10 Eylül 2014 Çarşamba

Feyzü'l-Furkan Açıklamalı Kur'ân-ı Kerîm Meali (Secde Sûresi)

32. Secde Sûresi

Mekke döneminde nâzil olmuştur. 30 âyettir. 18 ve 20. âyetler Medine’de inmiştir.
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adıyla
1. Elif, Lâm, Mîm.
2. İçinde hiç şüphe olmayan (bu) Kitab’ın indirilmesi, âlemlerin Rabbi (tarafı)ndandır.
3. Yoksa: “Onu uydurdu!” mu diyorlar? Hayır! O (Kur’an), senden önce (asırlarca) kendilerine hiçbir uyarıcı (peygamber) gelmemiş olan bir kavmi uyarman için Rabbinden gelen bir gerçektir ki onlar, bu sayede doğru yolu bulsunlar.
4. Gökleri, yeri ve bunların arasında olan şeyleri altı günde (devirde, halde) yaratan, sonra Arş’ı hükmü altına alan (bütün yarattıklarının mâliki ve hükümranı olan) Allah’tır. Sizin için O’ndan başka hiçbir dost ve şefaatçi yoktur. (Hâlâ) düşünüp öğüt almıyor musunuz? [krş. 7/54; 41/9-12]
5. Gökten yere kadar her işi O idare eder. Sonra işler O’na bir günde yükselir ki o günün miktarı, sizin saydığınız (günler)den bin sene eder. [bk. 22/47; 70/4]
6. İşte O, görünmeyeni de görüneni de bilen, mutlak galip ve çok merhametli olandır.
7-8-9. Yarattığı her şeyi güzel yapan ve (ilk) insanı yaratmaya da çamurdan başlayan, sonra onun neslini, hakir bir suyun özünden (spermadan) yaratan[1] sonra onu (tastamam) düzeltip ona kendi ruhundan üfleyen,[2] sizin için kulaklar, gözler ve gönüller yaratan O’dur. (Buna rağmen) ne kadar az şükrediyorsunuz!
10. (İnkârcılar): “Biz yerde (çürüyüp) kaybolduğumuz zaman, yeni bir yaratılışta mı olacağız?” dediler. Çünkü onlar, Rableriyle karşılaşmalarını da inkâr ederler.
11. De ki: “Üzerinize vekil kılınan ölüm meleği canınızı alacak, sonra da Rabbinize döndürüleceksiniz.”
12. Günahkârların, Rablerinin huzurunda (utançtan) başlarını öne eğerek: “Ey Rabbimiz! (Şimdi her şeyi) gördük, işittik, bizi (dünyaya) geri gönder de sâlih amel işleyelim. Çünkü artık biz kesin inananlarız.” (dediklerini) bir görsen! [bk. 6/27-28; 7/53; 14/44; 23/99-100; 42/44; 63/10-11]
(Bütün varlıkları yaratan Allah, bizleri de insan olarak yaratmış (4/1) fakat başıboş bırakmamıştır (75/36).
Sorumluluk yüklemiş ve hangimiz daha güzel (sevaplı) işler yapacak diye imtihan etmek için de ölümü yaratmıştır (67/2). Ölüm, dönüşü olmayan (2/16; 7/53; 26/101-102) bir uyanış ve gittiğimiz dünyada ölümsüzce yaşamaktır (87/13). Herkes dünyada yaptıklarının karşılığını orada eksiksiz görecektir (17/13-14, 71; 50/17-22; 99/7-8). Bunlar, kısaca kaynağı ilâhî olan en kesin bilgilerdir. Fakat insan kaynaklı, âhiret inancı olmayan çok tanrılı Hint dinlerinin, ilâhî dayanağı olmayarak ortaya attıkları reenkarnasyon (tenâsuh, ölen insan ruhunun insan veya bir hayvan cesedine girerek tekrar dünyaya gelmesi) olayı, hem akla hem İslâm’a aykırı hayalî bir tasavvur (kurgu)dur. Bunlar, Allah’ın yapmadığını, kendi akıllarına yaptırmak istemektedirler. Ancak Allah’ın emirlerine gönüllerini, kulaklarını ve gözlerini kapayanlar, Kur’an ifadesiyle ‘onlar (mânen) hayvan gibidirler; hatta daha da aşağı!’ (7/179). Mü’minler de bunu böyle bilirler. Mühim olan hayvanî vasıflardan kurtulmayı bilmek ve Allah’a bu sıfatla gitmemektir. Her devirde Allah’a, Kitab’ına, peygamberlerine ve âhiret gününe inanmayan dinsizler yine de kendilerinin ürettiği bir tapacak bulmuş veya bulma peşindedirler.)
13. Biz dileseydik herkese (dünyada) hidayetini verir (doğru yola iletir)dik. (Ancak herkesi kendi iradesine bıraktık.) Fakat: “Kesinlikle cehennemi, cinlerden ve insanlardan bütün (günahkârlarla) dolduracağım.” şeklindeki sözüm haktır (gerçekleşecektir). [krş. 7/179; 10/99; 64/2; 76/3]
