarını) düzenledi. [bk. 22/5 ve dipnotu]
39. İşte ondan (o spermadan) erkek ve dişi olarak, iki sınıf var etti.
40. Şimdi (bütün) bu(nları yapan Allah), ölüleri diriltmeye kâdir değil mi? (Elbette kâdirdir.)

DİPNOTLAR:
[1] Baştaki “lâ” harfleri yemini kuvvetlendirmek için gelmiştir.
[2] Yahut “… insan önündeki (ömrü)nü günahla geçirmek ister.”
[3] Ehl-i Sünnet’e göre âhirette böylece Allah’ı görmek aklen mümkündür. Mü’minler âhirette onu görecek, kâfirler
göremeyeceklerdir (Beydâvî).
Share:

0 yorum:

Yorum Gönder