10 Eylül 2014 Çarşamba

Feyzü'l-Furkan Açıklamalı Kur'ân-ı Kerîm Meali (Nuh Sûresi)

71. Nuh Sûresi

Mekke döneminde nâzil olmuştur. Adını, konusu olan Hz. Nuh ve tebliğinden almıştır. 28 âyettir.
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla
1. Doğrusu biz, Nuh’u; “Kendilerine acıklı bir azap gelmeden önce kavmini uyar.” diye kavmine gönderdik.
2. Dedi ki: “Ey kavmim! Şüphesiz ben sizin için (gönderilmiş) apaçık bir uyarıcı (peygamber)im.”
3-4. “Allah’a kulluk edin, O’na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki (Allah da) sizin günahlarınızı bağışlasın ve (azap etmeksizin) sizi belli bir vakte kadar geciktirsin. Çünkü Allah’ın (takdir ettiği) vakti geldiği zaman artık geri bırakılmaz. Keşke bilseydiniz (iman ederdiniz)!”
5-6. (Nuh tekrar) dedi ki: “Ey Rabbim! Hakikaten ben, kavmimi gece ve gündüz (imana) davet ettim. Fakat benim davetim, ancak onların (imandan) kaçışını artırdı.”
7. “Doğrusu ben, kendilerini bağışlaman için (imana gelsinler diye) ne zaman davet etsem, parmaklarını kulaklarına tıkadılar (beni görmemek için) elbiselerine büründüler, (şirke ve küfre sapmada) ısrar ettiler ve büyüklendikçe büyüklendiler.”[1]
8. “Sonra hakikaten ben onları, yüksek sesle davet ettim.”
9. “Daha sonra ben, onlara hem açıktan açığa tebliğ ettim, hem de gizliden gizliye onlarla konuştum.”
10. Dedim ki: “Artık Rabbinizden mağfiret dileyin (istiğfâr edin ve yağmur için dua edin). Çünkü O çok bağışlayıcıdır.
11. “(İstiğfârınız ve duanız sebebiyle Allah) gökten üstünüze bol yağmur göndersin.[2]
12. “Sizi mallar ve oğullarla desteklesin, size bahçeler meydana getirsin ve size ırmaklar akıtsın.”
13. “Size ne oluyor da, Allah’ın büyüklüğünü takdir edip inanmıyorsunuz?”[3]
14. “Halbuki O, sizi türlü türlü hallere koyarak yarattı.” [bk. 39/6]
15. “Allah’ın yedi göğü(n katlarını/katmanlarını) birbiriyle ahenkli olarak nasıl yarattığını görmediniz mi?” [bk. 2/29; 17/44; 23/17; 65/12]
16. “Bunların içinde aya aydınlık verip güneşi de (ışık kaynağı) bir kandil yapmıştır.”
17. “Allah, bitkilerde olduğu gibi, sizi de yerden yetiştirdi.”[4]
18. “Sonra sizi yine oraya döndürecek ve (mahşerde kabirlerden)[5] diriltip çıkaracaktır.
19-20. “Allah, onda geniş geniş yollar (açıp) gidesiniz diye yeri sizin için bir yaygı yapmıştır.”
21. (Bundan sonra) Nuh dedi ki: “Ey Rabbim! (Bu öğütlere rağmen) doğrusu onlar bana karşı geldiler. Malı ve çocuğu kendisine ziyandan başkasını artırmayan (şımarık zengin) kimselerin peşinden gittiler.
22. “Büyük büyük hile (ve tuzak)lar kurdular.”
23. Dediler ki: “İlâhlarınızı sakın terk etmeyin. (Putların en büyükleri olan) Vedd’i, Suva’ı, Yeğûs’u, Ye’ûk’u ve Nesr’i asla bırakmayın.”
(Rivayete göre bu putlar Hz. Âdem’in beş oğlunun ismi olup iyi ve kahraman kişilerdi. Bunlar öldükten sonra onları çok seven halk, şeytanın kendilerini aldatmasıyla, onları unutmamak, bakıp hatırlamak için önce resimlerini çizip evlerine astılar. İşin aslı unutulunca sonraki nesiller onların meydanlarda heykellerini dikip tapınmaya başladılar. Bu tür olaylar her devirde böyle başlayıp geliştiğinden Hz. Peygamber put ve putçularla mücadele etmiş, insan tasvirlerini, gittikçe putlaştırılır diye yasaklamıştır.) [bk. 7/138; 29/ 25]
24. “Hakikaten onlar bir çoğunu saptırdılar. (Rabbim!) Sen de zalimlere şaşkınlıktan başka (bir şey) artırma!”
25. (İşte sırf bu) günahlarından dolayı (Tûfan ile) suda boğuldular, (ardından) da ateşe sokuldular. Kendilerine Allah’tan başka yardımcılar da bulamadılar.
26. Nuh dedi ki: “Ey Rabbim! Yeryüzünde kâfirlerden hiç kimseyi bırakma!”
27. “Çünkü sen onları bırakırsan, hem kullarını saptırırlar hem de (kendileri gibi) ahlâksız ve kâfir çocuklar dünyaya getirirler.”
28. “Ey Rabbim! Beni, anamı, babamı, iman etmiş olarak evime (mescide veya gemime) gireni (kıyamete kadar gelecek) mü’min erkekleri ve mü’min kadınları sen bağışla. Zalimlere de helakten başka (bir şey) artırma!” [bk. 11/36-37; 21/76; 54/9-10]

[1] İnkârcılar ve münâfıklar her devirde, tâğûtlara ve hevâlarına bağlanıp ilâhî vahye kulak tıkamışlardır. Aynı zamanda yayılmasını ve insanların ona meylini ve ona gidişini önlemeye çalışmışlardır.
[2] Her fırsatta Allah’a istiğfâr etmeli, onu her derdin ilacı olarak görmeliyiz. Bilinçli olarak çok istiğfâr edenin günahı da az olur. Yağmur duasında istiğfâr etmek bu âyetten hareketle meşru olmuştur.
[3] “Recâ” fiili menfî olarak kullanılınca “korkmak, inanmak” mânalarına gelir.
[4] Babanız Âdem’i topraktan yarattı (Celaleyn). [bk. 3/59; 22/5; 30/20; 35/11]
[5] Âyetlerde geçtiği üzere kabirlerden dirilişler, âhiret dirilişidir. [krş. 36/51-52; 99/2-6]
Share:

0 yorum:

Yorum Gönder