14. “O halde siz, bugününüze kavuşmayı unuttuğunuzdan (ve hevânıza göreyaşadığınızdan) dolayı tadın (azabı)! Doğrusu biz de sizi (şimdi cehennemde bırakıp) terk ettik.[3] Yapmakta olduklarınıza karşı tadın ebedî azabı!” (denilecek)
15. Bizim âyetlerimize ancak, kendilerine öğüt verildiği zaman büyüklük taslamayaraksecdeye kapanan ve Rablerini hamd ile tesbih eden kimseler iman eder.[4]
16. Onlar (gece namazı için) yataklarından kalkarlar, korkarak ve umarak Rablerine yalvarırlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan da (hayır yolunda) harcarlar. [krş. 2/25]
17. Artık, yaptıklarına bir karşılık olarak, onlar için gözler aydınlığı nice (nimetlerin) saklandığını hiç kimse bilmez.
18. İman eden bir kimse, (Allah yolundan çıkarak) fâsık olan kimse gibi midir? Onlar (elbette) bir olmazlar. [krş. 11/23-24; 40/58; 45/21; 59/20]
19. İman edip de sâlih (Allah’ın rızasına uygun) amellerde bulunanlara gelince: Onlar için, (bu yapmış olduklarına karşılık) bir ağırlama/bir konaklama yeri olarak (barınacakları) Me’vâ cennetleri vardır.
20. Fâsıklara (hak yoldan çıkan, âsî olanlara) gelince, onların barınacakları yer deateştir. Ne zaman oradan çıkmak isteseler, yine oraya geri çevrilirler ve onlara: “O yalan saydığınız ateşin azabını tadın!” denilir.
21. Belki (doğru yola) dönerler diye onlara, o büyük azaptan önce, yakın (dünya) azabın(ın çeşitlerin)den de mutlaka tattıracağız.
22. Kendisine Rabbinin âyetleriyle öğüt verilip de sonra onlardan yüz çeviren kimseden daha zalim kim olabilir? Muhakkak ki biz günahkârlardan öç alıcıyız.
(Demek ki Rabbinin âyetleriyle öğütlenip hayatına bu doğrultuda yön vermeyen, hevâ ve hevesine göre yaşayan kimse en zalim kimsedir.)
23. Andolsun ki biz, Musa’ya Kitab’ı verdik, sen de ona (onun gibi bir Kitab’a) kavuşacağından şüphe etme![5] Onu İsrâiloğulları’na bir rehber kılmıştık.
24. Sabrettikleri ve (Tevrat’taki) âyetlerimize kesin inandıkları zaman,[6] içlerinden (onları) emrimizle doğru yola çağırıp götürecek önderler yetiştirdik. [bk. 17/2]
25. Şüphesiz ki Rabbin, hakkında ayrılığa düştükleri şeylerde, kıyamet günü onların arasında hükmünü verecek (haklıyı, haksızı ayıracak)tır.
26. (Şimdi) yurtlarında gezip durdukları, kendilerinden önceki nice nesilleri yok etmiş olmamız, hâlâ onları doğru yola sevketmez mi? Doğrusu bunda elbette ibretler vardır. Hâlâ (öğüt) dinlemeyecekler mi? [bk. 19/ 98; 22/45-46]
27. Görmüyorlar mı ki biz kurak yere suyu sevkediyoruz da, onun sayesinde içinden hem hayvanlarının hem kendilerinin yediği ekini çıkarıyoruz; hâlâ görmeyecekler mi?
28. (Bir de:) “Eğer doğru söylüyorsanız, bu hüküm (kıyamet) günü ne zaman (bildirin!)” diyorlar.
29. (Resûlüm!) De ki: “Hüküm günü, küfre sapanlara (artık) iman etmeleri fayda vermeyecek ve onlara mühlet de verilmeyecek.”
30. Artık onlardan yüz çevir (ve azaplarını) bekle. Çünkü onlar da, (zanlarınca senin helakini) beklemektedirler.[7]

[1] Nutfe, sperma demek olup dişi yumurtayı dölleyen ve üremeyi sağlayan hücredir. O da normalde dökülen milyonlarca hücreden yalnız bir tanesidir. Büyüklüğü ise milimetrenin on binde biri kadardır.
[2] Ruh’un Allah’a nisbet edilmesi, onun değerinin yüksekliğini belirtmek içindir. Kâbe’ye “Beytullah” denildiği gibi (Beydâvî).
[3] Mukâtil, s. 114.
[4] Secde âyeti konusunda bk. 7/206.
[5] Beydâvî; Elmalılı, VI, 3864. Yahut: “O (Musa)’nın Kitab’a kavuşmasından şüphede olma.”
[6] Yahut “…için.” Bu “zaman” kelimesine “için” mânası, “lemmâ” edatını “limâ” okuyan kıraatlere göredir.
[7] Tirmizî’nin rivayet ettiği bir hadîs-i şerîfte şöyle buyurulmuştur: “Peygamber Secde ve Mülk sûrelerini okumadan uyumazdı.” İbni Mes’ûd da, “Secde sûresini okumak kabir azabını önler.” buyurmuştur.
Share:

0 yorum:

Yorum Gönder