10 Eylül 2014 Çarşamba

Feyzü'l-Furkan Açıklamalı Kur'ân-ı Kerîm Meali (A’lâ Sûresi)

87. A’lâ Sûresi

A’lâ, “en yüce” demek olup sûre Mekke döneminde nâzil olmuştur. 19 âyettir. Adını ilk âyetindeki aynı ifadeden almıştır.
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla
1-2-3-4-5. Rabbinin yüce adını tesbih et (“Sübhâne Rabbiye’l A’lâ” de). O (her şeyi) yaratıp düzenine koyan (her şeyi) takdir ed(ip yarat)an ve ona göre de uygun yolu (ilham edip) gösteren,[1] (yemyeşil) otlağı çıkaran, sonra da onu, kararmış/siyahımsı çer çöp haline çevirendir.[2]
6-7. (Resûlüm!) Sana (Kur’an’ı) okutacağız; artık sen asla unutmayacaksın. Yalnız Allah’ın (nesh etmek için) dilediği başka. Çünkü O, açığı da bilir, gizliyi de.
8. Seni en kolay olana muvaffak kılacağız.
9. O halde sen öğüt (ve hatırlatmak)ya fayda verirse, diye öğüt verme (ve hatırlatma işi)ne devam et.
10. (Allah’a) saygısı olan, öğüt alacak (emrine uygun yaşayacak)tır.
11-12-13. Âsî/kötü olan kimse de ondan kaçınacak ama o en büyük ateşe girecektir. Sonra orada o, ne ölecek ne de yaşayacaktır. [krş. 4/56; 20/74; 25/14]
14-15. Doğrusu, hem (günahlardan) temizlenen hem de Rabbinin adını (tesbih, tehlil ve tekbirle) anıp namaz kılan mutluluğa/kurtuluşa ermiştir.
(Bu iki âyette sırasıyla amellerin üç derecesi ve böylece mutluluk formülü verilmektedir.)
16-17. Fakat! (Ey gafiller!) Siz, (geçici) dünya hayatını üstün tutuyorsunuz. Âhiret ise, hem daha hayırlı hem de devamlı (ve sonsuz)dur.
18-19. Muhakkak ki bu (öğütler)[3] evvelki sahîfelerde, İbrahim ve Musa’nın sahîfelerinde de vardır. [krş. 53/36-37]

[1] Her şeyin bir kaderi olduğuna dair bk. 25/2; 54/49.
[2] Âyetteki “ğusâ” kelimesi, sel köpüğü anlamına da gelmektedir. O zaman tercüme şöyle olur: “Sonra da onu (otlağı) siyahımsı bir sel köpüğü haline çevirendir.” Belki uzun zaman sonra bunlar yer altında petrol ve kömür haline gelmiş olabilir.
[3] 14-18. âyetlerde geçen.
Share:

0 yorum:

Yorum Gönder